Netanyahu ve Trump; servis tabağının içine koymuş masum insanları, bebekleri… Ellerindeki çatal, bıçakla parçalayıp yiyor… Yanında da bir bardak kan!
İran’ı, Lübnan’ı, Gazze’yi bombalıyor Trump ve Netanyahu!
Bebeklerin, çocukların, kadınların… bedenlerini yem etti toprağa. Kan gölüne çevirdi ülkeleri… Ölenlerin feryatları arşı titretmekte! Çocukların yaşama haklarını ellerinden aldı. Barış güvercinlerinin kanatlarını yaktı.
“Savaş yıkar, barış onarır.
Her mermi, insanlığın kalbine sıkılmıştır…” Aslında iyilik, insanlık bombalandı. İnsanlığın kanı akıyor… Neredesin ey insanlık? Ölme lütfen! Hey Avrupa! Hey insan hakları! Güya barış getirecektiniz dünyaya! Neredesiniz? Hiç vicdanınız kanamıyor mu? Ayağa kalkın, kalkın, gafletten uyanın!
Savaş kan döküyor; adı ne olursa olsun, hangi bayrağa sarınırsa sarınsın, acı aynı rengi taşıyor…
Kime kızsak; katledenlere mi, sessizce seyredenlere mi, yoksa o gücü kendilerinde bulmalarına yardımcı olanlara mı?
Yüreğimiz acıyor, yüreğimiz cayır cayır yanıyor…
Ey Netanyahu ve Trump, siz insan mısınız? Yıllardır katliam yapıyorsunuz… Masumların kanından göller oluşturuyorsunuz. Ellerinizdeki gücü insafsızca, zulme kullanıyorsunuz. Siz hiç insanlarla iç içe, barış ve huzur içinde yaşanan bir diyar özlemez misiniz? Bu döktüğünüz su değil, kızıl insan kanı, insan!
Size ve sevdiklerinize yapılmasını istemediğiniz zulmü neden insan kardeşlerinize yapıyorsunuz? Kan dökmek bir başarı mı? “Savaş, ulusların hayvanca varoluş durumudur; barış ise insanca varoluş durumudur…”
İncil şöyle der:
“Herkesle barış içinde yaşamak için elinizden gelen her şeyi yapın.” Romalılar 12:18 (Yeni Çeviri)
İncil’in ilk emri “Sev”, Tevrat’ın ilk emri “Yaşat”, Kur’an’ın ilk emri “Oku”dur.
İyilik iyiliği, kötülük kötülüğü çeker… İnsan olan, haksız yere cana kıymaz, zulüm etmez… Bu ettiğiniz zulmün hesabını Tanrı’ya nasıl vereceksiniz? Tanrı sizi bağışlar mı?
Tevrat’ın ve İncil’in ayetlerini kendi düşüncelerinize göre yorumluyor, saptırıyor ve çarpıtıyorsunuz… Yüreğinizi sarmış kara yılanlar; siz insan suretinde bir canavarsınız. Siz kendinizi otorite ve aklın rengi mi sanıyorsunuz; ırkların en önemlisi, en özeli olduğunuzu mu düşünüyorsunuz? Bütün ırklar özeldir, değerlidir. Yaradan’ımız hepimize kendi ruhundan ruh üflemiş. Hepimiz bir ve aynıyız. Siz kim oluyorsunuz da ayrım yapıyorsunuz? Siz ancak hakiki insan olmayı başarabildiğiniz zaman Tanrı’nın seçilmiş kavmi olabilirsiniz. Tanrı’nın seçilmiş kavmi; iyiliğe bağlanan, güzel ahlaklı, merhametli, adil, haksız yere cana kıymayan, kötülüklerden tiksinen, diğer canlıların yaşama hakkına saygı duyan, insan hayatına değer veren, kendine istediği iyiliği başkalarına da isteyen, Allah sevgisi ve insan sevgisiyle dolu olan insanlardır…
Bu kavga, bu kudurmuşluk ne?
Bu ne canilik?
Gerçek insan olmadığınız sürece engerek yılanından kalmaz hiçbir farkınız. Gerçi yılana haksızlık ediyorum, ondan özür diliyorum. Yılan, sizin bu yaptıklarınızı asla yapmaz. Tanrı, insan kardeşlerinizi katledin diye yaratmadı sizi. Böyle zulüm etmeye, kan dökmeye devam ederseniz, sizi yerin dibine geçirir.
Allah, Kur’an-ı Kerim’de der ki:
“Biz bir memleketi helak etmek istediğimizde, onun refah içinde yaşayan şımarık ele başılarına (itaati) emrederiz de onlar orada kötülük ederler. Böylece o memleket hakkındaki hükmümüz gerçekleşir de oranın altını üstüne getiririz.” (İsra, 16)
Bencilce duygu ve düşüncelerden bir kurtulabilseniz… İnsan kardeşlerinizi bir sevebilseniz…
İnsan, düşünebilen, üretebilen bir varlıktır sözüm ona; teknolojiyi geliştirdi, aya çıktı ama savaşı durduramıyor!
Asırlardır barışın, huzurun, mutluluğun hayallerini kuruyoruz. Ama düşlerimizi bir türlü gerçekleştiremiyoruz… Neden? Çünkü sevgi ve merhameti gün ışığına çıkaramıyoruz. Çünkü gerçek insan olmaya çalışmıyoruz. Çünkü nefreti, kini, öfkeyi, kibri, egoyu, kıskançlığı yüreğimizden söküp atamıyoruz…
Biz bütün insan kardeşlerimizin haksız yere katledilmesine karşıyız. Müslüman’ı, Hristiyan’ı, Yahudi’si gökyüzündeki gökkuşağı gibi… Biz farklı renklerdeyiz; ama her birimiz kendine özgü, güzel ve kıymetliyiz, farklılıklarımızla değerliyiz. Farklılıklarımızla dünyayı renklendiriyoruz…
İnsan, ne zaman ki insan kardeşlerini sevebilirse, başkalarını kendinden ayrı görmemeyi öğrenebilirse, işte o zaman göklere yükselebilir…
Sev insan kardeşlerini. Onları kendinden ayrı sanma. Hepimiz bir ve aynıyız. Hepimiz aynı kaynaktan besleniyoruz. Hepimiz aynı ilahi güneşin zerreleriyiz… Niye birbirimizin kanını döküyoruz?
Güneş gibi sev, yağmur gibi sev, rüzgâr gibi sev, hiç çıkar beklemeden sev…

















