Modern dünyanın gürültüsü içinde çocukların dikkatini korumak, belki de ebeveynlerin ve eğitimcilerin en çok zorlandığı alanlardan biri haline geldi. Ekranların hızla değişen görüntüleri, sürekli yenilenen uyaranlar ve bitmeyen bildirimler, çocuk zihnini yüzeysel bir algıya sürüklüyor. Oysa öğrenme; aceleyle değil, durarak, fark ederek ve derinleşerek gerçekleşir. İşte tam da bu noktada içsel dikkat kavramı, çocuğun ruhsal ve zihinsel gelişiminin merkezine yerleşir.
İçsel dikkat, yalnızca dış dünyaya odaklanabilme becerisi değildir. Kişinin kendi düşüncelerine, duygularına, bedenine ve içsel süreçlerine yönelttiği bilinçli farkındalıktır. Bu farkındalık geliştiğinde çocuk, yalnızca daha iyi öğrenmez; aynı zamanda kendini daha iyi tanır, duygularını yönetebilir ve yaşamla daha sağlıklı bağlar kurar. İçsel dikkati gelişmiş bir çocuk, zorlandığında vazgeçmek yerine çözüm yolları arar, hatalarını tehdit olarak değil öğrenme fırsatı olarak görür ve kendi ilerlemesini gözlemleyebilir.
Bu becerinin temeli, erken çocuklukta atılır. Sevgi, güven ve kabul ortamında büyüyen çocuklar, iç dünyalarına daha rahat yönelir. Yargılanmadığını bilen bir çocuk, düşüncelerini saklamak yerine paylaşır; duygularını bastırmak yerine tanımayı öğrenir. Güvenli bağlanma, içsel dikkatin kök saldığı en verimli topraktır. Çocuğun kendini güvende hissetmesi, zihinsel enerjisini savunmaya değil, keşfetmeye yönlendirmesini sağlar.
Günlük yaşamın koşturmacası içinde çocuklara sunulan sürekli hız hali, dikkat becerisini zayıflatır. Oysa çocukların yavaşlamaya, durmaya ve iç dünyalarına yönelmeye ihtiyaçları vardır. Sessiz okuma anları, serbest oyun zamanları, doğayla temas ve basit nefes çalışmaları; çocuğun zihinsel dinginlik kazanmasına ve odaklanma süresinin uzamasına katkı sağlar. Dikkatin gelişimi, bazen hiçbir şey yapmadan geçirilen anlamlı anlarda gizlidir.
Oyun, çocuk için yalnızca eğlence değil; dikkat, sabır ve problem çözme becerilerinin doğal laboratuvarıdır. Yapbozlar, strateji oyunları, yapılandırma etkinlikleri ve eğitici oyunlar, çocuğun hem bilişsel hem de içsel dikkatini güçlendirir. Sanat çalışmaları ise çocuğun iç dünyasına açılan bir kapı gibidir. Resim yapan, müzikle ilgilenen, drama yoluyla kendini ifade eden çocuk, kendi duygularını fark etmeyi ve düzenlemeyi öğrenir.
Doğayla kurulan bağ, dikkat gelişiminin en güçlü destekçilerinden biridir. Toprakla temas eden, ağaçları, böcekleri, bulutları gözlemleyen çocuk; yavaşlamayı, beklemeyi ve anda kalmayı deneyimler. Bu deneyim, içsel farkındalığı derinleştirirken zihinsel yorgunluğu da azaltır. Doğa, çocuğa farkında olmadan odaklanmayı öğretir.
Tüm bu süreçte yetişkinin rolü belirleyicidir. Çocuklar söyleneni değil, gördüklerini öğrenir. Sürekli acele eden, dikkatini bölerek yaşayan ve ekrana odaklanan yetişkin, farkında olmadan çocuğa dağınık dikkat modeli olur. Oysa sakin kalan, dinleyen, düşünen ve anda olan bir yetişkin; çocuğun içsel dikkat gelişimine sessizce rehberlik eder.
Eğitim ortamlarında ise yarış ve hız merkezli anlayış yerine; keşfetmeye, düşünmeye ve sorgulamaya alan açan öğrenme iklimleri oluşturulmalıdır. Çocuğun yalnızca doğru cevabı değil, düşünme sürecini de değerli görmek; içsel dikkatin gelişimini destekler. Çocuk, en çok anlaşıldığında derinleşir.
İçsel dikkat, çocuğun akademik başarısının ötesinde; yaşamla kurduğu ilişkinin niteliğini belirler. Kendini tanıyan, duygularını fark eden ve dikkatini yönetebilen bir çocuk; yalnızca bugünün değil, yarının da güçlü bireyidir.
“Bir çocuğun dikkatini yönetmek değil, onun kendi dikkatini fark etmesine rehberlik etmek gerçek eğitimdir.”
Kaynakça
- Goleman, D. (2015). Odak: Dikkatin Gizli Gücü. Varlık Yayınları.
- Siegel, D. J., & Bryson, T. P. (2012). The Whole-Brain Child. Bantam Books.
- Kabat-Zinn, J. (2013). Mindfulness for Beginners. Sounds True.
- Öztürk, A. (2020). Çocuklarda Dikkat ve Odaklanma Gelişimi. Pegem Akademi.
- Yavuzer, H. (2019). Çocuğu Tanımak ve Anlamak. Remzi Kitabevi.

