Neyi nereye koysam da nereden ne yetiştirsem diye düşünüp durduğum günlerdeyim. Aslında bakarsanız, hayatın bir karmaşasını çözdüğüm an peşine başka bir kördüğümle çıkıyor karşıma. Bitti dedikçe çoğalan bir dert girdabının içindeyim. Sonsuz bir döngüdeyim.
Bazen yakındığım şeylerin hiç geçmeyeceğini düşünüp kafayı yemelik olsam da, sonunda kendim için çabalıyor oluşumun derin sevincini yaşıyorum. Yerimde olmak isteyip de başka yerlerde dolanan kim bilir kaç kişi var? Henüz kimse çıkmadı karşıma, istediği konumda istediği hayatı yaşayan. Herkes bir şeylerden mustarip, herkes bir şeylerden muhakkak şikâyetçi. Şikâyet etmeden hayatın anlamı olur mu? Aslında bunu da tam olarak bilmiyorum.
Sürekli mutlu şeylerden bahsetmek mümkün dahi olsa, bir süre sonra çok sıkıcı olmaz mıydı? İnsan fıtratı gereği mutsuzlukla barışıktır. Her şeyin iyi olması bence mümkün değil. Kusursuz olan yalnızca Allah’tır. Bu yalnızca Allah’a aitken, biz kulların bunu beklemesi bile şaşırtıcı nitelikte.
“Bu konuya nereden geldin Ela?” diye soracak olursanız — ki siz sormuyorsunuz, biliyorum — kütüphanede yazıyorum bu yazıyı. Ders çalışmak için arada konum değiştiriyorum. Bu hem bana iyi geliyor hem de kendimi başka diyarlarda, ulaşılması mümkün bir iş yapıyor gibi hissettiriyor. Biraz da bilinçleniyorum. En azından buradan eve gidene kadar bu ruh hâlimin getirdiği güzellikleri taşıyacağım.
Buraya gelmek, bu yazıyı yazmak bile hayatın dört duvardan ibaret olmadığını kanıtlıyor göğsüme. Nasıl da sıkışıp kalmışım benlik dediğim hiçliğe…
Nasıl da sıkışıp kalmışım benlik dediğim hiçliğime,
Dört duvarı yaşamak sanmışım nefes aldıkça,
Hem öyle büyük şeylere de hacet yokmuş aslında,
Otobüs durağında da yaşamak hatırlanırmış.
Önümden zaman akıp gidiyor,
Benim için sadece duvarda bir saatmiş zaman.
Ne günüm belli ne gecem şu sıra,
İçimde benden binmiş, hâlim benden betermiş.
Bildiğimden betermiş, bilmediğimden betermiş,
Dert dediğim biter miymiş,
Yenisi eklenince bitermiş.
Nasıl da sıkışıp kalmışım benlik dediğim hiçliğime,
Dört duvar batıyor göğsüme nefes aldıkça…
















