Hava kapalı, bulutlu ve yağmurlu… Mis gibi bir toprak kokusu etrafımda, yeşillikler yağmurla ahenkli bir şekilde sallanıp dans ediyor. Dışarıya baktığımda gördüğüm belki hepimizin gördüğüydü ama aynı zamanda hepimizin farklı açılardan farklı şeylere baktığı da bir gerçekti. Penceremizden dışarıya baktığımızda gördüğümüz sadece bizim gerçekliğimizdi oysaki. Herkesin ayrı ayrı baktığı ve gördüğü farklı bir gerçeklikti. Belki kimse benim gördüğümü görmüyordu ya da ben onların gördüğünü göremiyordum.
Dünyalarımız farklıydı, manzaralarımız farklıydı, yaşadığımız hayat farklıydı, içtiğimiz kahve farklıydı, belki önümüze gelen ya da gelemeyen yemek bile farklıydı. Farklı hayatları yaşıyorduk ama aynı dünya sınavına tabi tutuluyorduk, ama hepimiz farklı bir yerden tabii… Kimi hiç parası olmadan mutlu olarak, kimi oldukça zenginken hiç mutlu olamadan, kimilerimiz sağlıklıydı ekmeğini bölüşürken, kimileri her yerde sağlık arardı önüne sofralar dizilirken…
İçimiz iyiydi, özümüz güzeldi ama ayrıldığımız nokta birbirimize yardım etmeyişimiz oldu. Birbirimizin elinden tutmayışımız… Hatalardan ders alan yoktu. Halbuki bir yerlerde çocuklar ölürken açlıktan, bir yerlerde tıka basa karnını doyuran insanlar vardı. Tüm bunlara rağmen hepimiz aynı hayatı yaşamaya çalışıyorduk, farklı açılardan, farklı manzaralardan.
Kimimiz öfkesiyle yoğurduğu hayatın manzarasından izliyordu hayatı, kimimiz sevgisiyle doyamadığı evlatlarına bakarken yaşıyordu güzelliği, bir diğeri hayattan darbe alarak bir köşeye sinmiş başını eğerek bakarken, kimimiz insanlara yaşattığı mağduriyetten memnun yürüyordu gökyüzüne bakarken…
Belki bir gün gelecek, uzaklarda barış diye feryat eden bir çocuğun düşü gerçekleşecekti, belki bir gün gelecek, sıcak bir sofranın hayalini kuran çocuğa ikram edilecekti dünyanın en güzel yemekleri. Eminim bir gün gelecek, en güzel manzaralar o masum çocukların olacaktı. İçimizdeki kini, öfkeyi, haseti, geçmişi alıp gidecektik biz başka yerlere. Yemyeşil çimenlerde koşan, tertemiz denizlerde yüzen ve o masum kahkahalarını ele ele verip daha da dünyaya duyuran masum çocuklara kalacaktı bu dünya. Peki şunu sormak istiyorum: Değer miydi bunca kötülüğe bir manzara uğruna?