Ülkemizde eğitim gören çocuklar ve çalışan memurlar için tatil günleri cumhuriyet dönemi ile birlikte cumartesi ve pazar günleri olarak uygulanmaya başlanmış ve günümüze kadar da bu şekilde gelmiştir.
Cumhuriyet dönemi öncesinde cuma günleri tatil yapılmaktaydı. Cuma günü, Müslümanlar açısından kutsal bir gün olduğu için herkesin rahat bir şekilde ibadet yapması adına bu gün tatil olarak eda edilirdi. Daha sonraları cumhuriyet rejiminin ilanı ve laiklik kavramının benimsenmesi ile devletin tüm dinlere eşit mesafede olması politikası ve de Avrupa’ya uyum sağlama gayesi ile tatil günleri önce pazara alınmış, ardından 1974 yılında cumartesi-pazar olmak üzere iki gün olarak kabul edilmiştir.
Lakin cumartesi günü Yahudilerin, pazar günü ise Hristiyanların kutsal-ibadet ve tatil günleridir. Nüfus bakımından azınlığı teşkil eden Hristiyan ve Yahudi vatandaşlar kendi kutsal günlerinde izinli olup ibadetlerini yaparken Müslüman kitle kutsal gününde çalışmak durumunda kalmıştır. Sözde tüm dinlere eşit uzaklıkta olma politikası çoğu hususta olduğu gibi bu hususta da Anti-İslam görüşü benimsenerek uygulanmıştır.
Aslına bakılacak olursa haftanın iki günü resmi kurumların ve bazı özel sektör kuruluşlarının yekûn olarak kapalı kalması devlet açısından da millet açısından oldukça zararlı bir durumdur. Bu iki gün tüm işleyişin toptan olarak durması devlet hazinelerinin akış hızında ve kamu hizmetinin aksama noktasında hem devlete hem millete zarar vermektedir. Paranın sirkülasyon hızı iki gün boyunca dumura uğramaktadır. Bunun yerine münavebeli tatil mantığı ile kamu personellerinin ve özel sektör personellerinin teselsül olarak sıralı izin kullanması daha uygun olacaktır. Yani isteyen istediği iki günde tatil yapabilmeli veyahut bu izinler bir nizama bağlanarak belirlenmelidir.
Bunun neticesinde tüm çalışanlar aynı anda izin yapmadığı için kurum ve kuruluşlar haftanın 7 günü açık olmuş olacaktır. Bu durum özel sektörde çalışanlar için de geçerli olmaktadır. Herkesin aynı günde izin yapması aslında hayatın durması anlamına gelmektedir bu durum da ekonomik akışı etkilemektedir.
Hafta içi çalışan bir memurun başka bir devlet dairesindeki şahsi işini görebilmesi normal şartlarda mümkün değildir. Çünkü mesai saatleri içinde o da kendi kurumunda çalışmaktadır. İzin alıp işini halletmek için dışarı çıkması da vazifeli olduğu işlerini, mamafih vatandaşların işlerini aksatması anlamına gelmektedir. Hâlbuki münavebeli tatil mantığında memur hafta içi de resmi izinli sayılma imkânına kavuşacaktır. Pazar günleri zaten esnafın çok büyük bir kısmı çalışmamaktadır. Bazı özel sektör kuruluşları pazarla birlikte cumartesi de çalışmamaktadır. Bu iki gün aslında işleyişin durması anlamına gelmektedir. Son yıllarda AVM’lerin yaygın olmasıyla bu problem biraz daha azalmış insanlar hafta sonu günlerinde de alışveriş yapabilme imkânı bulabilmişlerdir ama bu durum yine de kısıtlı özgürlük ile gerçekleşmiştir.
Münavebeli tatil mantığı ile çalışan bazı sektörler yer almaktadır. Gazetecilik sektörü de bunların en belirgin örneklerinden biridir. Uzun yıllardır münavebeli izin mantığı ile çalışan gazete sektörü ve bu mantıkla çalışan diğer sektörler gerek sirkülasyon gerekse de performans açısından başarıya ulaşmıştır. Bu yöntemi tüme yayarak başarılı bir sonuç alınması kuvvetle muhtemeldir.
















