Günümüzde, modern hayatın dayattığı hızlı yaşam çerçevesinde insanlar daha tahammülsüz ve kaba bir görünüm içerisindedir. Modern insan, çoğunlukla empati yeteneğini kaybetmiş ve başkasını pek de düşünmeyen bir profil çizmektedir. Bu bağlamda, toplumsal yaşam giderek daha da kaotik bir hal almakta ve bir dekadans yaşamaktadır. Ekseri olarak, eski zamanların nezaket ve incelik kuralları unutulmakta ve bu hususlara verilen önem gittikçe değerini yitirmektedir. Tam da bu noktada, görgü kurallarının önemi daha da iyi anlaşılmakta ve görgü kurallarına uymanın gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Görgü kuralları uyarınca toplumsal hayatı ve bireyler arası ilişkileri düzenleyen ve sistematize eden birçok husus ve kaide vardır. Örneğin, bu kurallara göre, bir kişinin toplum içerisinde yüksek sesle konuşması ve etrafı rahatsız etmesi uygun bir davranış değildir. Öte yandan, yine bu kurallara göre, bir yemek davetinde ölçülü olunması, öncelikle masadakilerin düşünülmesi, herkes masaya oturmadan yemeğe başlanmaması gibi hususlar salık verilmektedir. Bir diğer taraftan, bu görgü kurallarının önem verdiği bir diğer unsur da konuşma adabıdır. Konuşma ve sohbet sırasında nazik olmak, karşısındakini iyi bir şekilde dinlemek ve uygun bir tavır takınmak beklenilen şeylerdir. Bu kurallar, genel itibariyle başkasının sınırlarına ve özel hayatına saygılı olmayı öncelemektedir.
Görgü kuralları, medeni ilkelere uyulduğu takdirde bireyler arası uyumun ve toplumsal huzurun sağlanacağını ifade etmektedir. Bütün bu ilkeler, bir insanın şehir hayatına olabildiğince adapte olmasını ve çağdaş hayatın gereklerini yerine getirmesini öğütlemektedir. Esasen, doğası gereği insan, fazlasıyla bireyci bir yaklaşım içerisine girebilmektedir. Bu kurallar, fazlaca bireyci olan insanın öncelikle toplumun stabilitesini ve düzenini benimsemesi gerektiğini anlatmaktadır. Sadece insana ve topluma değil, doğaya ve tüm evrene saygılı olunması gerektiğini belirten görgü kuralları, hâlâ tüm dünyada etkili ve belirleyici konumunu sürdürmektedir. Eski kuşakların daha çok bildiği bu kurallar, yeni kuşakların biraz uzağında ve ilgisinin dışında kalmaktadır. Buna paralel olarak, Modern Çağ’ın meydana getirdiği yeni insan modeli, eskinin düzen sağlayıcı ilkelerinden ve kadim hazinelerden oldukça habersiz bir görüntü içerisindedir. Yeni kuşakların belirledikleri yeni davranış kalıpları ve iletişim biçimleri, genel olarak eski kuşaklar tarafından kabul edilmemekte ve bunlar nezaket ve saygı dışı olarak değerlendirilmektedir. Tam da bu noktada, görgü kuralları ve toplumsal yaşam bağlamında bir kuşaklar arası çatışma iklimi oluşmaktadır.
Sonuç olarak, modern insanın daha fazla takındığı bireyci ve tekçi anlayış ve ortaya çıkan kuşaklar arası çatışma ve iletişim eksikliği bakımından görgü kuralları, bu sorunların çözümü anlamında efektif ve düzenleyici argümanlar barındırmaktadır. Görgü kurallarının taşıdığı, ‘’birbirini anlamaya ve karşılıklı saygıya’’ dayanan küresel misyon, günümüzde her zamankinden daha kıymetli ve evrensel bir dayanak noktası oluşturmaktadır. Görgü kuralları, toplumların ve ulusların nasıl uyumlu bir şekilde yaşayabileceğine dair reçeteler sunmaktadır. Günümüzde gittikçe daha da bozulan bireysel, toplumsal, kültürel, bölgesel ve küresel dengeler açısından görgü kuralları, toparlayıcı bir şemsiyeyi temsil etmektedir. Dolayısıyla görgü kuralları, küresel barışın ve huzurun temin edilmesi bağlamında güçlü bir potansiyele sahiptir.



















