(Sen git, sen kötüsün. Anne…)
Bu haykırışlar hepimizin kalbine bıçak gibi saplandı. Epstein adasında yaşanan vahşetin videolarını görmeyenimiz yoktur. Ve ne acı ki belki de bir anne bu vahşette kendi kayıp çocuğunu buldu. Çünkü bu videolar ile öğrendik ki; Hatay depreminden sonra kaybolan çocukların bir kısmı aslında bu adada tutuluyordu. Videolarda çocuklar Türkçe konuşuyordu ama sesleri sanki sessiz bir çığlık gibiydi. İsimsiz, listelerde olmayan, kayıtsız çocuklar… izledikçe ve yazdıkça insanın nefesi kesiliyor.
Aslında bu videolarda izlediğimiz vahşet, daha önce bizlere gösterilmeye çalışılmış ama biz anlamamışız. Justin Bieber… “Yummy” klibiyle bu vahşete değindiğinmiş fakat bizler bunu eğlence sanıp sadece dans etmişiz .
Bu klibi, bir vahşetin çığlığı olduğunu bilerek bir daha açıp izlemenizi tavsiye ederim. Başta parlak, renkli, eğlenceli gibi görünse de dikkatle izleyince fark ediyorsunuz: Masadaki herkes yaşlı, suratsız, tok ve Bieber masanın ortasında duruyor ama lider değil, sunulan bir yemek gibi. Masadaki her tabak, her yiyecek sembol gibi: tüketim, iştah, güç dengesi… ama bu sadece bir sembol değil. Arkasında çocukların istismar edildiği, katledildiği karanlık bir güç var.
Klibin başında tatlı bir şarkı var, tekrar tekrar “Yummy” diyor. Ama her “Yummy” aslında bir mesaj: Masumiyet sunulmuş ve tüketilmiş. Masadaki Justin sessiz, genç, hareketsiz. Etrafındaki yüzler güçlü ve tok, onun sessizliği bu grupta yaşanan vahşetin derinliğini daha görünür kılıyor. İzleyince anlıyorsunuz ki bu sadece bir pop klibi değil; sunulan ve tüketilen bir çocukluk hikayesi. Masumiyet gözlerimizin önünde ama çoktan kaybolmuş, görünmez hâle gelmiş.
Klibin en çarpıcı sahnesi tabaktaki görüntüler. Masanın sonunda, tabakta Justin’in çocukluk fotoğrafı duruyor. Küçük, masum bir resim… ve mesaj net: “Çocukluğum kurban gitti. Ben de bu vahşetin bir parçası oldum.” Tatlı başlayan şarkı, sonunda ağır ve rahatsız edici bir gerçeği; masum çocukların bir takım grupları tarafından nasıl katledildiğini fısıldıyor.
Hatay’dan kaybolan çocuklar, Epstein dosyasındaki Türkçe sesler ve Yummy klibindeki semboller… Hepsi yan yana geldiğinde tablo ancak tamamlanıyor: Masadaki o lezzetli pizzalar, en muhtaç çağında annelerinin kucaklarından koparılan masum çocuklar.
Justin Bieber’ın bu grup tarafından bizzat yaşadığı istismarlar bu grubun hafife alınmayacak kadar kuvvetli olduğunu gösteriyor. Hatay depreminde Türkiye’den de çocukların kaçırılıp götürülmesi ise ne yazık ki dünyanın her yerinde kollarının bulunduğunu gösteriyor. En önemli nokta ise o karanlık grubun kimler olduğu kimler tarafından yönetildiği. İşte burada da iş biraz da sizlere düşüyor. Artık uyanışa geçmek, araştırmak, okumak ve bilgilenmek gerekiyor. İnternetin nimetlerini Tiktok’ta video kaydırarak değildi biraz da uyanmak için kullanmak gerekiyor.
Çünkü uzaklarda değil, bu karanlık güç sırf gürültü yapmasın diye çocukların eline verilen tabletlerde izlediği kirli videolar kadar yakın. Artık bunu farkına varmak gerekiyor.


















