Akıl sahibi insanın matematikten anlayabilmesi adına yıllarca dirsek çürütmesi; buna rağmen bir ayçiçeğinin göbeğini çatlatmadan, tek bir problem dahi çözmeden var olan matematik bilgisi.
Yanlarından geçmemem, ömrüm boyunca hayatıma almamam gereken insanları — aldıktan sonra fark ettiğim hâlde — Dünya atmosferinin güneş ışınlarına faydalı-zararlı ikilemiyle değer biçerek sadece yararlı ışınları hayatına alması.
Fizik kurallarına göre yaban arıları uçamazlar ama onlar bunu bilmiyor diyen Fransız zoolog ve havacılık mühendisi Antoine Magnan’ın kulağına kadar vızıldaya vızıldaya uçan arının “Bence böyle düşünmeniz yeterince fizik kuralı bilmemenizden.” diye cevap vermesi; yani arıdan daha az fizik kuralı bilen bir bilim adamı varlığı.
İnsanoğlunun helikopter yapabilmesi için kopyaladığı yusufçuk böceğine herhangi bir telif ücreti ödememesi.
Bir şeyler ters bu dünyada; hem öyle böyle değil.
İnsan beyniyle üretilen ekranın insan beynini ele geçirmeye başlaması, gittikçe yalnızlaştırdığı insanı kendi sesine mahkûm edecek denli parmağında oynatması.
Güneşten korunanların ekran ışığına kendini olduğu gibi bırakması.
25. kare için 24 kare düzenleyenlerin aslında seyirci ile değil bilinçdışı ile masaya oturması.
Bir şeyler ters bu dünyada; bildiğimiz gibi değil.
1564 doğumlu İngiliz oyun yazarı ve şairi William Shakespeare’in eserlerini anlayan nesillere karşılık, 1526 doğumlu Şairler Sultanı Baki’den tek bir beyit okuyamayan nesillerimiz. Cumhuriyetin ilk yıllarında her şeyimizle Batı gibi olalım edebiyatının, edebiyat için geçerli olmaması.
Yine aynı dönemdeki yazarlarımızın bazılarının “Yeni nesil anlamaz.” diyerek halkın dilini kullanmaması sonucu, onların eliyle kendi öz diline yabancı kalan yeni nesil.
Yine aynı dönemdeki bazı yazarlarımızın dilde sadeleşme niyetiyle bu topraklar üstünde yaşayanların el ele vererek pişirdikleri, yıllardır yapılagelen; dilde, damakta, ruhta bıraktığı lezzetten ötürü sevilen çorbanın içinde erimiş bazı gıdaları yabancı topraklarda yetiştiğinden ötürü ayıklama girişimleri.
Bir şeyler ters gitmiş; zamanında deli olmak işten değil.
Beş duyu organı sınırımdır diyen bilimin, beş duyu organlarının sınırlarını — acizliğini — adım adım keşfi.
Hiçbir atomunu göremeyen insanın görünmeyene inanmamaktaki inadı.
Kalpten küçük bir kurşunun masum bir çocuktan gülümsemesini, sıcaklığını alabilmesi; bilimin çocuk kanındaki gençleştirici etkiyi keşfetmesi.
Bir şeyler ters bu dünyada; tepetaklak olmayana aşk olsun.
5. mevsimde, 25. saatte hayatındaki eksikliği bulabileceğini düşünen insanın aslında aradığının şah damarından daha yakın olması.
Ölümsüzlüğe varabilmek için ölümle tokalaşmanın mecburiyetliği.
Bir şeyler ters giden bu dünyada iki seksen uzanmak işten değil.

















