Sosyal medyada karşılaştığım bir videoda, bir çift sürekli kavga ettikleri için bir yöntem geliştirmeye karar vermişler ve birbirlerine her yaptıkları şey için iltifat etmeye başlamışlar. Sonuç, beklendiğinden çok daha öte bir hal alıp, alışkanlık haline gelmekle kalmıyor ve bu iltifatlar ilişkilerini bir düzene sokup, birbirlerine olan saygılarını kat kat artırıyor.
Bu olayın tam tersi bir durumu ise GİBİ dizisinin bir bölümünde senarist çok güzel işliyor. Bir insana geri zekalı, beceriksiz, işe yaramaz gibi sıfatlar takıp, bu sıfatları sürekli ona iletirseniz ve bu her konuda başarısız olduğunda sürekli bir baskı kurarak, ki başarısızlığın sebebi de aynı zamanda sonucu oluyor, o insanı başarısız kılmayı başarırsınız. Kendini iyice başarısız ve geri zekâlı gören birey artık kendine olan özgüvenini tamamen yitirip, etrafın ona yaftaladığı karaktere bürünecektir.
Kelimeler, insan karakterinin şekillenmesi açısından oldukça etkili bir silah olarak kullanılabilir. Ekran yayınlarının tamamına baktığınızda, herkes kendi fikrini birilerini mantıklı bir şekilde anlattığı zaman bunu kabullendirebiliyor. Siyasetten, dine, spora, kültüre varana kadar, kim ne anlatıyorsa, onu dinleyenler mantıklı bir açıklama duydukları zaman o fikre kapılıp, tamamıyla benimseyebiliyor. Beyin yıkama dediğimiz şeylerin de kökeni kelimeler olsa gerek. Doğru ya da yanlış bir bilgi olması pek önem arz etmiyor artık; biraz olsun mantıklı ve süslü kelimeler olması yeterli. Hemen o yayını yapan, kelimeleri özenle seçip bize doğru serpiştiren kimsenin fikirlerini içimize empoze ediyor, sünger gibi emip hapsediyoruz.
Çocuk yaşta başlayan karakteristik gelişmenin ana kaynağı kelimeler; ona aktaranın sorumluluğunda olmasına rağmen bu asla kabul edilmiyor. “Sen ne biçim insansın?” derken aslında düşünmemiz gereken şey, “Sen neler yaşadın, neler okudun, neler dinledin?” olmalı değil midir?
Çocuklar tepkilerini ailenin verdiği tepkilere göre şekillendiriyor ve onların söylediği bireye dönüşmeye meyilleniyor. Bir deneyde de anne babaya, çocuklarının duyabileceği ama sanki ondan gizli söyleniyormuş gibi düşünmesini sağlayacak kadar da kısık sesle, çocuk hakkında olumlu birkaç şey söletiyorlar. Bir anda çocuğun, ailesinin olumlu olarak anlattığı bu özelliği büyük ölçüde geliştirdiği gözlemleniyor. İyi bir resim çiziyorsa, iyi bir piyano çalıyorsa, iyi bir dinleyiciyse, iyi bir herhangi bir şey ise çocuğunuz, bunu direkt olarak yüzüne söylemek yerine başka birine söylerken duymasını sağlarsanız, çocuktaki bahsettiğiniz özelliğin kat kat geliştiğini fark edeceksiniz.
Bu dediğimi siz de kendiniz deneyimleyerek görebilirsiniz. Birileri sizin hakkınızda olumlu bir şey konuşurken denk geldiğiniz anı düşünün ya da bunu siz onlara karşı kullanın. Bir anda sizi sevdiğini söyleyen insanı daha çok sevmeye başlayacaksınız. Ya da sizin dürüstlüğünüzü övüyorsa, daha da dürüst olmak için harcadığınız çaba katlanacaktır. Tam tersi bir durum da denenebilir. Sevdiğiniz birinin sizin hakkınızda olumsuz düşüncelerini başkasına aktarırken duyduğunuzda bir anda moraliniz bozulacak ve artık o kişiye karşı sevginiz körelecektir. Ve siz de kusur olarak gördüğü davranışı daha fazlasıyla yapmaya itecektir.
Kelimeler güçlüdür. Bu gücü iyiliğe hizmet etmesi için kullanın. Etrafınızdaki insanları kelimelerle yücelterek, yüzlerindeki mutluluğa şahit olarak siz de mutlu olabilirsiniz.