Dostu özler gibi özleriz ayların içinden bir ayı.
Kucaklar gibi karşılarız hasretle.
Daha kul ve daha ümmet ve daha çok kuşanırız ümitle.
Ey Ramazan…
Ayların şahı ve
Harcanmış zamanların bize düşen en güzel payı.
Biraz daha soluklamasak nefessiz kalacakmışız sanki. Dünya yükü çok ağır değil mi dostlar?
Hani gülüyor, geziyor, hayata karışıyoruz ama gönlümüzde hep bir sızı, hep bir yas havası var…
Gazze meselesi, her tebessümün kıyısında oluşan hüzün kuyusu; düşmekle kalmıyor, ufalıyor, yitip gidiyoruz o kuyuda. Çaresizlik ne zormuş.
Rabbim; bizi Filistin için bağışla.
Çocuklara uzanan kirli ellerden akan kanlar göl olmuş.
Rabbim; bizi çocuklar için bağışla.
Öfkeli, kendini bulamadığı için başkalarını kaybetmemize neden olan gençliğin ıstırabıyla yandık.
Öğretmenini, arkadaşını ya da hiç tanımadığı insanlara öfke kuşanan ve sonra da ölüm saçan gençler, ah…
Varsa bir hatamız, Rabbim; bizi bu gençler için de bağışla.
Babacığım anlatırdı: Bir duvar ustası, evleneceği zaman bir ev yapmaya başlamış. Evi bitirmiş, düğününü yapmış. Eşini alıp evine getirmiş.
“Hanım,” demiş,
“Ben evimle anlaştım; bizi kardan, borandan, yağmurdan koruyacak. Bize ve doğacak çocuklarımıza yuva olacak ve bir gün yıkılacak olsa bile bizi önceden haberdar edecek ki canımıza zeval gelmesin.”
Aradan yıllar geçmiş, duvar ustasının çocukları olmuş ve büyümüş. Evde çok güzel hatıralar biriktirmişler ama günlerden bir gün duvarcı ustası eve geldiğinde de bakmış ki evi yerle bir olmuş, bütün ailesi enkazın altında kalmış. Duvarcı ustası, elleriyle yaptığı eve isyan etmiş.
“Hani,” demiş, “beni uyaracaktın, hani yıkılmayacaktın çocuklarımın üstüne!”
O ana kadar taş sessizliğini koruyan ev dile gelmiş.
“Ben,” demiş, “ne zaman konuşmak istesem susturdun!”
“Ama ben seni hiç duymadım ki, nasıl susturayım?”
“Çatım delindi, tahta çaktın; duvarım çatladı, sıva yaptın, süsledin püsledin dışımı ama içten içe çürüdüm de anlatamadım.”
Düzen birden bire bozulmadı. Önce insan bozuldu. Ahlak haykırdı, edep kendini paraladı ama insan anlamadı.
Sonra toplum bozuldu. Öğütle yeşeren insan, yasa, kanun ve cezayla bile iflah olmadı.
Sonra dünya bozuldu.
Neyse…
İşte olan biten tüm acı ve ıstıraplarda, bilerek bilmeyerek bir hatamız olmuşsa, Rabbim bizi bağışla.
Yarın milat olsun, bayram hayır uğur getirsin cümlemize.
Şifa olsun,
Kutlu olsun,
Mübarek olsun,
Sağlıklı, tasasız olsun.
Yolculara dualar yoldaş olsun,
Hastalara muhabbetler şifa olsun,
Borçlulara sadakalar deva olsun,
Gençlerimize zihin, yürek berraklığı olsun.
Dualaşalım, helalleşelim.
Büyüklerin ellerini, çocukların gözlerinden öpelim.
Sevelim, sevilelim.
Dünya…
Boş.
















