Bakış açısı nedir?
İnsanın nasıl bir bakış açısı olur?
Ya da olmalıdır?
Sol ve sağ bakışı!
İlk başta solu deneyip tecrübelendirdikten sonra sağa yönelmek ve solun tesirini üzerinden sıyırarak sağda alkışlara tutunmak! Evet, fikirsel ve duruşsal bir bakıma özgür bir irade gibi görünmektedir. Genel manada öyle olsa da çoğu örnekte biraz çıkarcı bir yaklaşım.
Bugüne değin edebiyat dünyasında sağ cenahta yer etmiş, isim yapmış yazar, kalemiyle birçok kişinin gönlünde yer edinmiştir. Bu konuda hakları yenilmeyecek ve alkışları hak ettiklerini ifade etmek bir görevdir. Gözlerimden kaçmayan ve birçok isim yapmış günümüzde sağcı muhitte yer alan popüler yazarlarımız, neden daha önce sol ve bakış açısı olarak ateistlik yolunu seçmişlerdir?
Ateist birisi neden daha sonradan büyük bir iman temsili olma fıtratına bürünmekte! Aslında iman fıtratına bürünmüş olması takdire şayandır. Doğduğu ailenin dini ve kültürel yapısı hatta yaşadığı çevrenin mitsel olarak seküler, din kavramını önemsemeyen bir cenah olabileceğinden gayet doğal görünen bir eylem. Bunda bir abes yoktur. Arayıp doğruyu bulmak kadar doğal ve faydalı bir şey yoktur. Ancak sırf popülerliği yakalamak için başkaldırı yollarını deneyip orada bir kitle oluşturduktan sonra dönemin siyasî ve toplumsal algısına göre kendisini kaplara sığdıran yazar kitlesinin karakteristik özelliklerinin samimi olmadığını ve menfi arzular üzerine oluştuğunu ifade etmekte de bir abes bulmamaktayım.
Bizler çevremiz dinden uzak olsa da dinle barışık olsa da başkalarının yaşam ve duruşunun yanı sıra kendi fıtratımıza ters duruşlarına içerisinde yer almamayı boynumuzu kıldan inceltip bir karakter töresi sayarak duruşun ehemmiyetiyle kavramış vaziyetteyiz.
Kitlesel çoğunluğu olanlar çok zahmete girmeden ne de olsa ismim var yazacağım cismin kalitesi çok da önemli değildir diyerek özgün şeylerden uzak bir kalemle toplumun okuma sofrasına oturması bu irfan dolu topluma yapılan büyük bir ihaneti göstermektedir. Yazmak bir donanım gerektirir. Bir gemiyi bir tekneyi yapmak için onun eksiklerini ve algoritmasını kavramanız gerekir. Sırf çok satmak ve alkış almak adına yazılan, yazılınca sahibi tarafından algılanmayan eserler topluma bir ihanet değil midir?
Orhan Pamuk’un yazdığı eserlerde amaç topluma fayda sağlamak mı yoksa kitaplarını çok satıp çok kazanmak mıydı?
Veyahut ödül almış olduğu eser topluma ve insanlığa ne gibi bir fayda sağladı da ülkemiz adına böyle bir ödüle layık görüldü? Orhan Pamuk örneği yalnızca bir bakış açısı olmalıdır. Günümüzde birçok sağ cenahın okuduğu açıkçası muhafazakâr kesimin kitaplıklarında yer edinmiş yazarlar daha önce sol cenah adına neden dirsek çürüttü?
Doğruyu bulma mevzusu değil yalnızca hak bir dava dışında neden bir şeyin bu kadar çok fanatiği olunur? Mevzu budur. İnsan olarak bu gayet doğaldır. Sol fikirliysen sol fikirde kalmak sağ fikirliyse sağ fikirde olmak aslında bulunduğun davasal olarak hangi çatının gölgesi ise yağmurun şiddetine göre çatı değişikliği yapmamak tasvip ve tavsiye edilen omurgalı bir eylemdir. Burada konu ne sol fikir ne sağ fikirdir. Bir dönem vermiş olduğunuz eserlerle belki de birçok kişinin karakterini ve duruşunu oluşturdunuz. Ondan sonra sizin duruşunuz değişebilirken acaba onların duruşu değişmiş midir?
Konu tam olarak bu.
Yüz kişinin fikrini zehirledikten sonra bin kişinin fikrini güzelleştirmek sizce bir kazanç mıdır?
Bence değildir.
Yazarın bir duruşu olmalıdır. Yazdığı eserle topluma fayda sağlamalıdır. Eğitim konusunda dünyada takdir toplayan Finlandiya hikayesinin geçtiği Beyaz Zambaklar Ülkesindeki, “Snelmann’ın bahsettiği “toplumun kalitesi ve ülkenin gelişmesi herkesin özellikle aydınların topluma fayda sağlayacak şeyler bırakmasıyla oluşacağını” belirtmesi toplum için yapılan sanatsal ve fikirsel her şeyin o zaman kıymet kazanmış olacağıdır.
Bulunduğu duruş ne olursa olsun menfi duyguların dışında sanat toplum içindir algısıyla yol yürünmelidir. Çünkü yaşadığınız toplum sizin yaşam kalitenizi belirleyeceği için dikkat edilmesi gereken can alıcı bir husus olduğunu hatırlatmakta fayda vardır.



















