Sevgili Hayrendiş yazarları, değerli Hayrendiş ekibi ve pek muhterem okuyucularım,
Öncelikle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum. Bu yıl hepimiz için verimli, şanslı bol bereketli bir yıl olur inşallah.
Yıla bazı pratik bilgilerle başlamak istedim. Bunu yaparken de her zamanki gibi kendi zihnim ve kalemime güveniyorum. Epeydir yazı işlerinde yer alan biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki yaratıcı yazarlıkla uğraşıyorsanız yapay zekâ ile dengeli ve mesafeli bir ilişki içinde olmalısınız.
Son zamanlarda hakkında olumlu olumsuz birçok yorum yapılan Pluribus’u izlediniz mi? Bireysel kimliğin ve özgür iradenin kolektif bilinç tarafından yıpratıldığı bir gelecekte, insan olmanın anlamını sorgulayan distopik bir hikâye. Konumuz bu değil ama yanılmıyorsam senaristi “Bu dizi tamamen insan yapımıdır” tarzında bir açıklamada bulunmuştu. Yapay zekâ robotlarının bir araç olduğunu unutanlar olabilir. Sırf kolayına geldiği için kalemini GPT’lere teslim etmiş olanlar da…Fakat soru şu: Kim kime hizmet etmeli? İnsan zihninin üretmediği hiçbir şey yapay zekanın konusu değil. En azından şimdilik. Üstelik chatbotlar’la oluşturulan metinlerin de bir üslubu yok. En azından şimdilik.
Tamam akademik, entelektüel tonda ya da deneme, öykü biçiminde yazılar üretiyorlar. Ama bilin bakalım ne eksik? Human touch denilen insani yaklaşım. Tekrarlı işlerinizi yaptırmak, liste çıkarmak, eğitim ve sunum içeriği hazırlamak, araştırma yapmak, taslak oluşturmak için yapay zekâ araçlarının paha biçilmez uygulamalar olduğunu kabul ediyorum. Hakkını teslim edelim. Zamandan ve enerjiden tasarruf etmek için de önemli ölçüde işleri kolaylaştırdı. Fakat bir sonraki adımda “İsterseniz sizin için bu çizgide bir metin oluşturabilirim. Ne dersiniz?” dediği noktada parmaklarınızı klavyeden çekmek…Durup bir düşünmek ve “Hayır ya ben kendim yazabilirim. Hatta yazmalıyım” demek. İşte zor olan kısım bu.
Şimdi gelelim esas meseleye. Sapla samanı ayırmaya. Yapay zekayla oluşturulan bir metni nasıl anlarız? Hem çok rahatça hem de zahmetli biçimde. Kolay kısmı şu. Artık AI ile üretilmiş metinleri büyük bir doğruluk oranıyla tespit eden çevrimiçi yapay zekâ dedektörleri var. (Scribbr AI Detector, QuillBot AI Content Detector, GPTZero , Copyleaks AI Content Detector, ZeroGPT) Kullanımları çok basit. Tıpkı intihal tespiti yapan çevrimiçi uygulamalar gibi yapay zekâ ile üretildiğinden şüphelendiğiniz metni kopyala yapıştır metoduyla ilgili bölüme aktarıyorsunuz. Voila! Sonucu size saniyeler içinde veriyor.
Bu bir. İkincisi daha meşakkatli bir yol. Deneyimli bir yazarsanız da yapay zekâ ile üretilmiş metinleri şıp diye çözebiliyorsunuz. Nasıl mı?
- Metinde birçok tire ile ayrılmış ara cümlecikler varsa
- Metinde çokça kullanılan tırnak işaretleriyle vurgulanmış kelime/terim varsa
- Metinde gereğinden fazla ve hatta bazen yanlış ve Türkçe’ye aykırı kullanılmış noktalama işareti varsa. (Özellikle noktalı virgül ve ve’den önce kullanılan virgül gibi)
- Metin kötü bir çeviri kokuyorsa. Türkçe meali: Bu yapay zekâ robotları siz bir prompt yani arama komutu girdiğinizde tüm interneti saniyeler içinde tarıyor ve size yabancı kaynaklardan da sonuçlar veriyor. Tabi bu hızlı, nispeten güvenilir ama yayıma hazırlanmamış çeviri kokan birebir çeviri niteliğinde oluyor. Editör ve çevirmen dostlarım ne demek istediğimi anlar 😊
- Metinde çokça akademik, entelektüel terim geçiyorsa (görünürlük, performatif, normatif, epistemolojik, ontolojik vb) “Parantez içindeki kelimeleri her gün kullanırım. Kelime dağarcığımın vazgeçilmez parçaları” diyorsanız ne ala! Aksi takdirde bu ve bunun gibi kelimeleri sık görüyorsanız zihninizde şüphe çanları çalmaya başlamalı.
- Bir de tarzını, üslubunu, yazma sıklığını iyi bildiğiniz; sosyal medyadan takdirde takip ettiğiniz yazar çizer tayfanın yazım alışkanlıklarında zamansal ve ton bakımından ani değişiklikler sezerseniz anlayın ki bu entelektüel kalemimiz de yapay zekanın esiri olmuş. Allah şifasını versin ne diyelim.
Bakın burada özellikle altını çizerek tekrarlıyorum. Yüksek mühendis olarak teknolojik yeniliklerin ve gelişmelerin karşıtı olmam söz konusu değil. Fakat bilimsel yaklaşımın getirdiği şüpheci sorgulama hakkımı saklı tutuyorum. İkincisi çevirmen ve editör olarak geçirdiğim yaklaşık 25 senelik yazın hayatımdaki deneyimlerime dayanarak yapay zekâ ile oluşturulmuş olan metinleri yakalama konusunda kendime güveniyorum.
Bu yazımın amacı sizleri de aslında artık sizin de ufak birkaç promptla rahatlıkla bu tür içerikler oluşturabileceğinize ikna etmek. Şu aşamada belki çoktan oluşturmaya başladınız. Bu yapay zekâ olayını gözünüzde büyütmeyin. Kendi zihninize güvenin. Kendi araştırmanızı yapın. Dışarıda çevrimiçi seminerlerde, atölyelerde, sosyal medya platformlarında ve bunun gibi mecralarda size içerik satan çoğu içerik üreticisi de ne yazık ki epeydir kendi zihni, birikimi ve donanımıyla hareket emiyor. Birkaç prompt ve afili bir sunumla sizin gözünüzü boyuyor ve zor kazanılmış paranızı cebinizden almakta bir sakınca görmüyor. Bunlara uyanık olmakta fayda var. Gerisi tercih meselesi.
Buradan yazın dünyasındaki tüm dostlarıma zihin tembelliğinden ve yazma refleksinden yoksun kalarak kalem oynatamayacak hale gelmemeleri için arada sırada kendi metinlerinizi manuel olarak yazın demek istiyorum.
Sevgiyle kalın 😊


















