Gerçek sevgi, kendinle barıştığın anda başlar. Kendini olduğun halinle kucakladığında geçmişin ağırlığı yavaş yavaş erir. Bir zamanlar kalbini en çok acıtanlar aslında seni “sen” yapan yol arkadaşlarına dönüşür. Belki her şeyi bir anda affedemeyebilirsin, belki bazı yaraların izi hep kalır… Ama kalbine şu niyeti koyabilirsin:
“Yaşadığım her şey beni bana yaklaştıran bir öğretmendi.”
İşte o anda iyileşme başlar. Çünkü özgürlük, yaşadıklarına deneyim olarak bakabilmekte ve onlara sürekli yeni anlamlar yüklemeyi bırakabilmekte gizlidir. Yaşadıklarını silmek zorunda değilsin; onlara farklı bir gözle bakmayı seçtiğinde geçmişin zincirleri çözülür.
Biz çoğu zaman başkalarını mutlu etmeyi öğrenerek büyüdük. Sevilmek için değiştik, onay almak için kendimizi şekillendirdik. İçimizdeki küçük çocuk “beni gör” derken biz başkalarının gözünde var olmaya çalıştık. Oysa gerçek dönüşüm dışarıdan değil içeriden gelen onayla başlar. Bir gün gelir ve fark edersin ki en güçlü onay kendi kalbinden yükselen sestir. Kendi sesini duyduğunda geçmişin yüklediği roller bir bir çözülmeye başlar.
Kendini olduğun halinle kabul edip “Evet, ben yeterliyim” dediğinde yıllardır taşıdığın suçluluk duygusu erir. O eksiklik hissi, başkalarının gözünde tamamlanmaya çalışmak, yavaşça yerini derin bir kabule bırakır. Kendini olduğun gibi kabul etmek ve sevmek en büyük özgürleşmelerden biri de büyüklere yüklediğin rollerden geri adım attığında gelir. Anne-babanın yarım kalmış hikâyelerini taşımak zorunda değilsin. Toplumun sana biçtiği kalıpları sürdürmek zorunda da değilsin. Kendi yolunu seçtiğinde hem geçmişini hem de kendini affetmeye başlarsın. İşte gerçek iyileşme tam da burada filizlenir.
Kabule geçmek çoğu kişinin sandığı gibi pes etmek değildir. Kabule geçmek hayatla uyumlanmaktır. Olmuş olanı onurlandırmaktır. “Evet, yaşandı ve bitti” diyebildiğinde enerjin artık geçmişte sıkışmaz. Geleceğini kurmak için şimdine akar. Ve sen bugünü güzelleştirdikçe kalbin hafifler, ruhun özgürleşir.
Çoğu zaman bize “affet” derler. Ve evet, bazen affetmek kolay değildir. Hele ki derin yaralardan bahsediyorsak içimizdeki adalet duygusu buna izin vermez. Ama affetmeyi denemek bile kalbi hafifletir. Affetmek yaşananları yok saymak ya da yanlışları onaylamak değildir; kendini o yükten özgürleştirmektir. “Beni incitti ama artık onunla kendimi tanımlamıyorum” diyebildiğinde geçmişin esiri olmaktan kurtulursun. Bu noktada affetmek aslında kendine verilen en büyük hediyedir.
İşte tam da orada yeni bir ışık doğar. Çünkü sevgi dışarıdan gelecek bir armağan değil; senin özünden taşan bir ışıktır. İçinde bu ışığı hissettiğinde kurduğun tüm bağlar daha şefkatli, daha gerçek olur. Artık sevilmek için çabalamazsın, çünkü zaten sevginin kendisi olmuşsundur.
Gerçek sevgi önce kendine yönelttiğin sevgidir. Sen kendi kalbini kucakladığında dışarıyla kurduğun tüm ilişkiler de dönüşür. Daha az korku, daha çok güven… Daha az savaş, daha çok huzur gelir. Kendini sevmeyen birinin başkasını sevmesi de zordur, çünkü içindeki boşluğu dışarıdan doldurmaya çalışır. Ama kendini kabul eden biri başkalarıyla bağ kurarken daha özgür, daha dengeli olur.
Hayatına giren herkes bir aynadır. Partnerin, dostların, hatta seni en çok zorlayanlar bile aslında senin içindeki parçaları sana gösterir. Birini yargılarken kendindeki yarayı fark edebilirsin. Birini severken kendi kalbine biraz daha yaklaşabilirsin. İlişkiler bu yüzden ruhumuzun en güçlü öğretmenleridir. Onlar sayesinde kendimizi tanır, sınırlarımızı görür, içimizde saklı kalan yanlarımızla yüzleşiriz.
Geçmişinde kırgınlıklar, pişmanlıklar, yaralar olabilir. Ama bugün hâlâ nefes alıyorsan içinde yeni bir yol inşa etme ihtimali vardır. Kendini onurlandırmak, geçmişine yeni bir gözle bakmak ve kalbini şimdiki ana açmak gerçek sevginin ilk adımıdır.
Bugün aynaya bak ve kendine fısılda:
“Ben olduğum halimle yeterliyim. Ve ben sevilmeye layığım.”
Çünkü yolun özü budur: Kendini sevdiğinde dünya da sana sevgisini sunmaya başlar. Kendini kabul ettikçe ilişkilerin dönüşür, geçmişin yükü hafifler ve hayatın önünde yepyeni kapılar açılır. Gerçek sevgi kalbini kendine çevirdiğin anda başlar.