Genç denilince; aktif, heyecanlı, kanı kaynayan, coşkulu, hedefi olan, tuttuğunu koparan kişi akla gelir.
Her genç farklı bir dünya, her düşünce farklı bir insanı bir araya getirir… Gençleri anlamak için yüreklerine dokunmak ve onların dünyasına girmek gerekir.
Gençlik dönemi zor bir süreç olduğu kadar meşakkatli bir yoldur… Hata yapa yapa kendi doğrusunu bulmasına olanak verilmeli. Her defasında yaptığı küçük hatalardan ötürü onu azarlamak, onu dışlamak, ona şiddet uygulamak; onu kazanmak değil, onu tamamen kaybedip büyük hatalara itmektir… Yanlış insanlarla oturup kalkmasına, güven kaybolduğu için kötü işlerle uğraşmasına, her türlü düşüncesizce hareket etmesine sebep olur.
Toplumun en büyük sorunu, iletişim kuramadan şiddete başvurmaktır. Aile bireylerinde şiddete meyilli, konuşmadan işi zora süren durumları gören genç, etrafına göre hareket eder. Çünkü; problemin böyle çözüldüğüne inanmaya başlar. Aile bireyleri bir araya geldiğinde birbiri ile hasbihal edebilmeli, birbirine danışıp problemin çözümüne gidilmeli.
Maalesef toplumda yaşanan sorunları üzülerek görüyoruz. Özellikle; genç insanların bir meseleyi problem haline getirip masum canları öldürmesi ne acıdır… Nasıl bir vicdan ki! Hiç düşünmeden eline silah alıp, bıçak vesaire… Alıp bir insanın canına kıymak.
İletişimde eksiklik olunca, gençlerin önünde yanlış davranışlar veya sözler söylenince, genç insan ailedeki kişiyi örnek alıp aynı davranışları sergiler. Bir veli okulu basıp ağzına geleni söyleyip öğretmene ya da eğitimciye saldırırsa, ona gençler de eşlik eder. Hakkını böyle kazanacağını düşünür.
Bu durum git gide büyür, genç artık tek başına hakkını savunacağını kafasına koyar. En büyük hata ailede başlayınca, genç de onların izinden gider…
Maalesef şiddet büyür ve cinayetler başlar. Bir eğitimciyi, yaşama yön veren, öğrenciyi yaşama hazırlayan eğitimci, gün gelir genç insanlar yüzünden hiç düşünmeden, acı bir şekilde kimi elinde silahla kimi elinde bıçakla yaşamını sonlandırır. Toplumda eksilen eğitimci olurken; katil insan sayısı artar.
Bu sadece bir eğitimci değil! Kimi eşini, kimi arkadaşını, kimi anne ve babasını, ağabeyini vesaire… Öldürmekten çekinmez.
Bütün bunların sonucu, hepsi ailenin yanlış davranış ve doğru problem çözememesinden kaynaklanıyor. Baskı baskıyı doğurur… Bir insanı nasıl eğitirsen öyle kalır.
Duyarlı, gençlerle iyi geçinen, onların duygularını iyi çözebilen, onlara güzel bir yaşamın sırrının iletişim olduğunu gösteren bir aile topluma huzuru getirir…
Gönüle girmek kolay değil! Her genç insanın yüreğini kazanmak zordur. Sevmediği, güvenmediği birine yüreğinde yer vermez…
Eğitim ailede başlar. Toplum önünde yapacağı davranışlarla kendini belli eder.
Yaşamın güzelliği toplumun güzelliğidir… Gençlerin sesi ailesidir…
















