Hasret, insanın içini kemiren bir duygudur. Hayatında olan önemli bir şeyi kaybeden insan buna özlem duyabilir. Ben de sana duyuyordum işte; benimkisi de aşk hasretiydi. Nasıl başlamıştı bizim hikayemiz? Nasıl buluşmuştu gözlerimiz? Daha dün gibi aklımda aslında. Sen gelmiştin yanıma, kısa bir şakayla konuşmuştun benimle; o güzel gülüşünü sergilemiştin yanıma her geldiğinde. Çok iyi gitmişti ya sevgilim. Neden bozmuştun bu aşkı? Gitmiştin bilinmezliğe. Hani bana demiştin ya, “Bir gün bile görmesem duramam, nefes alamam; sen benim nefesimsin.” diye. Ne değişti sevgili? Üzerinden çok geçmemişti aslında. Kim bilir ne haldesin şimdi o yerde? Sahi, neredesin ki? Bilmiyorum ben de. Belki de çıksam yola, getirir aramızda esen hasret rüzgarları bizi birbirimize. Olur ya, belki vazgeçersin bu aşkı bitirmekten; belki de sarılırsın, ağlarsın omzumda sarsılarak. Fakat merak etme, affederim ben seni. Öyle safım zannetme; saflık değil sevgi bu, hasret bu, bilirsin sen de. Sahi, kaç gün oldu bu hasret? Kaç gün oldu tek başıma nefes aldığım ama hissedemediğim? Kaç ay oldu sensizlik? Belki de sene oldu. O kadar geçmiş midir ki zaman denen uçsuz bucaksız yol? Alıştım mı yoksa? Ondan mı çabuk geçti bu ayrılık? Gerçi zordu senden başkasına bakmak, aşık olmak. Doğru söyle sevgilim, sana kolay oldu değil mi? Şimdi burada olsaydın, bakardın yüzüme sadece; hep öyle yapardın, sonra sarılırdın, kapanırdı konu o saniyede. Şimdi ne yapıyorum bu koskoca boş evde? Hiç, koskoca bir hiç bıraktın arkanda aslında. Eğer öyle olmasaydı, her gördüğüm insanı sen sanmak kadar kafayı yemiş olur muydum bu koca şehirde?
Hasret rüzgarı işte sevgilim; esmeden durmuyor. Ne kadar çok senede geçse unutulmuyor. Kalp unutsa akıl unutmuyor; akıl unutsa kalp unutmuyor. Anılar unutulmuyor, beraber gidilen yerlere gitmek en büyük acı veriyor. Her şey değişiyor; sen değişiyorsun, başka kızla oluyorsun. Belki ona sarılıyorsun, onu öpüyorsun. Ona gülüyorsun; belki de en acısı bunun düşüncesinden çok, görmekti başkasıyla seni. Onu da gördüm sevgili, mutluydun. Kıskandım; benim yanımda bu kadar güzel gülmüş müydün? Düşünmeden edemedim. Kızdım kendime, mutluydu dedim. Demek ki bu rüzgar sadece bana esmiş dedim. Bırakmak için söz verdim kendime; artık geçmezdim Aşıklar Tepesi’nden, bir süre gitmezdim gittiğimiz kafelere, silerdim resimlerini mesela. Belki de bizim seçtiğimiz dans müziğini hediye ederim size. Görmezden geldiğinde vazgeçmiştim ama sonra hak vermiştim sana; sonuçta kız arkadaşın kıskanırdı seni, değil mi?
Son bir şey daha söyleyip kapatıyorum sana son yazdığım bu dizeleri. Bundan sonra yazmayacağım; mutluluklar sana o kızla sevgili. Sakın o kıza da yar olduktan sonra yara olma. Bu, en büyük yaram; çünkü yar olduğunda yara açman daha acı veriyor, en iyi ben bilirim. O da seni üzmesin. Belki bahsedersin ona benden, bilmiyorum. Belki de bir gün dönersin bana geri. Döner misin sevgili? Dönme. Bunca yaradan sonra tekrar yar olamazsın. Yar olmak adamlık işidir; yapamayanlar asla geri dönmesin, sen gibi. Hasret rüzgarları bende de durdu sayın beyefendi. Bıraktım artık bu son yazımda seni ve seninle ilgili her şeyi.

