Eğer bir gün sessizliğimi fark edersen, bil ki söyleyecek sözüm kalmadığından değil; artık bazı şeyleri anlatmanın, susmak kadar anlamsız olduğunu öğrendiğimdendir.
Eğer bir gün uzaklaşırsam, ardımdan “değişti” deme. İnsan değişmez aslında; sadece kimin yanında kendisi gibi olamayacağını öğrenir.
Eğer bir gün gözlerimde eski ışığı göremezsen, bil ki o ışığı söndüren karanlık dışarıda değil, içimde biriktirdiğim hayal kırıklıklarıdır.
Eğer bir gün “Neden sustun?” diye sorarsan, cevabım kısa olacak:
Çünkü çok konuştum…
Çok anlattım…
Çok bekledim…
Çok affettim…
Çok kez kendimden vazgeçtim.
Ve sonunda insan, kendisini anlamak istemeyene kelimelerini değil, sessizliğini bırakıyor.
Eğer bir gün beni kaybettiğini düşünürsen, aslında beni bir günde kaybetmediğini bil.
Ben senden; her kırıldığımda biraz daha uzaklaştım. Her görmezden gelindiğimde biraz daha sustum. Her verdiğim değerin karşılığını bulamadığımda içimde bir kapı daha kapandı.
Sen belki benim sustuğumu gördün ama içimde kaç kez fırtına koptuğunu hiç bilemedin.
Ben “iyiyim” derken kaç gece kendimle savaştığımı, kaç kez kimse görmeden gözlerimi sildiğimi, kaç kez “boş ver” deyip içimde koca bir yük taşıdığımı bilemedin.
Çünkü ben kırıldığımda bağıranlardan olmadım.
Ben sustum.
Ve benim sessizliğim, aslında söyleyebileceğim en ağır cümleydi.
İnsan bazen beklemekten değil, beklerken kendisini kaybetmekten yorulur.
Ben de yoruldum.
Artık kimsenin gelmesini beklemiyorum. Kimsenin beni seçmesini istemiyorum. Kimsenin sevgisini kazanmak için kendimden eksilmiyorum.
Çünkü öğrendim:
Sevgi, insanı kendinden vazgeçirmemeli.
Bir insan seni seviyorsa seni sürekli şüphede bırakmaz. Değer veriyorsa seni yokluğuyla cezalandırmaz. Yanında olmak istiyorsa bahanelerin arkasına saklanmaz.
Ve gerçekten kalmak isteyen, gitmek için sebep aramaz.
Eğer bir gün beni özlersen, belki de beni değil, sana verdiğim değeri özleyeceksin.
Çünkü ben sana sadece sevgimi vermedim.
Zamanımı verdim.
Güvenimi verdim.
Dualarımı verdim.
En güzel yanlarımı verdim.
Ve belki de en önemlisi, kalbimde sana ayırdığım yeri verdim.
Belki de en büyük hatam, bunların kıymetini bilmeyen birine bu kadar çok şey vermekti.
Ama artık pişman değilim.
Çünkü ben sevmeyi yanlış yapmadım.
Sadece doğru sevgiyi yanlış yerde aradım.
Şimdi biliyorum:
Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize gitmeyi öğretmek için girer.
Bazı vedalar kaybetmek değildir.
Bazı vedalar, insanın kendisini yeniden bulmasıdır.
Bu yüzden eğer bir gün arkamdan bakarsan, beni geri çağırma.
Çünkü ben giderken senden nefret ederek gitmeyeceğim.
Sadece artık kendimi, senden daha çok sevmeyi öğreneceğim.
Belki bir gün beni gerçekten anlayan biri çıkacak karşıma.
Sustuğumda da anlayacak.
Güldüğümde de…
Kırıldığımda da…
Yorulduğumda da…
Beni değiştirmeye çalışmadan sevecek.
İşte o zaman anlayacağım ki, bazı insanların gitmesi gerçekten kayıp değilmiş.
Çünkü bazı insanlar gider, hayatında bir boşluk bırakır.
Bazıları gider, hayatında bir ders bırakır.
Ama bazıları gider ve ardından hiç beklemediğin bir şey bırakır:
Huzur.
Ben artık huzuru seçiyorum.
Kim kalırsa kalsın…
Kim giderse gitsin…
Ben kendimi yarım bırakmayacağım.
Çünkü insanın hayatındaki en büyük kayıp, sevdiği birini kaybetmesi değil; kendini, başkaları uğruna kaybetmesidir.
Ben artık kendimi kaybetmeyeceğim.
Eğer bir gün beni gerçekten ararsan, sesimi değil, kalbinde bıraktığım izi bulacaksın.
Ama o iz artık bir yara olmayacak.
Sadece geçmişten kalan bir hatıra olacak.
Ve ben o hatıraya bakıp sessizce diyeceğim:
“İyi ki yaşandı…
İyi ki sevildi…
İyi ki ders oldu…
Ama en çok da iyi ki bitti.”
Çünkü bazı hikâyeler mutlu sonla bitmez.
Bazıları, insanın kendisine dönmesiyle biter.
Ve ben artık dönüp geçmişe bakmıyorum.
Çünkü önümde, yeniden başlayacak bir hayat var.
Eğer bir gün beni kaybettiğini anlarsan, bil ki ben o gün çoktan kendimi bulmuş olacağım.
















