İnsanın İnsana Borcu: Saygı

28 Görüntüleme
2 Dak. Okuma

İnsan, bir başka insanın hayatına çoğu zaman farkında olmadan dokunur. Bazen bir bakışla, bazen tek bir cümleyle, bazen de sessizce yanından geçip giderken… Bu dokunuşların nasıl izler bırakacağını ise çoğu zaman düşünmeyiz. Oysa saygı, tam da bu farkındalıkla başlar: Karşımızdakinin de bir hayatı, bir hikâyesi, görünmeyen yükleri olduğunu hatırlamakla.

Saygı; yüksek sesle konuşmamak, mesafeli durmak ya da yalnızca kurallara uymak değildir. Saygı, bir insanı olduğu hâliyle kabul edebilme çabasıdır. Onu değiştirmeye çalışmadan, yargılamadan, küçültmeden dinleyebilmektir. Herkesin kendince bir mücadelesi olduğunu bilmek ve buna rağmen değil, bununla birlikte insanca davranabilmektir.

Günlük hayatın telaşı içinde insanlar çoğu zaman birbirine sertleşir. Sabırsızlık, yorgunluk ve kırgınlık; dili de bakışı da keskinleştirir. Birbirimizi anlamaya çalışmak yerine, hızlıca etiketleriz. Oysa kimse yalnızca görünen yüzünden ibaret değildir. Gülümseyen birinin içi fırtınalı olabilir; suskun olan birinin kalbi dolu… Saygı, bu ihtimalleri akılda tutabilmektir.

İnsan, anlaşılmadığında değil; görülmediğinde incinir. Bir cümleyi dinlemeden kesmek, bir duyguyu küçümsemek, bir düşünceyi alaya almak… Bunlar küçük gibi görünen ama insanın iç dünyasında derin izler bırakan davranışlardır. Saygı bazen konuşmamaktır, bazen de doğru zamanda susmayı bilmektir. Her söylenebilen sözün söylenmesi gerekmediğini fark edebilmektir.

Saygı, güçle değil; merhametle ilgilidir. Kendisini üstün gören değil, eşit hisseden insan saygılı olabilir. Çünkü saygı, karşısındakini aşağıda ya da yukarıda değil, tam karşısında görmeyi gerektirir. Aynı insanlık paydasında buluşmayı… Bu yüzden saygı, bir lütuf değil; insani bir sorumluluktur.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey, birbirimize biraz daha yavaş bakabilmek. Dinlemek için acele etmemek, cevap vermek için susabilmek. Herkesin kalbine aynı kapıdan girilmediğini bilmek… Saygı, tam olarak bu inceliğin adıdır. İncelik ise insanı insan yapan en sessiz erdemlerden biridir.

İnsan insana saygı duyduğunda, dünya daha adil olmaz belki ama daha yaşanılır hâle gelir. Bir selam, bir anlayış, bir durup düşünme anı… Büyük değişimler bazen bu küçük anlardan doğar. Çünkü saygı, gürültüyle değil; sessizlikle büyür.

Ve belki de unutmamamız gereken en temel hakikat şudur: İnsan, insana muhtaçtır. Bu muhtaçlık zayıflık değil, ortak kaderimizdir. Saygı ise bu ortak kaderi daha az yaralayıcı, daha çok insanca kılmanın yoludur.

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Öğretmen / Yazar
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version