Wabi sabi içimden tekrar ederken; wabi sabi, wabi sabi, bana asabi, asabiyet gibi çağrışımlar yaptı. Ama sakinliği ile tanınan Zen Budizmi ve Japon kültürüne tamamen zıt olacağı için araştırmaya değer diye düşündüm.
Wabi-Sabi felsefesi; benim internette bulduğum, bazen bir kitapta karşıma çıkan, film veya dizilerde anlatılan ve bulduklarımı kendi özel defterime yazdığım notlar. Bunları elimden geldiğince düzene sokarak anlatmaya çalışacağım.
Kökeni Zen Budizmi’ne dayanan bir Japon estetik ve yaşam felsefesidir. Kusurlu, geçici ve tamamlanmamış olanın güzelliğini kabul etmeyi anlatır. Peki, bunlar ne demek?
Wabi-Sabi’nin Temel Fikirleri
- Kusurluluk; çatlak, eğri, yıpranmış şeyler kusur değil, hikâye taşır.
- Geçicilik; her şey değişir, yaşlanır ve yok olur. Bu doğaldır.
- Eksiklik; her şeyin tamamlanmış olması gerekmez, yarım kalan da değerlidir.
Wabi ne demek? Sabi ne demek?
Wabi; sadelik, mütevazılık, gösterişten uzak bir yaşam demek.
Sabi ise zamanın bıraktığı izler; eskimenin ve yaşlanmanın getirdiği dingin güzellik.
Günlük hayatta Wabi-Sabi; el yapımı, küçük kusurları olan bir fincanı tercih etmek, minimal ama sıcak bir ev düzeni, yaşlanmayı ve değişimi doğal karşılamak ve en sevdiğim: her şeyin mükemmel olma baskısını kaldırmak.
Ünlü bir örnek vardır, belki duymuşsunuzdur; bazı filmlere konu da oldu. Kırılan seramiklerin altınla onarılması sanatı olan Kintsugi, Wabi-Sabi’nin somut ifadesidir.
“Kırıklar saklanmaz, vurgulanır.”
Özetle: Mükemmel olmak zorunda değilsin, olduğun hâlinle değerlisin.
Kişisel Gelişim ile Wabi-Sabi farklılıkları nelerdir?
Daha iyi bir versiyon olmaya çalışmak değil; olduğun versiyonla daha dürüst bir ilişki kurmaktır.
Kişisel gelişim özetle; daha iyi ol, kusurlarını fark et ve düzelt temalıydı ve yıllarca bunu kabul ettik. Bu bizim (kesinlikle benim) amacım oldu.
Wabi-Sabi; daha yumuşak ol ve kabullenici ol der. Şu an olmaya çalıştığım.
1- Kusurlarını düzeltmek yerine tanımak
Kusurların seni sen yapan izlerdir. Hatalar, başarısızlıklar, kırılganlıklar; gizlenecek değil, anlaşılacak şeylerdir. “Neyi değiştiremiyorum?” yerine “Bu, benim hangi yönümü anlatıyor?” diye sor.
2- Sürekli mükemmel olma baskısını bırakmak
Kişisel gelişimde sık görülen tuzak; bilinç altına gizli gizli verilen mesajlar: hep daha üretken, hep daha mutlu, hep daha güçlü olmak… Ve bu, farkında olmadan zorunluluk hissi ile depreşiyor.
Wabi-Sabi der ki: İnişler, gelişimin düşmanı değil, parçasıdır.
“Yorgunluk, duraksama ve belirsizlik de insan olmanın doğal hâlleridir.”
3- Kendinle şefkatli bir ilişki kurmak
Bu felsefe, iç sesini sert bir eleştirmen olmaktan çıkarır.
“Neden böyleyim?” yerine “Şu an böyle olmam anlaşılır.”
“Yetersizim.” yerine “Eksik ama tamamım.”
Bu özgüven, yapay motivasyonla değil; kendinle gerçekten barışarak güçlenir.
4- Küçük ve sade gelişimi seçmek
Wabi-Sabi; büyük dönüşümlerden çok, küçük ve sürdürülebilir adımları önemser. Her gün %1 ilerlemek, bazen sadece nefes almak bile gelişimin parçasıdır.
5- Geçiciliği kabullenmek
Duygular da hayat gibi geçicidir. Bugün kötü hissetmen; “bozulduğun, değiştiğin, yapamadığın” anlamına gelmez. İyi hâllerinin de sonsuza kadar sürmeyeceğini bilmek, onlara daha çok değer vermeni sağlar.
