Hayatımızı birçok döngünün beraberinde şekillendirmeye çalıştığımız bir zamanda yaşıyoruz. Belirsizlik dediğimizde zaman bize rehberlik yapmayı bırakmış, sade sürüklenen et ve kemik gibi hissediyoruz. Süreçler bize emanet bir mayın gibi, ruhumuzu kaçıran cinsten ve bu yüzden bir yol beraberinde doğru hissiyatı getirmezse yarım kalıyor. Suyun suskunluğu, suda yansımamızla koşarken her şeyin başladığı o anda kilitlenmişiz. Peki ya “belli belirsizlik” dediğimiz nedir? Belirsizlik başlı başına bir muamma olduğuna göre belli olmayan belirsizlik de mi varmış? İkisini birbirinden ayıran en can alıcı nokta, birisinin neticelenmiş somut bir durum olması, diğerinin üstünde düşünmeye açık hâlâ yoruma dayalı kapısının olmasıdır. Biz de o somut durumun içindeki en yalın hâli bulmaya çalışacağız. Çoğu insanın yakındığı konulardan biri monotonluktur. Bunun nedeni birbirini tekrar eden süreçlere takılıp kalmaktır. Süreçlerde ısrarcı olmak bazen kazandırır, bazen kaybettirir. Ne yaparsak bize daha efektif olacaktır, tartışılır. Şöyle ki her şey bir ölçü ile devamında karşılığı aynı oranda seyreder. Belirsizlikleri yönetebilmek önemlidir ve döngüler bize çok önemli dersler verir. Belirsizlikleri yönetebilmek için doğru hedef uğruna mı efor sarf ediyoruz? Bunu saptamamız gerekir.
Devam edecek olursak, biraz daha detaylı incelemek istiyorum. Bizler doğamız gereği sahip olmak isteriz ve sahip olduklarımızdan emin olup hep bir adım daha ileri gitmek isteriz. Fakat bu bir belirsizlik kanadına tutunmaya başladığında artık bizim için taşlı yollar vaat etmeye başlar. Bu yüzden eğer hep aynı çemberi turluyorsak bunun nedenini düşünmemiz gerekiyor. Doğru bir istek mi? Bu hedef için neler yaptım? Zamanlama doğru mu? Birçok soru bize yol gösterebilir. Her bir soru bizi bir adım ileriyle götürür. Farkındalık her zaman nereye isabet edeceğini bilmek de değildir. Bu yüzden asıl mesele nerden nereye yol aldığımızı veya alabileceğimizi kestirmektir. Biz buna daha çok kendini tanıma ve kendini bu doğrultuda gerçekleştirme diyoruz. Diyelim ki bir insan her şeyi dart tahtasına atar gibi denk getiriyor ve kendinden emin ama hâlâ bir şeyler olmuyor. Bunun tahribatı insana zaman kaybettirirken “belirsizliğin belliliği” bize iyi de gelecektir. En yalın ve en saf hâliyle düşündüğümüzde de aslında her şeyin bizim kafamızda bitirip başlatabileceğimiz bir dış etken neticesine varmadan doğrulanacağı tartışmasız bir gerçektir. Bize bu konuda en çok artık karar aşamasına geçmek yardımcı olacaktır. Döngülerden çıkıp artık ne yapacağımıza karar vermek mi? Yoksa aynı yolda debelenmek mi? Peki günümüzde insanlar bu konuda neden bu kadar çaresiz? Bunun en büyük nedeni ütopik bir düşünce sistemi ve acımasız bir dünyada yaşıyor olmamızdır. İlerlediğimiz kayık her suya battığında biz de batıyorsak, her yüze çıktığında biz de çıkıyorsak bu bizlerde bir bumerang etkisi oluşturuyor.
Sonuç olarak bizler dönen çarkın birer parçasıyız. Belirsizlik baş edilemeyecek bir şey asla değil. Tek yapmamız gereken bumerang etkisinden uzak durmaktır. Her zaman yapılabileceğin en iyisi vardır. Yeter ki doğru kriz ve stres yönetimi yapılsın. Biz insanlar her zaman dürüstlük ve güven ararız, bunu en çok hayatın bize karşı yapmasını isteriz. Hayatın bize karşı bu görevi yerine getirmemesi bizde bazı kırılma noktaları meydana getirir. Bunlar bizi yeniden bir bütün hâline getirir. İnsanız, ya kırılarak çoğalırız…

















