Ayın En Sevilenleri
- Hızlı Linkler
- Bugün Eklenenler
- Tüm İçerikler
- Okuma Listesi
Bir zamanlar yürürdük, toprağın sesini duyarak, rüzgârın yüzümüze değmesini fark ederek. Şimdi koşuyoruz. Ama nereye? Modern insanın en büyük yanılgısı, hızın değerle eş anlamlı olduğunu sanmasıdır. Oysa hız sadece geçiştir; anlam değildir. Gün içinde onlarca mesaj, yüzlerce düşünce, bitmeyen yapılacaklar listesi… Ve akşam olduğunda içimizde adı konulmamış bir eksiklik. Belki de sorun üretmemek değil, duramamaktır. Çünkü durmak, yüzleşmektir. Durmak, kendinle…
(Sen git, sen kötüsün. Anne…) Bu haykırışlar hepimizin kalbine bıçak gibi saplandı. Epstein adasında yaşanan vahşetin videolarını görmeyenimiz yoktur. Ve ne acı ki belki de bir anne bu vahşette kendi kayıp çocuğunu buldu. Çünkü bu videolar ile öğrendik ki; Hatay depreminden sonra kaybolan çocukların bir kısmı aslında bu adada tutuluyordu. Videolarda çocuklar Türkçe konuşuyordu ama sesleri sanki sessiz bir çığlık…
Nedenler, niçinler, nedendir bilinmez. Bir şeyi inkâr için 'yok' diyebilmek yetmez... (Emine Şenlikoğlu) Neden her yerde "insan" çok da ama etrafta insan yok? Yoksa hepimiz "insan mıyız?" Neden hep şikayet eder insanoğlu? Neden istekleri bitmez? Neden istekleri hayata geçtikçe daha çok ister? Neden açgözlülüğümüz bitmez? Neden maddi tatminlerimiz bizi tatmin ettikten sonra tatmin etmez ve sürekli maddi tatmin peşinde koşarız?…
“Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir anın Parçalanmaz akışında.” (A. Hamdi Tanpınar) Çoğu zaman o akışa bırakır kendini insan ya da bırakmak zorunda kalır. Gümüş rengi izler bırakır simsiyah saçların arasına. Hayatın içinde nice yaşanmışlıklar ve hikayeler kalır isminin arkasından geriye… Ayşe iyi bir kimseydi, derler yahut çok kibirli; Mehmet çok kurnaz ya da sevimli biri……
Doğu’da çocuk olmak, coğrafyanın sertliğiyle insanın sıcaklığı arasında kurulan o ince dengede büyümektir. Şehirli bir çocuğun hayal etmekte zorlanacağı kadar zor, ama bir o kadar da gerçek bir çocukluktur bu. Doğu’da çocukluk denince akla gelen ilk renk beyazdır. Ama bu, kartpostallardaki gibi sadece izlemesi güzel bir beyazlık değildir: Kar tatili değil, kar mücadelesi ile başlar. Okula gitmek için beline kadar…
İlkbaharın geldiğini çimenlerin üstünde serpiştirilen papatyalardan anlarım. Altın gözlü, beyaz elbiseli bu…

Bahar yavaş yavaş gelmeye başlıyor. Cemreler düştü. Her bahar, yeniden uyanan toprak…
Her yara Kendi kabuğunu içinde taşır aslında. Kanarken öğretir Sızlarken sabrı fısıldar.…
Bu aralar ve hatırı sayılır bir zamandır çiçeklerle bir hayli haşır neşirim.…
Kabızlık, modern yaşamın en sıradan ama en inatçı sorunlarından biri. Çoğu zaman…
Sevgi yoksa lisân erozyonu mu? Yüreğe değmeden isyana dönüşen beklenti mi? Yoksa…
Herkese merhaba canlarım. Bu yazımda sizlere bakımlı ve etkileyici bir insan olmakla…
Rüyalar… Uykunun karanlık perdesi aralandığında zihnimizin sahneye koyduğu en gizemli gösteri. Bilimsel…
Dijital çağın ışıldayan ekranları ve bu cihazların çocukları adeta hapseden cazibesi yadsınamaz…
Yüce Allah, insanı dünyaya ona kulluk etsin, verdiği nimetler için şükür etsin diye yollamıştır. Bazılarımız bunu unutmuş, dünyaya taparcasına yaşamaya başlamıştır. Bazılarımız ise ibadetlerini hakkıyla yerine getirmeye, Allah’a şükür ve…



Hesabınıza giriş yapın