Dünyayı nasıl algıladığınıza dönüp bir bakmanızı istiyorum. Yaşamı, çevreyi, belki insanlığı, sistemleri nasıl algıladığınızı bir önünüze koyun. Sizin için mutlak doğru olan bir durumun, bir başkası için kabul edilemez olduğu durumlar muhakkak olmuştur. Size çok yanlış gelen bir yargının, aslında başka biri için bir yaşayış şekli ya da yadsınamaz bir zorunluluk olduğu zamanlar da olmuştur. İnsan olarak değil, daha bütün ve büyük projeksiyonda baktığımızda, toplumsal ve ahlaki bazı kurallar dışında ya da korunarak, fikir ayrılıklarını iki ülke arasında bile görüyoruz. O zaman haydi burayı mikro düzeyde bir yaklaşımla —kişi bazında— açalım.
Sevgili Beşire’ye değinmeden geçemeyeceğim. Son toplantımızda, sadece bir cümle söyledi; bu konudan bağımsız. Benim içimde o cümle çok büyük bir yerden açıldı: “Bir hikayenin içine doğuyoruz.” Bizler ilk dünyaya geldiğimizde bir hikayenin içine doğuyoruz. Bizden bağımsız; anne babamızın hikayeleri, bulundukları çevrenin, yaşanan ülkenin hikayesi, sahip oldukları kültür ve kabul ettikleri dini, manevi inançlar ve bunlardan gelen hikayeler, ailenin o dönemdeki maddi manevi durumu… Hepsi bir araya gelerek bizim bu dünyayı nasıl ve nereden algıladığımızı belirliyor. Ve biz bir hikayenin içine doğuyoruz. Sonra da büyürken bu hikayeyi öğreniyoruz. Artık bu hikayenin her detayından bir duygu yakalayıp, düşünce sistemimizde tartarak bir inanç ediniyoruz. Ve edindiğimiz her inanç bir davranış tezahür ettiriyor ve dünyayı da öyle algılıyoruz.
Buna bir örnek vermek isterim; ben ortaya bir ürün ya da emek koyduğumda bunun maddi karşılığını istemeye çekinirim. Almaktan çekinirim. Burayı şöyle açalım: Bir insan ne zaman çekinme tanımını kullanır? Altındaki duygu nedir çekincenin? Utanç duygusu. Utanan insan çekinir. Duygu utanç ise bu durumun altındaki inancım şu olabilir: Ben paradan utanıyorum. Soralım o zaman, çalıştıralım bilinçaltını; ben paradan nerede utandım? Paranın utanılacak bir şey olduğu inancı kime ait? Kim parayı utanılacak bir şey olarak görürdü? Hangi duygu / duygulardan kendimi korumak için paranın utanılacak bir şey olduğuna karar verdim?
Evet, ben yaşadığım hikayede para ile ilgili böyle bir kayıt tutmuş olabilirim. Ama aynı hikayede kardeşimin, annemin, babamın daha farklı bir kaydı olabilir. Bu, benim hikayeyi nasıl anladığımdır. Hikayeyi nasıl anladığım ve kaydettiğim, dünyayı nasıl anladığımdır. Dünyayı değiştirmek isteyen biri, önce kendini değiştirmek zorundadır. Bu yüzden hikayeye tutunmayı bırakmak güvenli. Hepsi bize bir şey öğretmek için geldiler, bizi bir şeylere hazırladılar. Biz bir karakter, bir inanç sistemi oluşturduk bu sayede. Onlar görevini yaptı. Yeni hikayeleri, eski hikayeler üzerinden yorumlamak neyi değiştirir ki? Üstelik onlar da bize yeni fırsatlar ya da ihtimaller sunmaya gelmişken… Bırakmak ve akışa teslim olmak güvenli.
#dilaranefeste

















