Bir penguen çıkıyor karşımıza ve sürüsünden ayrılmış, kendi yalnızlığında yol alan. Herkes alkışlıyor, “Harikasın!” diyor. “Kendi seçimlerin, kendi hayatın ve tek başına aldığın bu yol ne harika bir yol.” diyor. Peki, penguene sonra ne oluyor? Sonrasında kimse merak etmiyor, çünkü o tek başına özgürce seçtiği hayatta yoluna devam etti. Evet, bu bir motivasyon örneği, belki de herkes böyle olmalı. Seçimleri hayatında onu yalnız bıraksa da kararından dönmemeli.
Bir maymun çıkıyor karşımıza; yalnızlığından ve çaresizliğinden ona gönderilmiş bir diğer oyuncak maymuna sarılıyor. İnsanlar bunu da beğeniyor, alkışlıyor. Peki, oyuncak maymun bir anne yerine geçer mi? İşte asıl soru bu! Ama bizim gördüğümüzse onun için şu anlık bir teselli.
Bir leylek geliyor uzaklardan; adı Yaren. Üstelik memleketime geliyor, şehrime. Çok istiyorum sosyal medyada paylaşmayı ama o kadar çok paylaşılıyor ki sanki masumiyeti kaçıyor, oysaki leyleğin haberi yok bunlardan. O sadece geldiği yuvayı biliyor, bir de Adem amcasını. Ne isminin Yaren olduğundan ne de eşinin Nazlı olduğundan haberdar. Bildiği tek bir şey var, o da kurduğu bu güzel dostluk ve insanlar dostluğunu alkışlıyor, sadakatini. Henüz kendileri dostluk kuramazken.
Bir ramazan gününde tüm bunların yanında bir yerlerde savaş oluyor, nice masum çocuklar kucağında sarıldığı maymunu olmadan bir yerlerde ölüyor. Sürüsünden ayrılmasına izin verilmeyen bir Doğu Türkistan vatandaşı, Ramazan’ı geçiremeden yalvarıyor içinden gizlice: “Allah’ım, beni affet! Bize yardım et!” diye. Sonra insanlar görmezden geliyor, duymazdan, bilmezden; tıpkı üç maymun masalı gibi. Yalnızlıklarımızdan kurtulduğumuz, dostluğu her daim hayat ilkesi edindiğimiz, daha duyarlı olduğumuz ve kucaklaşmanın önemini kalpten anlayarak yaşayacağımız nice ramazanlara, nice günlere diyorum, sevgiyle kalın.



















