Valizini Hazırla, Bazılarını Geride Bırakma Vakti Geldi
Takvimler değişti, yeni bir yıla, yeni umutlarla “merhaba” dedik. Ama bir dakika… Her şeyi ve herkesi yanımızda mı getirdik?
Oysa hayat, bavulunu herkese taşıtmaz. Çünkü yükleri ağırdır, çünkü niyetleri yorgun, çünkü varlıkları artık yürüyüşünü yavaşlatıyordur. Her insan, her alışkanlık, her duygu yeni bir yıla layık değildir.
Dürüst olalım, her yeni yıl bir temizlik fırsatıdır. Gardırobumuzdaki eski kazakları, çekmecedeki çalışmayan pilleri çöpe atarken neden ruhumuzu yoran, enerjimizi sömüren ve sadece “kalabalık” yapan insanları yanımızda taşımaya devam ediyoruz? Bence bazı insanlar 2025’in tozlu raflarında kalmayı çoktan hak etti.
Hayat bir yolculuksa, yanımıza alacağımız yolcuların kalitesi yolun keyfini belirler. 2025 boyunca bize sadece yük olanları 2026’nın ferahlığına taşımak, kendimize yapacağımız en büyük haksızlık. Alışkanlık diye sarıldığımız ama bizi küçülten ilişkiler… Onlar da takvim değişince mucizevi biçimde iyileşmez. Sürekli mağdur rolü yapanlar, dünyanın kendi etrafında döndüğünü sanan ve başlarına gelen her şey için başkalarını suçlayanlar, “Mış Gibi” yapanlar, yanınızdaymış gibi görünüp ilk virajda sizi yalnız bırakanlar… Sahte gülüşler ve samimiyetsiz “Canım ya”lar… Hayallerinizin gardiyanları; siz bir adım atmak istediğinizde “Yapamazsın” diyen, içinizdeki ışığı söndürmeye çalışan o “gerçekçi” görünümlü karamsarlar… Hepsi geçen yılda kaldı; onlar 2025’in karanlığına daha çok yakışıyor.
Bazı hayaller de kalmalıdır. Artık senin olmayan, seni temsil etmeyen, büyümeni engelleyen hayaller… Onları da bırakmalısın, çünkü insan bazen hayalinden değil, hayalinin eski hâlinden vazgeçer.
Bu bencillik değil, hayatta kalma bilgisidir. Yol uzunsa yük hafif olmalıdır. Bazıları 2025’te kalmalı ki 2026’ya vardığında içini ferahlatan bir boşluk olsun. Ve o boşluk, sana nihayet kendinle yürüyebilme alanı açsın. Unutma: Boşalmayan bir yere yeni bir şey ekleyemezsin. Yeni dostluklara, yeni heyecanlara ve gerçek samimiyete yer açmak için kalabalığı 2025’te bırakmalısın.
Birini geride bırakmak her zaman kavga etmek demek değildir. Bazen sadece araya mesafe koymak, mesajlara daha geç cevap vermek veya o “toksik” buluşmalara “hayır” demektir. Onlara teşekkür edebilirsiniz; size sabrı öğrettikleri için, neyi istemediğinizi gösterdikleri için ya da sadece bir dönem yol arkadaşlığı yaptıkları için. Ancak kapıdan geçerken elini bırakmanız gerektiğini bilmelisiniz.
2026’ya sadece size iyi gelenleri dahil ettiğinizde, omuzlarınızdaki yükün hafiflediğini hissedeceksiniz.
Başkalarının figüranlık yaptığı bir hayatı yaşamaktan vazgeçmeliyiz; o figüranları sahneden çekmemiz gerekir. Hayatımızı bir film şeridi gibi hayal edersek, yönetmen koltuğunda oturduğumuz kadar senaryonun her satırında da kendi imzamızın olması gerekir. Ancak çoğumuz, başrolünde olduğumuz bu hikâyeyi yazarken kalemi başkalarına kaptırıyoruz. Daha da kötüsü; hikâyemize derinlik katmayan, sadece gürültü yapan ve enerjimizi sömüren “figüranların” sahnelerimizi işgal etmesine izin veriyoruz. Unutmayın ki az ve öz insan, çok ve boş insandan her zaman daha değerlidir. Hayatınızın yönetmeni sizseniz, prodüksiyon bütçemizi (yani zamanımızı ve duygularımızı) yanlış oyunculara harcamamalısınız.
O zaman size ilham verenleri seçin; sizi yukarı taşıyan, vizyonunuzu genişleten ve en önemlisi “kendiniz olmanıza” izin verenleri başrolünüzün yanına ekleyin.
Sonuç olarak; ömür dediğimiz bu kısa metrajlı filmde dekorun bir parçası olanlarla vakit kaybetmeyin. Kendi destanınızı yazmak istiyorsanız kalemi elinize alın ve sadece hikâyenize gerçekten anlam katanları kadraja dahil edin. Çünkü bu sizin hayatınız ve sahnede devleşmek için kalabalıklara değil, gerçek bir niyet ve doğru yol arkadaşlarına ihtiyacınız var.
Sizin listenizde kimler var?
Sizin de “İyi ki 2025’te kaldı” dediğiniz zihniyetler veya insan tipleri var mı? Ya da bu yıl kimlere veda ettiniz? Yorumlarda buluşalım, yüklerimizi birlikte hafifletelim!
2026’da sevgi ve saygı ile kalalım.

