Umudun Çatısı Tibet

20 Görüntüleme
2 Dak. Okuma

Çatısındaydım umudun
Kaçıp umutsuzluğun yıkıntılarından
Yıkılmadan dünyanın çatısı
Nefislerine gulam olanların tepesine…

Neyin zirvesindeydi zerre bedenim
Neredeydi zelil yaradılışım;
Dışında mı mağrur alçaklığın,
Aşağısında mı ulu kâinatın?

Kutsanmışken kutsal şehirde,
Yeni bir Buda olacak mıydı
İçimde her sabah doğan çocuk
İndus Nehri’nin kenarında arınan?

Tapınaklarda okunan neydi;
Adem’in ölüm fermanı mı,
Göklerin buluşma çağrısı mı
Tibet’in tepelerinde yankılanan?

Dünyanın en yüksek yerlerinden biri olan ve ‘Dünyanın Çatısı’ olarak kabul edilen Tibet, sadece beşeri boyutlarıyla değil, manevi ve ruhsal boyutlarıyla da önemli bir bölgedir. Binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan bu kadim bölge, ruhsal olgunluğa ve spritüel yeniden doğuşa ulaşmak için özel bir merkez olarak telakki edilir. İnsan, burada dünyanın en yüksek bölgelerinden birinde olmanın yanı sıra, dünyanın en yüksek manevi boyutlarından birine yükselmiş bulunmanın da felsefik bilincine varır.

Tibet Budizmi’ne göre en saygın dini lider olan ‘’Lama’’, öldükten sonra reenkarnasyonla yeniden dünyaya gelir ve yeni bir şekilde hükümranlığını sürdürür. Bu, mistik ve sonsuz bir döngüdür. Tibet Budizmi, Budizm’in temel öğretileri olan nefis terbiyesi, doğaya saygı, ahlaklı olmak ve ruhsal olgunluğa ulaşma çabası gibi hususları bünyesinde barındırır.

Bunun yanı sıra Tibet Budizmi, Tibet’in Ölüler Kitabı olan ‘’Bardo Thödol’’ daki öğretiler, evrene dair yasalar ve meditasyon yöntemleri çerçevesinde bir ruhsal ve dinsel temele sahiptir. Reenkarnasyonla sürekli olarak dünyaya gelen Lama’ya, Dalai Lama ismi verilmektedir. Tibet’in kutsal şehri olan Lhasa ise Dalai Lama’nın ebedi ve ezeli merkezi olarak kabul edilir.

Bir diğer taraftan Tibet Budizmi, Tibet’in dünyanın en yüksek bölgelerinden biri olmasından ötürü kendine has beşeri ve ruhsal bir anlam taşır. Burada, dünyanın çatısından tüm aleme bakışın ve tüm evreni kapsayacak derinlikli bir felsefenin varoluşu gösterilmeye çalışılır. Bu yönüyle karşımıza bir de ‘’umut’’ kavramı çıkar. Dünyada hangi olaylar veyahut felaketler olursa olsun Tibet’in tüm insanlık için sarsılmaz ve yok olmaz bir sığınak ve kale olduğu ifade edilmeye çalışılır. Netice itibariyle, dünyanın sonunun da ve nihayetinde dünyanın yeniden doğuşunun da bu topraklarda vuku bulacağı ifade edilir.

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Yazar
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version