Maneviyat

Göz ile Ruhun Renkleri

0

Sayısız alemlerle bezelidir dünya, insan isimli. Ve her insan aleme kendi penceresinden bakar, bakmak isimli. Velhasıl gözler, bedenin pencereleri iken, akıl ve kalp ise ruhun pencereleridir. Akıl ve kalbin pencerelerinin misali ise, göze takılan renkli gözlüklerdir.

Dünyaya geldiğimiz günden beri, bakışımız hep dışarıya doğru oldu. İnsan dünyaya açılan pencereleri ile dışarıya baktı baktı ve sonra Yunus’un deyişiyle içerideki “Ben” i unuttu. Malum insan, unutmaya meyyaldir. Ve unutmak ise insanın hem laneti hem yaşama sevincidir.

İşte gözlüklerini taktı ruhunun penceresine İns [*] denen mahluk. Sarının tüm hüznü çökmüştü üzerine; dökülen yaprakların tedirgin inişi ile dokunmaya başladı aleme. Düşen her yaprakta, solan her benizde ruhunun ıstıraplarıyla baş başa kaldı. Unutkanlık sahiline vurmuştur ruhunu bir kere, gözleri acıdan ve hüzünden başka bir nesneye ilişemez olmuştu (acı ve hüzün, ruhun nesneleridir).

Bir sevinç, bir kahkaha sardı bir anda tüm varoluşunu. Gözlerindeki ıstırabın buğusu, kendini mavinin sonsuzluğuna bıraktı bir anda. İns’in ruhu baharda canlanan alem misali canlılıkla dolmuş ve kehanet tüm sırrıyla sarmıştı hüzünlü bakışlarını. Renklerin değişimiydi, keşifle bulanmış ruhuna ince ince işleyen.

Ey Kehkeşan diye seslendi bir anda, küçük alemlerin misdarı. Sanma ki ses gökten salınıp düştü, bir lahza ile ruhun derinliklerine. İns bu, halden hale, içten dışa dolanır durur ve neşeyle coşan ruh ansızın kırmızının yakan ama sarıp sarmalayan deruni derdine dolanır. Kırmızıdır bu, beden misafirhanesinde kendini en çok belli eden. İns içi kırmızı, çıkılası zor bir bataklık ve belki de unuttuğu kendine selamın anahtarı.

Devrik cümlelerle kendini tamir etmek ister insan, dur durak bilmeden. Bakışı bir kere bir düşünceye kilitlendi mi, acı ile hem dem olur. Gündelik diye vasıfsızlığa ittiğimiz her şeydir aslında kendimize dair konuştuklarımız.

İlk yazımda “ya bakışlarımız buğulu ise?” diye sormuş ve aleme açılan penceremizin ızdırabımızın sebebi olabileceğine ucundan bucağından değinmiştim. Bu yazıma da devrik cümlelerle başlamak istedim, çünkü insan tastamam olmayandır. Düşüncenin devrilmesine imkân verdim. Tıpkı her birimizin ruhunun düşe kalka ıstıraplarla boğuştuğu şu günlerde devrilmekten korkmamız gibi.

Velhasıl insan, gözlüklerinin renkleri ile ruhunun ıstırabını çiçeklerle bezer durur. Tıpkı kendi ruhumun değişimlerini, devrik ama gerçek olan kelimelerle sizinle buluşturmam gibi. Yaşam her zaman bölük pörçüktür, biz tastamam olduğunda ısrar ettiğimiz için ıstırabımız bitmez bir türlü.

Devrik cümleler ile başladım ve sözü gözlerinizdeki ve ruhlarınızdaki gözlükleri çıkarma niyetinizin önüne serdim. Vesselam?


[*] İns, Arapça’da insan demek.

Kürşat Oğurlu

Ekolojik Şaşkınlık ve Beklenen Müjdeler

Önceki makale

Yazarın Diğer Yazıları

Yorum

Yorum yapın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla Maneviyat