Bu yazımdaki çıkarımlarım evvelce kendime ders ve sitem niteliğindedir. Hiç kimseye sitem etmek ve ders vermek amacı yoktur. Kalplere şifa, sorulara cevap olabilmesi niyetiyle… Bismillahirrahmanirrahim…
Çoğu zaman yanlış anlaşılmış ve bu yanlış anlaşılma hâlinde ısrarla durulmuş bir olgu var bu yazımızda, soframızın baş köşesinde: “Seni olduğun gibi kabul ediyor ve seviyorum.” Birisini olduğu gibi; hataları, eksikleri, kusurları, artıları, kusursuzlukları ile kabul etmek, nedendir bilmiyorum ama çoğu zaman yanlış algılanmakta. Birisini olduğu gibi kabul etmek, bundan sonra yapacağın tüm hataları görmezden geleceğim demek değildir. Aksine, hatalarımızı birlikte düzeltmeye, eksikliklerimiz konusunda birbirimizi tamamlamaya çalışacağız demektir. Aksi taktirde bu ifade; bir dostluğun, sevgililiğin veya bir birlikteliğin her iki tarafını da vurdumduymazlığa, merhametsizliğe ve cahil cesaretliliğe sevk edebilir.
Birisini olduğu gibi kabul etmek ve dahi sevmek elbette ki erdemdir. Ancak birisini, onun hatalarına göz yumabilecek kadar sevmek, kişinin kendi hakkına girmesi değil midir? Kişi, kendisini yok sayarak karşısındakini nasıl var edebilir? Öyleyse “seni olduğun gibi seviyorum” cümlesi kişiyi sonsuz miktarda sevindirmeli ancak eseri miktarda cesaretlendirmelidir. Yani kişi, karşısındaki kişiyi yani muhatabını kendisine bağımlı bir varlık olarak görmekten kaçınmalıdır. Peki, bu kaçınmanın en doğru yolu nedir? Kısıtlamak mı, sınır koymak mı? Aslında her ikisi de etkili birer yöntemdir; ancak yöneltildiği hedef bakımından faydalı veya faydasız olabilmektedir. Yani bir birliktelikte insan kendini kısıtlamalı, karşısındaki kişiyi ise sınırlamalıdır. Yani kendisine, muhatabı ile ilgili kısıtlamalar getirmeli; muhatabına ise kendisi ile ilgili sınırlamalar. Daha net olması açısından her iki duruma da birer örnek vermek faydalı olacaktır. Örneğin, kendisini muhatabı konusunda merak, kıskançlık ve kırıcılık konusunda kısıtlamalı; yani cesaretli olmak ile yüzsüz olmayı birbirine karıştırmamalıdır. Muhatabını, kendisi konusunda sınırlı bırakma konusunda yapması gerekenlere ise şu şekilde örnekler verebiliriz: Muhatabımız bize ne kadar karışabiliyor, hayatımızın hangi noktasında yer alıyor…
Uzun lafın kısası, birisini olduğu gibi kabul etmek en kaba tabiri ile şu cümle ile özetlenebilir belki de:
“Neysen neydin, bundan sonra benimlesin.”
Bu cümlenin, kuran veya kullanan kişi açısından sahiplenici hiçbir özelliği olmamalıdır. Aksi taktirde yanlış anlaşılma hâli sürer gider. Bu cümle ile söylenmek istenen şu olmalıdır: İkimiz de kendi ferdi hayatlarımızda düştük, kalktık; şimdi ise birlikte düşeceğiz, birlikte kalkacağız. Yani birbirimize düşmeyi ve kalkmayı öğreteceğiz İnşallah.

