İnsanın Güzellik ile İmtihanı

18 Görüntüleme
3 Dak. Okuma

O kadar güzelsin ki… Bunu söylerken bir benzetme kurmuyorum; gerçekleri dile getiriyorum. Tıpkı kör kütük âşık olmak gibi… Göz görmese bile kalbin hissettiği, aklın sustuğu bir hâl bu. Kâinata baktığında insan, bu hissi yaşamamakta zorlanır. Çünkü tabiatta, evrende ve varlıkta öyle çok güzellik vardır ki saymak mümkün değildir. Her biri ayrı bir ahenkle, ayrı bir düzenle var olur.

İnsan bu güzellikleri uzaktan gördüğünde, içten içe onlara yaklaşmak ister. Sahip olmak, dokunmak, içinde olmak arzusu duyar. Bu durum yalnızca doğa için geçerli değildir; kadının güzelliğinde, insan emeğiyle ortaya çıkan imkânlarda ve hayatın sunduğu her cazibede kendini gösterir. Güzellik, insanı çağırır. Ve insan çoğu zaman bu çağrıya kayıtsız kalamaz.

Ne var ki burada bir kırılma noktası başlar. Tabiatın kendiliğinden, kusursuz bir ölçüyle yaratılmış güzelliği, insan eliyle değiştirilmeye başlanır. Göz zevkine, menfaate ya da kısa vadeli arzulara göre yeniden dizayn edilir. Oysa bu gezegen, bu harikalar diyarı, insanın hükmetmesi için değil; anlaması, koruması ve uyum içinde yaşaması için var edilmiştir. İnsanlık neden kendisine sunulanı dönüştürmek yerine yok etmeyi seçer?

İnsanlığı satırlara dökmek istesek gerçekten kelimeler yetersiz kalır. Çünkü insan, yalnızca bir varlık değil; aynı zamanda bir sorudur. Evrenin var olma sebebi midir, yoksa evreni anlamlandırma çabası mıdır? Belki de her ikisi… İnsan, anlam arayan bir merkezdir. Hem hayranlık duyan hem de bozan; hem seven hem tüketen bir çelişkidir.

Peki, uğruna evrenlerin, gezegenlerin ve ahiret hayatının yaratıldığı insan neden bu kadar değerlidir? Allah, neden insana bu denli kıymet atfetmiştir? Oysa insan çoğu zaman kendisini yaratanı kabullenmekte zorlanır. Kendisine verilmiş güzellikleri olduğu gibi kabul etmek yerine, onları kendi isteğine göre şekillendirmeye çalışır. Sınırı unutur, ölçüyü aşar.

Ama bütün bu karmaşanın içinde değişmeyen bir hakikat vardır: Allah, insanı en güzel surette yaratmıştır. Bu güzellik yalnızca dış görünüşte değil; düşünme yetisinde, merhametinde, sorgulamasında ve seçim yapabilme özgürlüğündedir. Belki de insanın sınavı tam burada başlar: Kendisine verilen bu güzelliği koruyup yüceltmek mi, yoksa onu kendi elleriyle eksiltmek mi?

İnsanlık, doymak bilmeyen bir canlıdır. Sahip olduklarıyla yetinmez; daha fazlasını ister, daha fazlasını talep eder. Güzelliği seyrettiğinde şükretmek yerine, onu tüketmeyi seçer. Oysa imtihan, sahip olmakta değil; emanet bilincinde saklıdır. İnsan, kendisine sunulan güzelliği koruyabildiği ölçüde insan kalır. Aksi hâlde, hayran olduğu şeyin en büyük tahripçisi olur.

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Yazar
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version