Unutulmayan Eskiler

2 Dak. Okuma

Unutulmayan her eski; değerli bir tarihi eser gibidir.

Şu ekmeğin üstüne salça sürdüğümüz ve sokak kaldırımlarının üstünde, toz topraklı ellerimizle afiyetle yediğimiz o kısa sahne var ya; şu anki en büyük özlemim aslında…

En özel etli yemekler dâhil, o salçalı ekmeğin tadını veremiyor, biliyor musunuz? Acaba mesele hakikaten lezzet mi, ya da mesele yaşam standartlarının üst düzeyde olması mı? Elimizi kolumuzla hafiften silip sümüğümüzü, mahallenin kola bidonunun içi tıka basa misket dolu o büyük ağabeyinin yanına gidince, sanki bir milletvekilinin yanında olmuş gibi kabaran omuzlarımız… Bizce dünyanın en zengini, misketi en çok olan büyük ağabeydi. Acaba mesele hakikaten zenginlik miydi, ya da küçük şeylerle mutlu olup onu zenginlik sanmak mıydı?

Sonra büyüdük.

Kaldırımlar daraldı, eller temizlendi ama hayat kirlendi. Artık ekmeğin üstüne salça sürmüyoruz; menülerden seçiyoruz. Seçenek arttıkça tat azaldı. Her şey var ama hiçbir şey “iyi ki” dedirtmiyor. Çünkü bugün sofraya otururken sadece yemeği değil; faturayı, yarını, geç kalmışlık hissini de koyuyoruz önümüze.

Eskiden düşmek can yakardı ama geçerdi.

Şimdi düşmeden yoruluyoruz. Çünkü yarış var. Kim daha iyi yaşıyor, kim daha çok kazanıyor, kim daha mutlu görünüyor… “Görünüyor” kelimesi önemli. O zamanlar mutluluk gizlenmezdi, paylaşılırdı. Şimdi mutluluk bile filtreli; gerçek hâli kimseyi ikna etmiyor.

Mahallenin en zengini, misketi çok olan çocuktu;

şimdi en zengin, hiçbir şeye vakti olmayan. Garip bir terfi bu. Zenginleştikçe fakirleştiğimiz tek çağdayız belki de. Zamanımız yok, sabrımız yok, tahammülümüz yok ama kredi kartımız var. Yetiyor mu? Hayır. Çünkü insan sadece sahip olduklarıyla değil, kaybettikleriyle de ölçülüyor.

Belki de bu yüzden o salçalı ekmek hâlâ aklımızda.

Çünkü o lokmada gelecek planı yoktu, karşılaştırma yoktu, korku yoktu. Sadece an vardı. Şimdi ise her şey var ama an yok. Eskiyi özlememizin sebebi, geçmişin mükemmel olması değil; bugünün fazlalığı. Az olan şey kıymetliydi, şimdi kıymetli olan her şey fazla geliyor.

Ve insan bazen şunu fark ediyor:

Asıl zenginlik, misketin çokluğu değilmiş; oyunun hâlâ devam ediyor olmasıymış…

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Yazar & Şair
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version