Günümüz dünyasının en büyük sorunlarından biri barışçıl yaşam tarzının tam anlamıyla benimsenememesidir. Dünya bir tanedir ve hepimiz insanız. Aynı normlar içinde yaşıyoruz. Hiçbirimizin birbirine üstünlüğü yoktur.
Afrika, Asya, Avrupa ya da dünyanın tüm bölgelerinde yaşayan insanlar eşittir. Peki neden barışçıl bir hayat yaşayamadık?
Savaşın hiçbir zaman kazananı yoktur. Sivil halk sürekli zarar görür. Hastaneler yıkılır, evler yıkılır, masum insanlar ölür. Ekonomi zarar görür, inşaatlar durur, yaşam şartları bozulur. Tüm dünya bundan olumsuz etkilenir.
Toprak dengesi bozulur, ekolojik sorunlar meydana gelir. Doğal sınırlar zarar görür, hayvanlar telef olur. Peki bu sorunlar nasıl çözülür? Ancak barış düşüncesi ve adil bir düzen ile çözülebilir.
Adil bir düzen için dünya ülkelerinin liderlerinin barışçıl bir anlayışla bir araya gelerek doğru ve yapıcı zirveler düzenlemesi gerekmektedir. Paydaş ülkelerin sağlıklı bir iletişim ve iş birliği içinde olmasıyla bütüncül sorunlar çözülebilir.
Küresel dünyamızın en büyük sorunları şunlardır:
- Eğitim yetersizliği
- Açlık
- Su kaynaklarının yetersizliği
- Kuraklık
- Barınma sorunu
- İşsizlik
- İnsanlar arasında eşitsizlik
Bu sorunlar çözülürse dünyamız daha yaşanabilir bir hâle gelecektir. Ne yazık ki devam eden savaşlar toplumsal huzurumuzu bozmuştur. Ülkemiz ise arabulucu rolüyle birçok sorunun çözümüne katkı sağlamaktadır. Ancak en büyük sorun barışçıl yaşamın tam anlamıyla sağlanamamasıdır.
İnsanlar neden birbirlerine düşmanca davranıyor? Neden sınırlar çiziliyor, neden “yasaklı bölge” deniliyor? Kardeşlik hukuku varken neden düşmanlık sürdürülüyor?
“‘Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta; dişsiz mi bir insan, onu kardeşleri yerdi!’”
Mehmet Akif Ersoy bu sözleriyle insanın insana yaptığı zulmü yıllar öncesinden dile getirmiştir. Bugün de bu sözler bize içinde bulunduğumuz zamanı hatırlatmaktadır.
Etrafımızda değerlerini kaybetmiş insanlar artmış, güvensizlik hayatımıza hâkim olmaya başlamıştır. Eşlerimiz dışarı tek başına çıkamaz, çocuklarımız okula güvenle gidemez hâle gelmiştir. Ne oluyor bize? Neler yaşıyoruz?
Sonuç olarak, insanlık ya ayrışmayı sürdürecek ya da ortak vicdanda buluşarak barışı bilinçli bir tercih hâline getirecektir. Barış; sadece savaşın yokluğu değil, adaletin ve merhametin hâkim olduğu bir düzendir. Daha güvenli bir gelecek istiyorsak, insanı insan olduğu için değerli görmeyi yeniden öğrenmek zorundayız.
















