Eskinin anlamı var içimdeki ben, her gün yeni bir ben ve içimizdeki eski anıların vermiş olduğu yaşama sevinci, özlem duyduğumuz en güzel anıların birisi, gölgesinde duran bayram sevinci. Bayram tabi takvime bakıp kaç gün tatil var diye sormakla başlamazdı. Arife gününden başlayan bir telaş vardı. Anne baban ile yaptığın alışveriş, hiç unutulmayan bir iş gibi kalır. Başucuna konulan o yeni pabuçlar, ütüsü bozulmasın diye özenle asılan giysilerin rengine kadar hatırlarsın. Sadece kıyafet değil, aslında onlar çocukluğun en büyük serveti. Evimizin sabun ve kolonya koktuğu, camların parladığı, misafir için en iyi örtülerin serildiği ve ilk bayram sabahı… Bayram namazı için biz derin uykuda olmamıza rağmen babamızın uyanış sesini duymamız; hazırlanmış ve bizden önce evin o bereketini, o sıcaklığı camiden getirip secdeye koyduğu elini öpmek, annenin kahvaltı sofrasını hazırlayıp bekleyişi, sonra tüm aile ile kucaklaşmak; tarifi olmayan tek his.
Televizyon ve telefon sesinden çok, camiden dönen babaların ve dedelerin ayak sesleriyle başlardı sabah. Aslında bayram namazı çıkışı cami avlusunda başlayan kucaklaşmalar… Korkmadan şeker toplamaya giden çocuklardık. Her zilde bir iz, her gönülde bir bekleyiş habercileriydik. Her evden topladığımız şekerler, o eve bereket ve küçük bir tebessüm bıraktırırdı. Adım attığımız kaldırımlarda izler, pamuklu şekerler, dondurmalar ve bitmek bilmeyen oyunları içimizde yaşattık. O duygular ki hâlâ içimizde saklanıyor. Gürültüyü biraz kıstığımızda fark ediyoruz ki o eski bayramlardaki huzur aslında dışarıda değil, bizim o saklı tuttuğumuz duygularımızın içinde yaşıyor. Onları tozlu raflardan indirmek sadece bir niyet meselesi olsa gerek. Aslında içimizde saklanan o çocuk hâlâ orada. Bir yerlerde bir kapı tıkırtısı, bir tanıdık ses bekliyor. Belki o eski kalabalıkları toplayamayız ama birine “aklımdasın” diyerek o eski bayram ruhunu küçücük bir mesajla canlandırabiliriz.
Eski günleri özlemek aslında geçmişi değil, o günlerdeki kendimizi özlemektir. Kapı eşiğinde bekleyen o heyecanı, bir şekere dünyaları sığdıran o saf neşeyi… Dünya ne kadar değişirse değişsin, senin içindeki o çocuk hâlâ orada. Sadece günün yorgunluğu üzerine biraz toz kondurmuş olsa gerek. O tozu üfleyip atmak, bir tebessümle o eski dostu selamlamak senin elinde.
İyi bayramlar..

















