Övünmek gibi olmasın ama herkes beni çok sever. Her derde devayım. Bütün ortamların favorisiyim. Bensiz olmaz yani. Bensiz oluyorsa da oradakiler mutsuzdur, keyifsizdir hatta başları bile ağrıyabilir. İnsanlar bir araya gelecekse akıllarına gelen ilk üç şeyden biri ben olurum.
Eee bu şöhreti elde etmem hiç de kolay olmadı. Geçmişim yüzlerce yıl öncesine dayanır. Her zaman çok kıymetli oldum. Bunda biraz da size kadar gelirken nasıl meşakkatli bir yolculuk yaptığımın katkısı olabilir. Hadi gelin yolculuğuma bir bakalım.
Beni yemyeşil bir tohumken yağmurlu bir mevsim gözeterek toprağa eker, bol bol sularlar. Fazla güneş görmeyen yerleri severim. Bana özenle bakarlar, bana özel besinler ve gübrelerle desteklerler. Üç dört yıl sonra ilk meyvelerimi veririm. Rengim kırmızıya dönünce hasat zamanım gelmiş olur. Bu albenili renk sahibimi çok heyecanlandırır çünkü artık emeklerinin karşılığını alacaktır. Beni toplarlarken canım biraz acısa da sonrasında çıkacağım yolculuğun gizemi bana bu acıyı unutturur. Nerede kalmıştık? Benim bu kırmızı tanelerim toplandıktan sonra kurutma aşamasına gelir sıra. Kuruyup da üzerimdeki zar soyulunca yeşil bir renk alırım. Büyülü gibi değil mi? Uygun koşullarda kuruduğuma ve her bir tanemin mükemmel olduğuna kanaat getirilince uzun bir yolculuğa çıkmaya hazırım demektir. Bu yolculuklar sayesinde dünyanın dört bir köşesine ulaşırım. Gitmediğim yer kalmaz. Öteden beri insanların keyfine hizmet etmiş olsam da son yıllarda iyiden iyiye sevilmeye başladım. Adıma ne dükkanlar açıldı. “Popülerliğini her daim koruyacak ne var?” derseniz, işte o benim. Bazen çalışanların destekçisi bazen de sohbet eşlikçisi olurum. Üstelik beni de sohbete bahane ederler.
Ha bir de umudunu bana bağlayanlar var. Sözde benden öğreneceklermiş hayallerinin gerçekleşme ihtimalini. Peh! Aklınıza şaşayım. Hem inanmaz hem de benden geriye kalanlara bel bağlarsınız. Üstelik ne var ki bunda maksat muhabbet dersiniz.
Güne bensiz başlayamayanlar bile var. Sanki benimle başlayınca dünyayı fethediyorlar. Ayrıca paşa dedenizin konağında da mı güne benimle başlıyordunuz? Orada olsa olsa kahvaltıdan sonra konu komşuyla hoş sohbet eşliğinde aranızda bulunuyorumdur. Ahbaplarınızla muhabbetinize kırk yıl hatır ekliyorumdur.
Eee ne demişler: “Gönül bir dost ister ben de bahane…”
















