Fitoterapi Nedir?
Günümüzde pek çok kişi tarafından farklı isimlerle anılsa da en doğru tanımıyla fitoterapi; tıbbi bitkilerle tedavi yöntemi anlamına gelir. Hastalıkların; taze veya kurutulmuş bitkiler ile bunlardan elde edilen doğal ekstreler kullanılarak tedavi edilmesidir.
İnsanlık, var olduğu günden bu yana çevresindeki bitkilerin yararlarını ve zararlarını gözlemlemiş, doğanın sunduğu bu eczaneyi keşfetmeye çalışmıştır. Bu kadim bilgi birikiminin kökleri milattan önce 50’li yıllara kadar dayanmaktadır.
Tarihin Derinliklerinden Gelen Bilgi Birikimi
Fitoterapinin izlerini Çin, Mezopotamya, Mısır, Hitit, Roma ve Bizans medeniyetlerinde net bir şekilde görmekteyiz. Anadolu topraklarında ise 500’e yakın tıbbi bitkinin morfolojik, farmakolojik ve toksikolojik özellikleri kayıt altına alınmıştır. Bu alandaki en büyük kaynaklardan biri kuşkusuz Dioscorides’in eseridir.
Ayrıca İslam dünyasında bilime yön vermiş kıymetli hekimlerimiz; Farabi, Dinaveri, Biruni, İbn-i Sina ve İbn-i Baytar’ın çalışmaları ve 18. yüzyıla kadar Avrupa üniversitelerinde temel tıp dersi olarak okutulmuştur.
Şifa İlminin Bilgesi: Lokman Hekim
Lokman Hekim’i duymayanımız yoktur. Hatta onun için şöyle denilir: “Ölümden başka her türlü devayı bulmuş, hatta ölümün ilacına dahi vakıf olmuştur.” Ancak efsaneye göre bu gizli formül elinden uçup gitmiştir.
İslam’da Bitkinin Önemi
Bitkilerin anatomisi ve doğadaki şifa, öylesine derin bir deryadır ki her yaprak ayrı bir sır barındırır.
Peygamber Kelamı ile Çörek Otunun Mucizesi
Bitkilerin bu muazzam gücü, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mübarek sözlerine de mazhar olmuştur. Efendimiz (s.a.v.), çörek otu için şu eşsiz ifadeyi kullanmıştır:
”Çörek otuna devam ediniz; zira o, ölümden başka her derde devadır.”
Yaratılıştaki Güce İnanmak
Bitkilerin şifasına ve Allah’ın yarattığı her şeyin barındırdığı o eşsiz güce yürekten inanın. Doğada tesadüfe yer yoktur; her bitki, her kök ve her tohum, Yaradan’ın bizlere sunduğu sessiz birer reçetedir. Bu isimler, tıp alanında bugün bile hayranlık uyandıran harika eserler ortaya koymuşlardır.
Dünyada Fitoterapinin Yeri ve Önemi
Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, bitkiler hâlâ dünya nüfusunun büyük bir bölümü için en değerli ilaç kaynaklarıdır. Araştırmalar çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır:
Dünya nüfusunun %80’i sentetik ilaçları hiç kullanmamaktadır.
Nüfusun dörtte üçü, kendi geleneksel kültürlerindeki bitkisel kaynaklı ilaçlara güvenmekte ve bunları kullanmaya devam etmektedir.
Geri kalan kesim ise modern tıp ve bitkisel yöntemleri bir arada (komplimenter) kullanmaktadır.
Modern Tıp ve Doğru Teşhisin Önemi
Geçmişte büyüklerimizin bitkisel yöntemlerle elde ettiği başarılar yadsınamaz. Ancak unutulmamalıdır ki; hastalıkta esas olan tıptır ve teşhis her şeyden önemlidir. Her türlü bitkisel takviye ve tedavi, mutlaka doktor kontrolünde ve en doğru yöntemle ilerlemelidir. Fitoterapi, modern tıbbın bir alternatifi değil, tamamlayıcısı ve doğat sağlığı açısından giderek önem kazanan bir disiplindir.
Hatay’ın Kayıp Hazinesi: Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi
Memleketim Hatay, dağları ve iklimiyle tıbbi bitkiler açısından eşsiz bir zenginliğe sahiptir. Bu zenginliğin en güzel yansıması, eski Antakya’nın Habibi Neccar Camii karşısındaki ara sokaklarda bulunan Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi idi.
Bu müzede:
- 500’e yakın bitki türü,
- Bitkisel ve aromatik yağlar,
- Tedavi yöntemleri ve kurutma teknikleri sergileniyordu.
Maalesef “Asrın Felaketi” olarak adlandırdığımız depremde bu güzel müzemizi de kaybettik. Rabbim, bu değerlerimizin tekrar inşa edilmesini ve yeniden hayat bulmasını nasip etsin. Güzel memleketim Hatay’a bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Geçen ayki yazımda, kanser hastalığında kullanılan bitkilerden ve kış aylarında karşılaştığımız enfeksiyon, grip ve soğuk algınlığı gibi rahatsızlıklarda hastalığı en kolay ve hızlı şekilde tedavi etmeye yardımcı olacak bitkilere değindim. Bundan sonraki yazılarımda ise her türlü hastalıkta kullanılabilecek destekleyici takviye ve şifa kaynağı olan bitkilere değineceğim. Bu yazılarımı her hafta daha kapsamlı ve daha detaylı bir şekilde kaleme alacağım. Siz değerli okurlarımın tüm sorularına, şimdiye kadar öğrendiğim bilgilere dayanarak içtenlikle yanıt vereceğim.
Hayatın her alanında mutlaka bitkilere yer verelim. Hastalığın Allah’tan olduğunu, her hastalığın şifa kaynağının Allahü Teâlâ tarafından bize gönderildiğini unutmayalım. “Ölümden başka her derde deva vardır.” sözünü hepimiz duymuşuzdur.
Yaşadığımız hayat boyunca sağlıklı bir şekilde yaşamak ve vücudumuzu tanımak çok önemlidir. Vücudumuzun anatomisine göre kan gruplarımızın etkili olduğu, kan grubuna dayalı bir beslenme metodunun bulunduğu ve bu metodun nasıl uygulanacağı konusunu da ilerleyen zamanlarda sizlere geniş kapsamlı olarak anlatacağım.
Unutmayın ki bedenimizin doktoru bizleriz. Sizler bedeninizi tanımazsanız, bizlerin size yardımcı olması bir hayli güç olur. Biz, öğrendiklerimizi sizlere aktarmakla görevliyiz. Allah’a şükürler olsun ki şimdiye kadar yaptığım her tedavide, çoğu hastamızı doğru teşhis ve doğru yöntemlerle sağlığına kavuşturduk. Bundan sonra da aynı görevimizi sürdürmeye devam edeceğiz.
Gelecek Yazılarımızda Neler Olacak?
Bu yazımda sizlere fitoterapinin anlamını ve önemini kısaca özetlemek istedim. Bundan sonraki paylaşımlarımda;
- Bitki çaylarının doğru hazırlanma teknikleri,
- Yara tedavilerinde bitkisel içeriklerin kullanımı,
- Her bitkinin faydaları, zararları ve tedavi edici özellikleri
gibi konuları detaylandıracağız.
Aktaracağım her bilginin sizlere şifa olmasını diliyorum. Sağlıkla ve afiyetle kalın.

