Hayat, yaşamı aramak değil, kendinizi aramaktır… (C. Pavese)
Sahi, sürekli bir arama peşindeyiz? Neyi kaybetmişiz ki neyi arıyoruz? İnsan hayatı boyu neyi arar? Neden gelmiş bu dünyaya ve neden gidiyor bu dünyadan? Bu döngü neden?
İnsan hayatı boyu huzur arar. Huzuru da genel olarak kimisi ormanlık içinde, deniz kıyısında sahip olduğu villada; kimisi dünyayı gezmekte, kimisi de yapmak istediği her şeye ulaşmakta görür. Ama bunu yaşayan insanlar var. Onlar böyle düşünmüyor. Veya huzuru bunda görmeyen insanlar da az değil.
Belki de sürekli arayış içinde olanlar, huzurun peşinde koştuklarının farkında değiller. Hâlbuki huzur çok uzakta değil ki… İçimizdedir huzur. Neden dışarıda arıyoruz ki?
Huzur, ruhun sakin olmasıdır. Ruhu sakin olmayan hiç kimse gerçek huzura kavuşamaz.
İşte burada hatırlamamız gereken:
“Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.” (Ra’d Suresi, 28. Ayet)
Buna şahit olmak için Allah’ı sürekli anan gerçek insanlara bakmak yeterlidir. Onlar kızmaz, sürekli sabırlı ve her şeyde bir anlam olduğunu bilenlerdir. Çünkü insan Allah’a bir adım gittikçe, Allah ona kapılarını açar; ona beş adım yaklaşır.
Ve hiç kimse sahip olduğu ne varsa ona tesadüfen sahip değildir. İyilik yapan veya işini iyi bilen kimse, Allah’ın ona izin verdiği kadar iyidir. Biz maddi bir hiçiz ve herkes yalnız dünyadan göçtüğünde gerçek bir hiç olduğunu anlar. O kadar hiçiz ve aynı zamanda unutkanız ki bazen hiçliğimizi bile unutuyoruz.
Biz gerçek hiçliğimizi manevi olarak idrak ettiğimizde asıl huzura kavuşuruz. Ama biz dünyaya bağlı olduğumuz sürece sürekli bu huzurdan kaçarız. Çünkü bu, en çok içimizdeki şeytanı rahatsız ediyor. Ve şeytan en çok ona inanmayanları kandırmakla meşgul.
Çünkü her şeye mantıksal yaklaştığında maneviyattan uzaklaşırsın ve bu, şeytanın işine geliyor. Zira mantığımızı mantıksal yolla çok iyi kapatmak mümkün. Çünkü mantık tek başına olduğunda kalp gözümüzü kapatır.
Ama biz ruhla donatılmış bir varlığız ve o ruhu huzura aç bıraktığında, hayatın boyu huzuru arar dururuz. Yanlış yerde aradığında huzura hiçbir zaman kavuşamazsın… Ve ya öldüğünde kavuşursun; ya huzura ya da huzursuzluğa.

