Farkında mıyız?

30 Görüntüleme
3 Dak. Okuma

Farkındalık insanı insan yapan temel özelliktir. Her insan önce kendisinin, sonra çevresinde olan biten olaylara karşı farkında olmak zorunda.

Farkındalık farktan gelir, yani fark etmek; iyiyi doğrudan, güzeli çirkinden ayırmak, olaylar arasında neden-sonuç ilişkisini bilip ona göre hayatımızı şekillendirmektir. Dört büyük halifeden ve sahabeden biri olan Hazreti Ömer’in lakabı “Faruk”tur. Yani doğruyu yanlıştan ayıran, iyiyi kötüden ayırt eden, hakikati yalandan ayıran Faruk. Bu öyle basit bir şey değildir. İnsanı insan yapan şey, hayatının farkına varmasıdır. Farkına varmak akıl ile olur, duygu ile olur. Aklı olmayan insan farkına varamaz. Zaten dinimizde bile aklı olmayan insan ibadetlerinden sorumlu değildir. Allah önce akıl diyor, sonra ibadetten sorumlu tutuyor.

İşte insan denen varlık günümüzde ne yazık ki farkında değil. Ne yaşadığımız çağın, ne nefes aldığımız vücudun, ne içinde olduğumuz dünyanın, olayların farkında değildir. Artık umursamaz, ilgisiz, hatta duygu yoksunu insanlar olarak çıktık. Birileri bize bu aşıyı zerk ettiler. Bu zehri iliklerimize kadar aldık. Çevremizde olan olayları kanıksadık, ilgilenmiyoruz. Yürürken önümüzde biri düşüp bayılsa umurumuzda olmuyor. Biri bizden yardım dilese, ona hiç bakmadan yolumuza devam ediyoruz. Hatta kimseyi duymamak için yolda yürürken iki kulağımıza kulaklık takıp müzik dinliyoruz. Hayat bize güzel. Birbirimizden koptuk. Allah’ın selamını veremiyoruz birbirimize, sanki tehlikeli bir durum olacakmış gibi. “Kolay gelsin, iyi günler, hoş geldiniz” desek kavga sebebiymiş gibi geliyor. Birbirimizin farkında değiliz, robot gibi yaşıyoruz.

Farkında olmadan, duygudan yoksun, ilgisiz, alakasız, insan insandan uzak.

Bu, anca bir plan dahilinde olabilecek bir şey. Bizi bizden kopardılar, kimse kimsenin farkında değil. Birbirimizi görmüyoruz. Allah bizi en güzel şekilde yaratmış ama farkında değiliz. Herkes birbirinin açığını arıyor, eksiğini bulmaya çalışıyor, ötekini eleştiriyor, berikini yaftalıyor. Bu konuda da çok iyiyiz hani. Liderlik yapıyoruz dünyada. Kendimiz pîr-u pak’ız, diğer insanlar pis, hatalı, günahkâr, kötü. En iyi biziz. Birbirimizin farkında değiliz ama birbirimizi yemekten de geri durmuyor; bu konuda üstümüze yok. Hani diyor ya büyük şair, “Yedi Güzel Adam”dan biri olan Cahit Zarifoğlu: “Bu çağdan etimle kemiğimle nefret ettim.” İşte tam o mesele.

Sonuç olarak derdim büyük, derdimi veren; bana bu yazıyı yazdıran daha büyük. Ümidim her zaman var, zaten ümitsizlik haramdır dinimizde. O yüzden tez zamanda inşallah bu hastalığımızın panzehirini buluruz. Panzehir niyetine yazımın sonuna bir ilaç tavsiye edeyim insanoğluna. Peygamber (s.a.v.) buyuruyor ki:

“…Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selamı yayınınız.” (Müslim, Îmân 93-94)

Alın size ilaç, alın size panzehir.

Vesselam…

Bu İçeriği Paylaş
Bağlantılar:
Yazar
Yorum yapılmamış

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Exit mobile version