Zamanın çarkı dişlerimi söküyor bir kerpeten gibi, Gökyüzü sırtıma biniyor sanki bir kefen gibi. Her sabah uyandığımda kendimi kaybettiğim o oda, Ruhumu hapseden karanlık ve dar bir mahzen gibi. Dostluk dediğin, rüzgarda savrulan bir avuç toz gibi, En sıcak gülüşler bile aslında kıştan kalma buz gibi. Yürüdüğüm yollar hep uçuruma çıkıyor nedense, Attığım her adım, yarama basılan o keskin tuz…
Herkese selamlar sevgili dostlar. Yazıma tereddütle başlıyorum. Çünkü fikirlerime şiddetle karşı çıkanlar olması kuvvetle muhtemel. Öte yandan bu gerçekleri de birinin yazması gerekiyor. O da bana düşüyor. Yine bazı deneyimleri ilk elden edinmiş biri olarak sizinle paylaşmak istediğim şeyler var. Konu şu: kişisel marka oluşturma çılgınlığı. Uzun zamandır kişisel marka oluşturma ile ilgili sayısız çevrimiçi eğitim alıyordum. Podcastler dinledim. Makaleler,…
Bazen yazamazsın… Hokka dökülür, mürekkebin tükenir, kalemin kırılır. Zihnin kilitlenir; kelimeler kapının önünde kalakalır. Ne kadar istesen de içeri giremezler. Cümleler yarım, düşünceler dağınık, duygular ise adını koyamadığın bir hâlin içinde savrulur. İşte tam da o anlarda insan kendini eksilmiş, yarım kalmış zanneder. Belki de yeni bir dolunay gibi sen de yeni bir dolum vaktine girmişsindir, kim bilir ey gönül……
Bu mübarek Miraç kandilinde yorgunum Filistin’de zulüm var, dayanamıyorum Gökyüzü açıldı bir kez, Peygamber yürüdü Ben ise burada dizlerimin üstünde çöktüm Yıldızlar şahit, ay utançla eğildi Çocukların çığlığı göğe yükseldi Bir yanda sidretü’l-müntehâ, nurdan merdiven Öte yanda enkaz, kan ve gözyaşı gecesi Ya Rabbi, Bu kandil gecesi dualar ağırlaştı Her secdede bir taş parçası taşıdım Gazze’den Yorgunum, çok yorgunum Ama…
Hayat, çoğu zaman bize sormadan yükler bırakır omuzlarımıza. Bir sabah uyanırsın ve fark edersin ki artık eskisi kadar güçlü değilsin. Güçlü görünmekten yorulmuşsun. İnsanların gözünde dimdik duran biri olmanın bedeli, içten içe paramparça olmaktır. Ve bu parçalanmışlık, kimsenin görmediği bir sessiz çığlığa dönüşür. Yalçın Sevim’in satırlarında sıkça gördüğümüz o içsel kırılganlık, aslında hepimizin içinde saklıdır. Biz, görünmeyen yaralarımızla yürüyen insanlarız.…
Pencerenin demir parmaklıklarını çevreleyen sarmaşıklar sevgiyle sarılmışlardı yılların yorgunluğuna. Bitişiğinde bahçenin sağ…

Merhaba dostum, Bu mektubumda sana bir hikâye anlatacağım: Seksenine merdiven dayayan, ak…
O sabah aynaya baktığında gördüğü yüze yine tebessüm edememişti Azelya. İyi bir…
İnsan, bir başka insanın hayatına çoğu zaman farkında olmadan dokunur. Bazen bir…
Uzun zamandır gözlemlediğim sinsi bir tehlike var. Yavaş yavaş ilerledi; sosyal medya…
Bu yıl bana özellikle korkutucu geliyor. Haberleri takip ederken ya da dünyada…
Son zamanlarda herkes aynı kelimeyi söylüyor: minimalizm. Az eşya, çok huzur. Babür…
Saf duygularımı sana çok samimi açmıştım. Ne engellerden bıkıp ne sevmekten kaçmıştım.…
Gurbet, en genel tanımıyla, insanın doğup büyüdüğü, aile ocağının bulunduğu yerden ayrı,…
Muhasebe, insanın yaratılış gayesi doğrultusunda kendisini hesaba çekmesidir. Bir işe başlamadan önce, bir sözü söylemeden önce sonunu hesap ederek, önceden mani olmaktır. Bazen de bir işi yaptıktan sonra kişinin kendisiyle…



Hesabınıza giriş yapın