Bilirim bağ bozumlarını, uzun yaz mevsimini,
Güneşte yanmışlığımı, kovaladığım tarla kuşlarını,
Her akşam rüzgârlarla paylaştığım sırlarımı,
Avludaki dut ağacımı, semaverimi, kahvemi,
Yalnız yalnızlar için alışılagelmiş gece türkülerimi.
Bilirim bağ bozumlarını, uzun yaz gecelerini,
Umutlu günler ve gecelerde bilirim.
Biraz uykusuz, biraz sersem bir boşlukta serilirim.
Onca zaman gün geçmiş, dudakların bir gün olsa kıpırdasa, içimde binlerce lamba yandı sanarım.
Yanında aşk ile sevda, bir garip, bir hüzün; bilsen nasıl içlerim.
Umutlu günler ve gecelerde bilirim.
Sonbahardır, bilirim kışı getiren,
Ayva hüzünlerini, portakal mevsimini,
Avuçlarımda yavaştan üşüyen ellerini,
Yanındayken bir soğuk, bir garip korkuyu,
Ruhuma hapsolmuş bu ümitsiz yolcuyu.
Bir gün olsa başka baksan, bir başka görsen.
Sonbahardır, bilirim kışı getiren.
Elindedir bir tende can ve zaman.
Gözlerin, gözlerin; bir büyülü üçlerden, yedilerden, kırklardan.
Gece aydınlığına hasret, karanlık, sessiz ve yıkık,
Yorulmuş, tükenmiş, bitik düşüncelerden.
Elindedir bir tende can ve zaman.
Gözlerin, gözlerin; bir büyülü üçlerden, yedilerden, kırklardan.
Madde ve ruh bilirim, içimde köpürür.
Saatler geçti, gecenin en karanlık yanı,
Bir sokak ortasında beni çağırır.
Yokluğa, ölüme, sensizliğe dair.
Gidersen benden taşınmaz bu yük ağır.
Madde ve ruh bilirim, içimde köpürür.
















