Zihin, bedene nispeten daha çok yorulan; ömre nispeten daha fazla yük taşıyan bir yapı mıdır? Gerçekte de böyle bir olgu var mı? Kişi fazla bilgi nedeniyle sağlıklı düşünmeyi bırakıp zihnini canlı tutamaz hâle gelerek aklını oynatabilir mi? İnsan vücudunda işlev gösteren her organ psikolojiye örnek midir? Psikoloji insanlık hayatının neresindedir, psikoloji akıl sağlığına iyi gelir mi? Düşünce gerçekten tehlikeli bir silah mı? “Düşünmekten kafayı yiyeceğim.” tabiri gerçekten doğru mu? Akıl insana verilmiş en büyük nimet mi? Diğer canlılarda akıl yok mu?
Var tabii ki; siz hiç duydunuz mu doğada akıl hastası olan bir hayvan, psikolojisi bozuk bir hayvan? Bu konu üzerine örnek vermek gerekirse, deniz altı yaşamında, okyanusun derinliklerinde kendisini kamufle ederek avını tuzağına çeken o kadar farklı ve zeki canlılar var ki, inanılmaz derecede. Akıl sadece insana verilmiş bir nimet değilmiş yani. Akıl her canlıya verilmiş bir nimettir; insana, hayvanlara, bitkilere vs. Tek fark, her canlının aklını bulunduğu ortamda kullanabiliyor olmasıdır. İnsanlık hariç; insan aklı sayesinde her ortamı kendi yaşam alanı olarak belirleyip hayat idamesini devam ettirebilir.
Fakat düşünüyorum da, nasıl oluyor da aklını kaybeden birisi yaşamsal faaliyetini devam ettirebiliyor? Doğada tek yaşayan birisi aklını kaybederek yemek yemeyi unutup açlıktan ölmesi durumu mantığa hiç sığmıyor. İnsanın bir başkasına daha fazla tahammül edememesinin ve ondan kurtulmak için ortaya atılmış bir teori mi akıl hastalığı? Çevremizde, etrafımızda gördüğümüz bir takım kişiler; bizim mantığa sığdıramadığımız hareketleri kendi dünyalarında normal olarak yaşadıklarını nereden bilebiliriz ki?
Teorik ismi “akıl hastalığı” olan terime halk nezdinde “deli” yaftası takıldı. Deli neyin kısaltılması? Ne anlama geliyor?

















