Son zamanlarda sosyal medyada ve kişisel gelişim kitaplarında “affetmek” konusundan çok bahsediliyor. “Size kötülük yapanları affedin.”, “Ailenizi affedin.”, “Kendinizi affedin.” gibi söylemlerle sıkça karşılaşıyoruz. “Affettim ferahladım.” diyen de var, “Asla affetmem, hakkımı da helal etmem.” diyen de… Konuyu biraz irdeleyelim.
Size, bile isteye zarar veren, üzen, rencide eden, psikolojik, fiziksel ya da finansal şiddet uygulayan, mobinge maruz bırakan, manipüle eden, narsistik davranışlar sergileyen kimseleri affetmek pek de kolay bir şey değildir. Zira bunlar yaşandığı anda ya da süreçte çok zor şeylerdir. Günlerce üzülmemize ve belki de bedenen ya da psikolojik olarak telafi edilmesi güç hasarlara sebebiyet verecek sorunlar yaşamamıza neden olan böyle kişileri affetmemiz hiç de kolay olmayacaktır.
Aslında affetmek, yaşadığımız kötü deneyimi unutmak ya da yok saymak değildir. Affetmek, yaşadığımız haksızlığı ya da kırgınlığı kabul etmek ancak bunun bizim bugün ve gelecekteki duygu dünyamızı esir alıp yönetmesine müsaade etmemektir. Yani başkaları yüzünden yaşadığımız olumsuzluğu onaylamıyoruz ama bu olumsuzluğun üzerimizdeki etkisini taşıyıp durmanın gereksiz olduğunu fark ediyoruz.
Affetmek denilince yaşananları unutmaktan bahsediliyor gibi gelir bize ama ikisi çok farklıdır. Affetmek daha uzun ve özenli bir çabayı gerektirir. Affettiğimizde yaşananları olduğu gibi kabul ederiz, unutmayız ve maruz kaldığımız, bizi olumsuz etkileyen bu davranışların ve onlardan kaynaklanan duyguların bize zarar vermesine bir son veririz. Yaşadıklarımızdan bir ders alır ve hepsini bir köşeye kaldırıp yolumuza devam ederiz.
Birinin bize yaptıklarını ya da onun yüzünden yaşadığımız olumsuz durumları affettiğimiz zaman bu, onun haklı olduğu ya da yaptıklarını onayladığımız anlamına gelmez. Bu, bizim kendi huzurumuzu korumak adına attığımız bir adım olur. Böylece duygusal özgürlüğümüzü kazanmış, kendi sınırlarımızı kabul etmiş ve takılıp kaldığımız olumsuz duygulardan özgürleşmiş oluruz. Bu durum, yüklerimizi bırakmamızı sağlar ve geçmişteki acıların bizi şekillendirmesine izin vermediğimiz anlamına gelir ve yolumuza devam etmeyi sağlar. Peki, biz onu affettik diye affettiğimiz kişi değişir mi? Tabii ki değişmez fakat bizim ona bakış açımız değişir ve ne yaparsa yapsın artık bizi eskisi gibi etkileyemez.
Bazılarımız anne babalarına çok kızgındır. Onları yetiştirirken hatalar yaptıkları ya da kardeşler arasında adil davranmayıp ailenin imkânlarını çocuklardan biri lehine daha çok kullandıkları veya eşit sevgi ve ilgi göstermedikleri, diğer ebeveynler gibi olmadıkları vb. konularda onlara kızarlar. Şunu unutmamak lazım ki büyük ihtimalle onlar da kendi ebeveynlerine kızgındırlar ve kendi çocukları için ellerinden geleni yaptıklarını düşünüyorlardır. Çünkü bildikleri, gördükleri, öğrendikleri çocuk yetiştirme, aile yönetme yöntemini geçmişten getirip kendi mizacıyla yoğurup sunmuşlardır ve en iyisini yaptıklarını düşünüyorlardır. Belki de bu, yapabileceklerinin en iyisidir gerçekten. Yaşadığımız kötü deneyimlerin, hislerin bizi hayatımız boyunca etkilememesi için onları da affetmeli ve yolumuza bakmalıyız. Çünkü geçmişi istesek de değiştiremeyiz.
İnsan hata yapabilen bir varlıktır. Gerçekten kötü bir insan olmayanlar bazen istemeden, bazen mizaçları gereği bizi çok üzecek, hayatımızı etkileyecek hatalar yapabilirler. Biz onları değiştiremeyiz. Yapabileceğimiz tek şey kendimizi değiştirmektir.
















