İçimdeki Sessiz Çığlık

19 Görüntüleme
3 Dak. Okuma

Hayat, çoğu zaman bize sormadan yükler bırakır omuzlarımıza. Bir sabah uyanırsın ve fark edersin ki artık eskisi kadar güçlü değilsin. Güçlü görünmekten yorulmuşsun. İnsanların gözünde dimdik duran biri olmanın bedeli, içten içe paramparça olmaktır. Ve bu parçalanmışlık, kimsenin görmediği bir sessiz çığlığa dönüşür. Yalçın Sevim’in satırlarında sıkça gördüğümüz o içsel kırılganlık, aslında hepimizin içinde saklıdır. Biz, görünmeyen yaralarımızla yürüyen insanlarız.

Bir gün kalabalığın ortasında kendini yapayalnız hissedersin. İnsanların kahkahaları arasında senin sessizliğin daha da büyür. O an anlarsın ki yalnızlık, insanların yokluğu değil; anlaşılmamanın sessizliğidir. Birileri yanındadır belki ama kimse içindeki fırtınayı duymuyordur. İşte o an, kendi kendine konuşmaya başlarsın. “Ben buradayım” dersin, “beni görmeseler de ben varım.” Ve bu fark ediş, seni biraz daha büyütür. Çünkü insan, en çok kendi sesini duyduğunda olgunlaşır.

Hayatın bize öğrettiği en sert derslerden biri şudur: Herkes seni sevmek zorunda değil. Ve sen de herkesi mutlu etmek zorunda değilsin. Bir gün bunu kabul ettiğinde, özgürleşmeye başlarsın. Çünkü başkalarının beklentilerini taşımak, ruhunu ağırlaştırır.  Satırlarda sıkça rastladığımız o içten kabulleniş, aslında bir başkaldırıdır. Çünkü biz, başkalarının beklentilerini taşımaktan yorulmuş ruhlarız. İnsan bazen kendini anlatmak ister ama kelimeler boğazında düğümlenir. Çünkü herkes duymak istediğini duyar, görmek istediğini görür. Senin gerçekliğin, onların kalıplarına sığmaz. Ve sen, anlaşılmadıkça içine kapanırsın. Oysa içindeki sessiz çığlık, duyulmayı bekler. Belki bir kitapta, belki bir şarkıda, belki de bir yabancının gözlerinde… İnsan bazen hiç tanımadığı birinin sözlerinde kendini bulur. Çünkü acı, evrenseldir. Hepimiz farklı hikâyeler yaşarız ama aynı yaralardan geçeriz.

Bir gün fark edersin ki en büyük savaşın kendinle. İçindeki korkularla, pişmanlıklarla, yarım kalmış hayallerle… Ve bu savaşta kimse yanında değildir. Çünkü kimse senin içini senin kadar bilemez. İşte o yüzden, sessiz çığlıklarını duyan tek kişi sensin. Ve sen, kendi sesini duyduğunda iyileşmeye başlarsın. Hayat, bize sürekli güçlü olmamızı öğretir. Ama aslında en büyük güç, kırılganlığını kabul edebilmektir. Ağladığında zayıf değilsin; hissettiğinde insansın. Ve insan olmak, en büyük cesarettir. Çünkü insan olmak, kırılmayı göze almaktır.

Sonunda anlıyorsun ve dünya seni anlamasa da sen kendini anlamaya başladığında yolun aydınlanıyor. Ve belki de en büyük mucize, başkalarının sevgisini değil, kendi sevgini kazanabilmektir. Çünkü insan, en çok kendini sevdiğinde iyileşir.

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Yazar & Şair
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version