Çocukluğumuz albayım, çocukluğumuz elimizden kayıp gidiyor mu?
Az önce bir arkadaşımın paylaştığı hikayede Edi ile Büdü var ve Susam Sokağı’nı çok seven biri olarak hemen izledim. Orada bize soruyor: Edi’ci misin, Büdü’cü mü? Ben Büdü’yü tutarım dedim, peki ya siz? “Onlar kim ya?” diyenler de vardır aramızda, eminim; fakat aslında değinmek istediğim konu şu: Y kuşağı artık büyüdün değil mi? Ne? Yoksa ben hâlâ küçük bir çocuğum mu diyorsun? Evet, eminim kalbin küçük bir çocuk kalbi gibi aynı yerinde; sadece yaşadıkların biraz fazla gelmiş olabilir.
Bu arada Edi’ye dönersek diyor ki: “Hey Büdü! Burada akıl almaz, olağanüstü hikâyeyi yazdım ve bitti, Büdü. Sana şimdi dünyanın en etkileyici hikayesini okuyacağım.” diyor. Büdü de her zamanki gerçekçi tavrıyla dinlemeye hazırlanıyor. Edi kitabı eline alıp gayet ciddi bir iş yapar tavrıyla okuyor: “A- B- C-…” diyor ve diğerlerini de sayıyor. Tabii Büdü’cüğüm sinirlenmeye başlıyor ki Edi bu sefer ağlayarak “Şimdi sana en acıklı bölümünü okuyacağım.” diyor ve devam ediyor: “G- Ğ- H..”
Aklıma buradan şu geldi; aslında gerçekten dünyanın en acıklı ve minimal öyküsü belki de budur, siz ne dersiniz? Neden böyle söylediğimi anlamadıysanız şunu kastediyorum: Alfabemiz sayesinde kendimizi anlatırız. Tüm hayatımız alfabemiz sayesinde söz ve sesle ya da yazıyla şekillenir. İletişimimiz, bu harfleri tanımamız sayesinde var olur.
Alfabenin ilk başında, onu yeni anlayan, tanıyan bir bebeği düşünün; onun için bir sorun yoktur. Seslerin bile yarısını çıkarır, yarısını çıkaramaz ama hepsine hâkim olan biri için durum aynı değildir. Tüm harfleri bilip çıkarabiliyorsan artık her şeyi hem duyar hem anlarsın. Ayrıca düşünsenize, dünyanın tüm problemleri iletişimden kaynaklı çıkmıyor mu? Birileri derdini anlatamayınca etrafından kendini soyutlamaya ve içe kapanmaya başlıyor. İçinden konuşuyor, kendine anlatıyor derdini.
Aslında burada Edi’nin bu hâli aklıma doğrudan bunu getirdi. Harfleri saydıkça ağlaması, söylenmeyen tüm kelimelerin, dünyadaki tüm sıkıntıların gelip boğazına dizilmesi gibi oldu. Harfleri bildikçe dünyaya dâhil olursun. Bu hem iyidir hem kötü. Yine de düşününce bu harfleri bilmekle başkalarına ışık da olabiliriz, başkalarının karanlığı da. Edi gibi ağlamadan yola devam etmek gerekir. Bir Y kuşağı olarak şunu söyleyebilirim: Sonunu düşünen kahraman olamaz.

