Birçok insan hayatında en az bir kez şunu düşünür: “Biliyorum ama yapamıyorum.” Yapılması gerekenler bellidir; hedefler, istekler, planlar vardır. Buna rağmen harekete geçmek zor gelir, işler ertelenir ve zamanla bu durum kişide suçluluk, yetersizlik ya da umutsuzluk duygularını besler. Oysa erteleme, çoğu zaman düşünüldüğü gibi bir irade sorunu değil; anlaşılması gereken psikolojik bir süreçtir.
Bu yazıda ertelemeye bir problem olarak bakmak yerine, altında yatan sebepleri anlamaya; ardından harekete geçmenin ve sürdürülebilir ilerlemenin psikolojik temellerine odaklanacağız.
Erteleme Nedenleri: Neden Başlayamıyoruz?
Erteleme, genellikle tembellik ya da disiplinsizlik olarak tanımlanır. Ancak danışmanlık sürecinde gördüğümüz şey, ertelemenin çoğu zaman kişinin kendini koruma çabasının bir sonucu olduğudur. Başlamak; belirsizlikle, hata yapma ihtimaliyle ve görünür olmakla temas etmeyi gerektirir. Bu belirsizlik de kaygıyı tetikleyebilir.
Ertelemenin altında sıkça şu dinamikler yer alır:
Mükemmeliyetçilik: “Ya yeterince iyi olmazsa” düşüncesi, başlamayı tamamen engelleyebilir. Başarısızlık ya da eleştirilme korkusu: Denememek, başarısız olmaktan daha güvenli hissedilir.
Duygusal yük: Depresif ruh hali, tükenmişlik ya da yoğun stres, enerji ve motivasyonu düşürebilir. Özgüven zorlukları: “Ben yapamam” inancı, hedefi daha en baştan ulaşılmaz kılar.
Bu noktada önemli olan, ertelemeyi yenilecek bir düşman gibi görmek yerine, bize ne anlatmaya çalıştığını fark etmektir. Erteleme çoğu zaman “şu an zorlanıyorum” diyen bir iç sestir. Bu sesi duymadan sadece kendimizi zorlamak, problemi çözmek yerine derinleştirir.
Harekete Geçmek: Küçük Adımların Gücü
Harekete geçmek için çoğu zaman “hazır hissetmeyi” bekleriz. Oysa psikolojik olarak motivasyon, genellikle harekete geçtikten sonra oluşur. Yani önce büyük bir istek gelmez; küçük bir adım gelir.
Bu nedenle etkili başlangıçlar büyük planlarla değil, küçük ve yapılabilir adımlarla olur. “Bir saat çalışacağım” yerine “beş dakika başlayacağım” demek, zihinsel direnci ciddi ölçüde azaltır. Küçük adımlar, kaygıyı düşürür ve kişiye “yapabiliyorum” deneyimi yaşatır. Bu deneyim, özgüvenin yeniden inşa edilmesinde kritik bir rol oynar.
Burada amaç mükemmel ilerlemek değil, hareketle temas kurmaktır. Bazen sadece masaya oturmak, bazen defteri açmak ya da ilk cümleyi yazmak bile yeterlidir. Küçük adımlar küçümsenmemelidir; çünkü psikolojik değişimler çoğu zaman küçük ama tekrarlanan davranışlarla gerçekleşir.
Sürdürülebilirlik: Başladığını Nasıl Korursun?
Başlamak önemli bir adımdır; ancak birçok kişi için asıl zor olan, devam edebilmektir. Sürdürülebilirlik, yüksek motivasyonla değil; şefkatli bir disiplinle mümkündür. Her gün aynı performansı göstermek gerçekçi değildir.
Zorlanan, isteksiz hissedilen ya da ara verilen günler sürecin doğal bir parçasıdır. Sürdürülebilir ilerleme için şu noktalar önemlidir:
Esneklik: Hedefler gerektiğinde güncellenebilir. Bu bir vazgeçiş değil, uyum sağlama becerisidir. Gerçekçi beklentiler: Kendinden sürekli maksimum performans beklemek tükenmişliğe yol açar.
Kendinle konuşma biçimi: Eleştiren değil, anlayan bir iç dil, motivasyonu korur. Düzenli değerlendirme: “Ne işe yaradı, ne zorladı?” soruları süreci sağlıklı kılar.
Psikolojik açıdan sürdürülebilirlik, kusursuzluk değil; yeniden başlayabilme becerisidir. Ara vermek başarısızlık değildir. Tamamen bırakmak yerine yeniden temas kurabilmek, gerçek ilerlemenin göstergesidir.
Sonuç: Kendinle Aynı Tarafta Olmak
Erteleme, harekete geçme ve sürdürülebilirlik; birbirinden kopuk değil, iç içe geçen süreçlerdir. Bu süreçlerde en belirleyici unsur, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkidir. Suçlayan, zorlayan ve yargılayan bir iç ses; ilerlemeyi zorlaştırır. Anlayan, sınırları kabul eden ve küçük adımlara izin veren bir yaklaşım ise değişimi mümkün kılar.
Unutulmaması gereken şudur: Herkesin hayat koşulları, psikolojik dayanıklılığı ve temposu farklıdır. Bu yüzden ilerlemenin tek bir doğru yolu yoktur. Önemli olan, kendi ritmini fark etmek ve bu ritme saygı duyarak adım atabilmektir. Bazen en büyük değişim, kendinle aynı tarafta durmayı seçmekle başlar.

















