Ayın En Sevilenleri
- Hızlı Linkler
- Bugün Eklenenler
- Tüm İçerikler
- Okuma Listesi
Sana bir şey anlatmak istiyorum. Belki de kendime itiraf edemediğim bir şeyi… Aşkın içinde saklı olan korkuyu. İnsan âşık olduğunda genelde mutluluktan bahseder. Kalp çarpıntısından, heyecandan, gözlerin parlamasından… Ama kimse aşkın karanlık tarafını yeterince konuşmaz: Kaybetme korkusunu, onsuz kalma ihtimalinin insanın içini nasıl yavaş yavaş kemirdiğini. Birini hayatının merkezine koyduğunda, fark etmeden onun varlığını bir ihtiyaç haline getiriyorsun. Önce “olsun”…
Hepimiz zamanla ilerlemek istediğimiz yolda, çevremizdeki taşlara, engebelere ve bütün engellere takılıp düşmemek için mücadele veririz. Bazılarımız engellere takılıp düştükçe yeniden doğrulup, güçlenerek devam eder yoluna. Bazılarımız da düşüp takıldığı yerde kala kalır. Hayallerinden, umutlarından vazgeçerek alıştığı, güvenli gördüğü veya gösterildiği alana ve duruma kendini ve duygularını hapseder. İnsan vazgeçtiğinde geçici konfor alanında sadece yaşar. Fakat; istediği, hayal ettiği gibi…
Tepki vermekle yanıt vermek arasında kritik bir fark vardı yanlış hatırlamıyorsam. Tepki anlık bir reaksiyonken yanıt vermek daha aklıselim bir yerden yaklaşmaktı. Ben de bugünkü yazımda sizlerle biraz buna dair konuşmak isterim. Geçenlerde polemik olmaması açısından ismini burada vermeyeceğim bir yazarımız büyük yayınevlerinin editörlerini yaylım ateşine tuttu. Eleştirisinde biri Türk edebiyatından biri çeviri iki kitaptan alıntılar yaparak editoryal hataları tespit…
Beğeni ve onay almak, çok gösterilmeyen lâkin hep istenen, ille de beklenen bir mefhum insan için. Nedir insanı bu onaya mecbur eden acaba? Hem cinsinin onun varlığını kabul etmesine bu denli ihtiyaç hissediyor, eksikliği hep tamamlama gayretinde görüyor kendini. Gerek bedeni ile kabul görmek, her giydiği ile kendini ifade etmesine çok önem verirken; gerek fikirleri ile ağzından çıkan her cümlenin…
Bir zamanlar, dağların eteğinde şirin bir köy vardı. Çevresini yemyeşil ağaçlar kuşatmış. İki yanı dağlıktı. Bu köyde yaşayan insanlar, çoğu zaman birbirleriyle yarışır, görünüşlerini ve başarılarını başkalarıyla kıyaslayarak, değerlerini ölçer. Birbirlerini dışarıdan gördükleriyle, başarıları ve sahip olduklarıyla yargılarlardı. Köyde, diğerlerinden farklı Sevnur adında meraklı genç bir kız da yaşardı. Günlerini ormanın kenarındaki eski taş evinde geçirir, sessizce kitabını okurdu. O,…
“Kumaşın kalitesi dokusundan, insanın kalitesi huyundan anlaşır.” Evet bu ayki konumuz kalite!…

Merhaba sayın okur, nasılsınız, iyi misiniz? Bir süredir görüşemiyoruz, umarım iyisinizdir. Sizlere…
Kalp bazen susarak konuşur, duymak cesaret ister. İnsan sevinince, sevilince, sanki içindeki…
Bazı insanlar hayatımıza yavaşça girer. Önce bir selam olur, sonra bir tebessüm,…
Değer görmek, değer vermek, insanların fıtratından gelen bir özelliktir. Peki, değerli olmanın…
Yazımın yayın gününde sevgililer günü olmasıyla bugün sevgi ve aşk üzerine yazalım.…
Geçtiğimiz günlerde, Eskişehir Senfoni Orkestrası’nın verdiği bir konsere katılma zevkine eriştim. Tek…
"Kimsenin oturamayacağı evler yapıyordu. Dokununca dağılan evler. Kül renginde, kendi de kül…
Yem fabrikasının üzerinde yaşayan kuşların hikayesini iyi bilirim. Seçilmiş kuşlardır onlar, nasipli…
İnsanları kandırmak, kandırılmış olduklarına ikna etmekten daha kolaydır... (Mark Twain) Bir de küçük adamlar, küçük kadınlar var... Çocukken büyüyen; çocukken büyüklerin sorumluluklarını taşıyan minnacık kalpli adamlar... Ya küçükken bir sebeple…



Hesabınıza giriş yapın