Zeynep Sönmez… Çok genç yaşta tenise olan tutkusuyla dikkat çeken ve uluslararası alanda başarılar elde eden bir sporcu… Raketiyle rakiplerine salarken, yufka yüreği ile Türk kadınının merhametini de yansıtıyor. Zeynep, tenisçi olarak spor camiasında kendine sağlam bir yer edindi. O, yalnızca yetenekleriyle değil, aynı zamanda azmi ve disiplinli çalışmalarıyla da tanınıyor. Sönmez, çocuk yaşta tenis oynamaya başlamış ve kısa sürede…
Yürüyorum sessizce önümde dar sokak, Karanlık olan gece yüreğimi ürpertir. İçimde bir ümit sabaha doğan şafak, Belki hayatıma mucizeler getirtir. Dökülen bir ağacın yaprağı gibi gönlüm, Bir bir umutlar sökülüp de gidiyor, Tükendi bana kalan şu kısacık ömrüm, Nice imtihanlar ile sürüklenip bitiyor. Rüzgar savurur tıpkı bir yaprak gibi, Gün ışığından sıyrılan akşamlara, Kelimeler yetmez anlatmaya seni, Dökülür içimden acı…
İnsan, bilmediğinin düşmanı; bildiğinin ise yabancısıdır. Peki, bilmek anlamakla eşdeğer midir? Bilmenin bir yükümlülüğü var mıdır? Anlamak bilmekle kardeşse, neden insan bilince farklı, anlayınca farklı davranır? Bildiğimiz mutlak doğru değilse, nedir o mutlak doğru? Anlamanın yüklediği bilme fiili insanı rahata mı erdirir, yoksa anlamak tek başına yeterli midir? Tıpkı gülmekle ağlamak nasıl birbirini tamamlayan iki duyguysa, bilmekle anlamak da öyle…
İlerleyen çağ ile birlikte hayatımıza bir sanal gerçeklik girdi. Bir zaman sonra da insanlarda bu dijital dünyanın ışıklarına maruz kalma durumları oluştu. Atılan fotoğrafın beğenilmesi, paylaştığın postların görülmesi, kendin olmanın dışında daha çok başkalarının isteklerine odaklanılması ya da onlara uygun olduğunu düşündüğün içeriklerin yapılması gibi… Hal böyle olunca da kişi, kendi kimliği dışındaki dünyadan beklentileri de o oranda değişkenlik göstermeye…
Ne toprak kokusu, Ne mayıs sıcaklığı. İçimde büyük sessizlik, Beni çağıran başka başka derinlik. Bir adım, iki adım kadar Yakınımda bu bilinmezlik. Ne yana dönsem, Nere gitsem, Dönüp duruyor bu sessizliğin uğultusu Ve her köşe başında karşıma çıkıyor İçimin bu korkak yolcusu. Hani nerde elin? Elini ver. Tutup kurtulmaksa eğer, Bir düğümü çözmek, Bir kapı aralamaksa eğer, Merhamet göklerde kaybolmadıysa…
Soğudu havalar. Üşüyorum da sanki biraz. Yüzüme yüzüme vuruyor o acımasız kamçılarıyla…

Bu kelimeyi daha önce duydunuz mu bilemem. Duymuşsanız da anlamını hatırlar mısınız…
Bir dönem hayatımda her şey olması gerektiği gibi görünüyordu. Yapılacaklar listeleri, hedefler,…
Güneş ve Zaman, günün yorgunluğunu çıkarmak için kendi köşelerine çekilmiş, yine güzel…
Hasreti yoklukta çeker insan. Özlemlerin memleketi uzaklıktır. Ama sen yanımda bile hasretimin…
Hayat, insanı sevdiği yerden sınamaz; tam aksine, en çok güvendiği duygunun tam…
Sürdürülebilir Beslenme Bir diyetisyenin en sık duyduğu cümlelerden biri şudur: “Hocam ben…
İnsanın yönelimleri, niyetinin ardındaki davranışlarla kendini gösterir. Davranışların altında yatan gerçeklik ise,…
Çatısındaydım umudun Kaçıp umutsuzluğun yıkıntılarından Yıkılmadan dünyanın çatısı Nefislerine gulam olanların tepesine……
Yol belli, yolcu belli, yön belli, yer belli... Bu muhasebe aslında bizlere bahşedilen; akşam ile gündüz arasındaki o kısa döngü kadar uzunluğa sahip olan ömür diye adlandırdığımız sürecin muhasebesidir. Girdi,…



Hesabınıza giriş yapın