Ne yaptılar sana
Böyle kırgınsın
Hemen dalıyor gözlerin
Düşününce…
(Tuna Kiremitçi)
Pelit, gözlerini kapatmış, başını da oturduğu berjerin rahatsız üst kısmına yaslamış geri dönmek için ona verilen saatin gelmesini bekliyordu. Olayları en başından mümkün olduğu kadar sinirlenmeden gözden geçirmeye karar verdi.
Aslında Pelit sadece ona verilen sorumlulukları yerine getirmek için uğraşan bir çalışandı. Arada sırada da bazı şeyleri yine işle ilgili meşhur sitede yayınlıyordu. Kafasında iş değiştirmek gibi bir düşünce hiç yoktu. O nedenle site üzerinden gelen ilk mesaja oldukça şaşırmış hatta ilk önce reddetmeye çalışmıştı. Ama karşıdaki kadın da çok profesyonel bir şekilde adım adım yaklaşarak onu önce sadece bazı basit soruları cevaplamasını sağlamış, daha sonra biraz daha karışık testler uygulamıştı. Sonrasında ise yavaş yavaş önce bilgisayar üzerinden sonra da yüz yüze görüşmelere ikna etmişti.
Haftalarca süren bu aşamalar sonrasında da dün neşe içinde kendisine telefonla ulaşmış ve istediği şartlardan çok daha iyisine hem de daha yüksek bir mevkide olan iş için kabul aldığını iletmişti. Sadece olumsuz tek yanının komşu şehre taşınmaları gerektiğini söylemişti. Maaş dışında sağlanan diğer yan hak ve imkanlarla birlikte bu yeni iş onlara tamamen bir sınıf atlama şansı tanıyordu.
Ayrıca Pelit’e konuşmaları boyunca “platin” benzetmesi yapmıştı. Hem çoğu madde ile tepkimeye girmemesi ile asilliğine, hem de katalizör olarak hızlandırdığı tepkimeler ile liderliğine atıfta bulanarak defalarca tam aradıkları kişi olduğunu defalarca söylemişti.
Pelit, bu haber sonrasında eve neredeyse ayakları yere değmeden uçarak gelmişti. Eve vardığında her zamanki gibi oğluyla annesi de onu oyun oynarken karşılamışlardı. Oyunlarına ara verinceye kadar kendini zor tutan Pelit, en sonunda oğlu salonda kendi başına oynamaya başladığında tüm canlılığıyla teklifi annesiyle paylaşıp plan yapmaya başlamaları gerektiğini söylemişti. Ama annesi öncelikle yüz ifadesi sonrasında da sözleri ile Pelit’in bütün hevesini kursağında bırakmıştı. Şu anda en başta kendisinin şehir değiştirmek istemediğini söylemişti. Bu değişikliğin çocuğunu da kötü yönde etkileyeceğini öne sürmüştü. Ayrıca çocuğunun ayrı oldukları babasından uzaklaştırma fikrine sıcak bakmamıştı.
Pelit’in elbette ki morali bozulmuştu ama sadece annesi olursa ikna edilebilirdi. Hatta biraz daha sağlıklı düşünse zaten bu fikre ilk başta karşı çıkacağını tahmin de edebilirdi. Hayatlarındaki neredeyse bütün değişikliklerin ilk adımında önce itiraz etmiş, sonra kabullenmiş ve hatta çoğunda da sonradan kızına doğru karar aldığını söylemişti.
Daha sonra oğluna sıra gelmişti. Oğlu da öncelikle anneannesinden etkilenerek sonra da şimdiki arkadaşlarından ayrılma düşüncesi ile karşı çıkmıştı. Tabii ki o da ikna edilebilirdi. Zaten burada taşındıktan sonra kreşe de başlayacak ve daha çok arkadaşı olacaktı.
