Hepimizin karşısına çıkan bir Instagram sesi var: “Yüz yıl sonra…” diye başlayan. Ben bugün size, yüz yıl sonraki hâlinizi düşünün, her şey bitip gidecek ve kırgınlıklarınız, öfkeleriniz yitip gidecek, demeyeceğim. Ben bugün size, buradan yola çıkarak hiçbir zaman değişmeyen ve hatta yüzyıllara meydan okuyan bir şeyden bahsedeceğim, o da geleneklerimiz.
Gelenekler, kültürümüzün içinde kendine yol bulmuş bir nehir gibi göçlere, savaşlara, hastalıklara direnmiş ve soyumuz bitene kadar devam edecek en güçlü, kuvvetli unsur sanırım. Bu hafta kuzenimin düğününde, kınasından gelin almasına kadar her adım atışta ayrı bir geleneğin yolumuza çıkıp bizi ağırlaması bunu bir kez daha ispatladı. Size bu konuda örnek vererek gitmek isterim. Hepinizin bildiği gibi tavuk alma veya kınada gelinin eline kına yakılması, gelin alma zaten düğünün ayrılmaz ve düğünü düğün yapan kısımlarıdır. Fakat köyümüzün Osmanlı’nın ilk köylerinden olmasından dolayı Orta Asya’daki eski Türkmen adetlerinden gelen kısımlar da vardı uyguladığımız. Bu adetlerden biri, çoğu yerde unutulmuş olan ve Geleneksel Türk Tiyatrosunda anlatıp işlediğimiz bir oyun çeşidiydi. İsmi: Köy Seyirlik Oyunları.
Bir Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni olarak derslerimde onuncu sınıflara zaten anlatır ve akıllarında kalmalarını sağlamak için kendi yöremin kültüründen örnek verirdim. Daha önceki zamanlarda çeşitli komik giysilerle, komik şekilde oynayıp herkesi eğlendirmek olan oyunun amacı, son zamanlarda sosyal medya ve televizyonun da hayatımıza girmesiyle sanatçı ve TV şovları canlandırması olarak hâlâ düğünün tam orta yerinde halkı eğlendirmek amacıyla büyük değer görüyor. “Aaa, hiç duymamıştım.” diyenler vardır mutlaka aramızda. Dediğim gibi, çoğu yerde bu adetimiz unutuldu sanırım. Karagöz-Hacıvat, orta oyunu ve meddah bile zorlukla yaşatılırken sosyal medya karşısında direnen geleneklerimizin güçlü ayak sesleri en eğlenceli şekilde bizde bu şekilde hayat buluyor.
Bundan yüz yıl sonra unutulur mu? Son zamanlarda fazlaca değişen ve gelişen bir teknoloji karşısındayız ama insanlar bir yerde var oldukça ben bunun değişeceğini pek düşünmüyorum. Geleneklerimiz ve kültürümüz bizim köklü tarihimizi ortaya koyan en güzel sırrımız sanırım. Köyüm adına konuşursam, hâlâ popüler ve hâlâ bol alkışlı olan bu güzel oyun insanlığın sonuna kadar devam eder gibi geliyor bana. Bu ayki yazımızın konusu bu oldu. Önümüzdeki ay biraz hayat planlarına ve bu hayat planlarında kendimizi nerede tuttuğumuza değinmek istiyorum. Sizinle sohbet havasında değineceğim bu konu için önümüzdeki ayı sabırsızlıkla bekliyorum. Sevgiyle kalın, hoşça kalın.

















