“Yağmur yağdı, oracıkta ağladım.
Hayalim, hayallerimi hayal etmekti.
Kor ateşte yandım.”
İnsanlar, varoluşları neticesinde duygusal varlıklardır. Bu duygusallık her insanda farklılık göstermektedir. Kimisi okuduğu bir kitaba, dinlediği bir şiire; kimisi ise bir doğa olayına karşı duygusal olabilmektedir. Burada, doğa olaylarına karşı insanların verdiği duygusal tepkiler açısından bir alt başlık açarak devam etmek istiyorum. İnsanlar doğa olaylarına duygusal yaklaşmayı sevdiği için mi, yoksa buna mecbur kaldığı için mi böyle davranır? Bilemiyorum.
Peki, nedir bu doğa olaylarına duygusal yaklaşmak? İnsanı ve edebiyatı en çok etkileyen doğa olayı, çoğumuzun düşündüğü gibi, yağmurdur. İnsanlar yağmur yağdığında dışarı çıkıp yürümek isterler. Çünkü yağmurun meydana getirdiği o büyüleyici kontrast, insanlara duygusal bir açlık oluşturur. Ve insanlar da bu duygusal açlığı gidermek için kendilerini dışarı atarlar. Bir şarkı dinleyerek yağmurlu havada yürümek, insanların duygusallığına duygusallık katmaktadır aslında. Bunu sadece yağmurla bütünleştirmek yanlış olacaktır. En sembolik duygusallık kaynaklarından biri de kar doğa olayıdır. Kar yağınca insanlar genellikle evlerine kapanırlar. Evde film izlemek, sevdiği insanlarla sohbet etmek ve oyun oynamak gibi birçok aktiviteyi yerine getirmektedirler. Ama çok önemli bir detay vardır ki, o da kar yağdığında veya yağarken camın kenarına geçip kahvesini veya çayını içerken dışarıdaki o manzarayı izlemektir. Bu durum, anladığım kadarıyla, insanlarda bir terapi etkisi oluşturmaktadır. Aslında bir rahatlama ve duygusallaşma isteğidir. Çünkü insanlar kar yağışını izlerken hayallere dalabiliyor. Geçmişte yaşadığı güzel anları tekrardan hatırlayabiliyor. Aynı zamanda duygusallığını nereye bağlamak istiyorsa, oraya bağlayabiliyor. Çünkü özgür bir evren oluşturuyor kendine. Baskıdan, nefretten, kargaşadan ve sahte sevgiden uzaklaşarak daha mümkün, daha mütevazı bir soyutluğa kendini adıyor.
İnsanı duygularından arındırmak mümkün değildir. Duygularına sahip çıkıp anlamlandırmak en doğru davranıştır. Doğaya ve onun oluşturduğu olaylara karşı duygusallık beslemesi ise insanı kendine getirebilecek bir olgudur. Kendine gelen insan, duygularını yönetmeyi bilendir.
Yağmurun ve karın insan üzerindeki duygusal etkileri, her yerde ve her an için karşımıza çıkabilmektedir. İzlediğimiz filmlerde ve dizilerde, okuduğumuz kitaplarda her zaman karşımıza çıkmaktadır. Çünkü insanlar bu durumu kendileriyle içselleştirmiştir. Belki de bu duygusal bağlılık insanları ayakta tutmaktadır. Belki de ayakta durabilmenin tek çaresi, doğaya duygusal bakmaktadır.



