Sonrasında eninde sonunda haber alacak ve yokuş yapacak eski kocasıyla görüşmüştü. Aslında zaten çocuğunu görme hakkı olan zamanlarda bile tam olarak gelmeyen birisi için kısa bir mesafe güzel de bir mazeret olurdu, çocuğun kalbi de daha az kırılırdı. Yani bu noktadan bakarsa ona destek olabileceği gibi bir hayali de vardı ama tabii ki öyle olmamıştı. Neredeyse ağzından köpükler çıkararak öfke nöbetleri geçirerek bu teklife karşı çıkmıştı. Belki tek başına olsa onunla da mücadele edebilirdi. Özellikle de hiç önemsemeyerek bile haddini bildirebilirdi ama yüzsüz adam hemen çocuğuna ve eski kayınvalidesine de ulaşarak krizi tetiklemiş ve alevlendirmişti.
Şakaklarını sıkarak başını hafifçe kaldırırken hızlıca saate de göz attı. Evet, geri dönme vakti gelmişti. Telefonu tam istenen saate yakın olarak açtığı için yine karşı taraf onu övgülerle karşılamış ve yine platin üzerinden onurlandırmaya başlamıştı ama aynı heyecanı şu anda karşılık bulamıyordu. Bir süre sonra Pelit yorgunca konuşmaya başladı: “Öncelikle güzel düşünceleriniz için çok teşekkür ederim. Gerçekten son derece onur duydum. Ama şöyle bir şey var, siz çok sık bahsedince ben de hızlıca “platin” hakkında bilgilere bir göz gezdirdim. Şimdi teker teker gelen platine zarar vermeyen kimyasallar “kral suyu” adı altında belirli bir oranda birleşirse platin için oldukça zararlı oluyor. Ve maalesef sizin bu platininizin özel hayatında da “kral suyu” var. Bu nedenle teklifinizi reddetmek durumunda kalacağım.” Bu cümleler karşısında karşı taraf da kısa bir süre sessiz kalmış, sonrasında birkaç şey daha denemeye çalışmış, en sonunda da saygı duyarak telefonu kapatmak durumunda kalmıştı.
Pelit, bir süre oturduğu yerden kalkmadan herkese ve her şeye kızmaya devam etti. Tam da hayatlarında bir adım ileri gidebilecekken bir türlü anlamlandıramadığı gereksiz bahaneler reddetmek zorunda kalmıştı. Evet, hepsi ile teker teker mücadele edip kazanabilirdi, daha önce kazanmıştı da. Ama aynı anda yapayalnız hepsiyle mücadele edemezdi. Daha önce de herkesin üstüne geldiği boşanma döneminde de kazanamamıştı. Hatta kendisinin de şu anda kabullendiği üzere kaybetmişti. Tek iyi tarafı sürecin bitmiş olmasıydı ama o süreç aklına geldiği anda bile darmadağın oluyordu. Aynı belirtileri gördüğü bu yeni süreçten de istediği şekilde çıkamayacağını anlayınca bu kararı vermek zorunda hissetmişti.
Neredeyse yıkık vaziyette oturduğu yerde kalmıştı. Eğer buradan bir kalkabilirse hayatına tüm haksızlıklara rağmen devam edecekti. Tam o sırada yine bilinmeyen bir numaradan telefon gelince isteksizse telefonu açtı.
“Kusura bakmayın, rahatsız ediyorum ama daha az önce telefonda konuşmuştuk” diye konuşmaya başladı az önce görüşmedeki kadın ve devam etti: “Şirket hatlarını biliyorsunuz, konuştuklarımız kayıt altına alınıyor ve şimdi size söyleyeceklerimi de tasvip etmiyorlar. Ama ben sizin ne kadar üzüldüğünüzü ta buradan hissettim ve buna izin vermeyeceğimi söylemem gerekiyordu. Bu iş olmasa da sizi hak eden daha başka bir firma ile mutlaka buluşturacağım. Lütfen üzülmeyin ve güçlü kalmaya devam edin!”
Ve bir anda Pelit’in yüz ifadesi değişti, sadece sözlerle bile olsa en yakınında en çok emek verdiği insanların kayıtsızlığına rağmen dostça bir kahve bile içmediği birisinin desteği o kadar anlamlıydı ki… Az önce yıkılan bütün dünyaları tekrar kurmak için o saniye itibariyle yeniden çalışmaya başladı, önünde sonunda platin gibi parlayacaktı.
















