Bahçede çam ağaçları vardı; hep yeşil, hep aynı. Dikenleri sessizce toprağı tutar, rüzgar estiğinde bile kimliklerinden ödün vermezlerdi. Aralarında tek başına duran elma ağacı ise her mevsim değişirdi. Bu yüzden yabancı sayılırdı. İlkbaharda çiçek açtığında çamlar ona bakmazdı. Beyaz yapraklarını, arılara verdiği sözü görmezden gelirlerdi. Yaz geldiğinde meyve verdi; bahçedeki tek meyve. Çocuklar çamların altından geçip onun gölgesinde durdu ama çamlar bunu da unutmuş gibi yaptı. Onlar yeşildi, o ise cömertti. Aralarındaki fark buydu.
Sonbahar geldiğinde elma ağacı yapraklarını döktü. Her bir yaprak, “Ben geçiciyim.” diyen küçük bir veda gibiydi. Çamlar hala yeşildi. Hala sert. Hala aynı. Elma ağacı çıplak kaldı, rüzgarı ilk hisseden oldu, soğuğu ilk tanıyan.
Kış bastırdığında bahçe sessizleşti. Çamlar yeşil kaldı ama meyvesizdi. Elma ağacı ise çıplaktı; fakat toprağın altında hala hatırlıyordu: çiçek açmayı, meyve vermeyi, değişmeyi.
Kimse fark etmedi ama bahçedeki tek umut, yapraklarını dökebilme cesareti olan ağaçtaydı. Çünkü bazı ağaçlar hep yeşil kalır. Bazılarıysa her yıl yeniden başlar.
Kışın en uzun gecelerinden birinde rüzgar, bahçenin içinden geçerken çam ağaçları ilk kez fısıldaşmaya başladı. Sesleri reçine gibi ağırdı.
“Yine yapraklarını döktü.” dedi en yaşlı çam.
“Her yıl aynı şey.” diye karşılık verdi diğeri. “Zayıflık bu.”
Elma ağacı konuşmadı. Dalları çıplaktı ama kökleri uyanıktı. Toprağın altından gelen en ufak titreşimi bile hissediyordu. Yine de sessiz kaldı.
“Biz hiç değişmeyiz.” dedi bir çam gururla. “Kış bizi yenemez.”
“Evet.” dedi bir başkası. “Yeşil kalmak, hayatta kalmaktır.”
O anda elma ağacı konuştu. Sesi inceydi ama netti; karın üzerine düşen bir elma gibi.
“Ben yeşil kalmıyorum.” dedi. “Çünkü taşıyacaklarımı hafifletmem gerekiyor.”
Çamlar sustu. İlk kez biri onlara karşılık vermişti.
“Bahar geldiğinde,” diye devam etti elma ağacı, “siz aynı kalacaksınız. Ben ise yeniden doğacağım.”
“Ya donarsan?” diye sordu bir çam, alayla.
Elma ağacı rüzgara doğru eğildi.
“Donmak,” dedi, “unutmak değildir.”
Kış geçti. Bahçe çözülmeye başladı. Çamlar hala yeşildi ama gölgeleri soğuktu. Elma ağacının dallarında ise ilk tomurcuklar belirdi.
O gün çam ağaçları anladı:
Hep yeşil kalmak, her zaman canlı olmak demek değildi.
















