Parla

19 Görüntüleme
3 Dak. Okuma

Hayat her duyguyu barındırır ve bazen yanlış yerleri evimiz sanabiliriz. Her şey o kadar mümkün ki aslında. Olmaz dediğimiz oluyor, yapmaz dediğimiz tam da o şekilde hatta daha fazlasını yapıyor. Ve biz herkese ve her şeye rağmen yaşamak zorundayız…

Bazen, “Acaba bu dünya cehennem mi?” diye düşünmeden edemiyorum. Artık o kadar çok kötülük var ki şaşırmamaya başladım gördüklerime ve duyduklarıma. Alışmaya mı başladık yoksa artık herkesin her şeyi yapabiliyor olmasını kabul mü ettik bilemiyorum. Tüm dünyada bir kaos, karmaşa ve kötülük var. Bunlar herkesin gözüne sokula sokula yapılırken, o kadar küçük bir topluluk bunların olmaması gerektiğini savunuyor ki geri kalanlara sesini duyuramıyorlar.

Bunların yanında hastalıklı ruhlar çoğalmaya başladı; özellikle narsizm çok sıradan bir durummuş gibi görünüyor. Buna sebep olarak ise “O da öyle biri, öyle kabul edelim.” mantığını görüyorum. Hayır efendim! Kimseyi öyle kabul etmek zorunda değiliz. Toplumda kabul görmek isteyen topluma göre hareket edecek, hastaysa gidip tedavi görecek. Olmadı kapatılacak bir yere, toplumdan soyutlanacak! Kimse, kimsenin hastalıklı tavırları yüzünden hasta olmak zorunda değil.

Ve işte tüm bunların başlangıcında ise “Kendine değer vermemek ve değersizleştirmeyi kabul etmek” var. Ben de bu durumda idim; çok zor yıllar geçirdim. Neden her sorunun benden kaynaklandığını düşündüğümü anlamaya çalışırken beynime bir balyoz gibi vuran şu cümle oldu: “Bunlar senin yüzünden olmadı, daha farklı davransaydın da aynıları olacaktı! Karşındaki kişilerin ruhu hasta ve sen o kapkara kalpleri, bembeyaz sevginle, ilginle, şefkatinle temizleyemezsin!” Ve bu cümleden sonra hayat duruyor, etrafındaki her şey olduğu gibi kalıyor ve diyorsun ki: “Ben bunu kendime neden yapıyorum?” Kilit soru bu. Bunu sorduktan sonra küle dönen yüreğin, ruhun uyanmaya başlıyor; tıpkı toprak altındaki tohumun yeşermesi gibi.

Bunu yapamayacak olursam diye düşünmek bile çok ürpertici. Hani herkes yüreğinin ekmeğini yer derler ya; işte o ekmeği yemeyi ihmal edersen o ekmek de küflenip yiyemeyeceğin hale gelir. Hâlâ taze iken al o ekmeği eline ve artık önce kendin için yap her ne yapacaksan. Sen ne kadar iyi olursan sevdiklerin için de istediklerini yapabilirsin.

Herkese ve her şeye rağmen kendi ışığını koruyabilirsen senden güçlüsü olmaz, inan bana. Işığınla birlikte yüksel ve her ne olursa olsun parlamaya devam et. 😉

Her zaman olduğu gibi 😊 sizi kalbinize ve ruhunuza teslim ediyorum… İçinizdeki çocukla olan sohbetiniz hiç bitmesin… Hayatınızın en güzel bölümü çocukluğunuz, en masum yanınız çocukluğunuz; onu sakın ihmal etmeyin…

En güzele emanetsiniz… Sevgi ve saygıyla…

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Yaşam Koçu
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version