Günlük hayatta uygulama önerisi: “Neyi başardım?” değil de “Bugün kendime nerede anlayış gösterdim?” diye sor.
- Kendin için daha az ama daha gerçek hedefler koy.
- Bir hatanı düzeltmek yerine, ondan ne öğrendiğini anlamaya çalış; gerekirse yaz.
6- Özgüven: Kendime inanıyorum değil, kendimleyim.
Klasik özgüven nedir? Güçlü ol, emin ol, sarsılma…
Wabi-Sabi özgüveni nedir? Sarsıldığım hâlimle de kendimi terk etmiyorum.
Derin nokta şu: Özgüven; kusursuz hissettiğin anlarda değil, kendinden memnun olmadığın anlarda bile kendine sadık kalabilmektir.
7- Kaygı, yok edilmesi gereken bir düşman değil
Modern kişisel gelişim, kaygıyı kontrol edilmesi gereken bir sorun olarak görür.
Wabi-Sabi ise kaygıyı, hayatta olmanın doğal titreşimi olarak kabul eder.
Derin nokta şu: Kaygı, çoğu zaman şunu söyler: “Bir şey benim için önemli.”
Sorun, kaygının varlığı değil; ona verdiğin sert tepkidir.
Pratik: Kaygı geldiğinde şunu de: “Şu an korkuyorum ve bu insani.”
Kaygıyı susturmaya çalışma; yanına oturmasına izin ver.
8- Mükemmeliyetçilik, kontrolün zarif kılığı
Mükemmeliyetçilik, çoğu zaman disiplin değil; reddedilmekten kaçınma stratejisidir.
Derin nokta şu: “Mükemmel olursam sevilirim, eleştirilmem, terk edilmem.”
Wabi-Sabi şunu hatırlatır: Sevilmek için cilalanmaya gerek yok.
Pratik:
- %70’i hazır bir işi teslim et. (Gene de kaygı geliyor aklıma; işsizliğin fazla olduğu ülkemizde ve sürekli çalışanlar çıkarılırken ekonomik krizden… Aman, eksik yapmayın siz.)
- Düzeltilmemiş bir düşünceni paylaş.
- Eksik bir cümle kur.
Ve gözlemle: Dünya yıkılmadı.
9- İlişkiler: Tam insanlar değil, çatlaklar buluşur. (En sevdiğim)
Wabi-Sabi; ilişkilerde ideal uyumu değil, gerçek temasın kırılganlığını önemser.
Derin nokta: Yakınlık; iki düzgün kişinin uyumu değil, iki kişinin kusurlarını saklamaktan vazgeçtiği alandır.
Bu maddeden öğrendiğim, yani farkına vardığım bir şeyler oldu. Ben, tamam, kendimi özel arkadaşlarıma açıyorum; peki, kaç tanesi de bana açıyor? Bir elin beş parmağını geçmedi, şaka gibi. Bu madde, belki de mükemmeliyetçilikten sonra beni en çok etkileyen oldu.
“Ben böyleyim, ben mükemmeliyetçiyim.” diyen birini sonra düşünüyorum: Neden reddedilmekten korkuyor? Neden dışlanmaktan korkuyor? Acaba karşısındaki bizler de güven, sevgi veremiyor muyuz? Biz ne kadar mükemmeliyetçiyiz? Ve bunu nereden öğrendik? Ve ne zaman format attık beynimize “mükemmel ol” diye?
Peki, ben bunu çok güzel uygulayabiliyor muyum? Elimden geldiği kadar diyelim. Farkında olunca biraz daha uygulayabiliyorsun. Ama kendi kendinle kalıp, zihnin “vır vır vır” konuşmaya başlayınca onu susturabilmek önemli. Bazen geç fark ediyorum, bazen erken.
Pratik: Bu ilişkide şu soruyu sor:
“Bu kişiyle hangi yanımı rahatça eksik bırakabiliyorum?”
Ez cümle: Sürekli güçlü olmak zorunda hissettiğin ilişkiler seni yorar.
Bütün maddeleri birleştirerek ulaşılan çekirdek fikir:
Kendini onarılacak bir proje değil, yaşanan bir süreç olarak görmek. Sen bozuk değilsin; zaman içindesin ve iz taşıyorsun.















