Gün yirmi dört saat. Bu yirmi dört saatin bir kısmında uyuyor, bir kısmında uyanık kalıyoruz. Ama bu denge çoğumuz için sadece fiziksel bir dengeden ibaret. Ne demek istediğimi ilk anda anlamamış olabilirsiniz.
Şöyle söyleyeyim: Gün 24 saat olabilir ama kaygılarımızın saati yok. Onlar belirli bir zamana, belirli bir mekâna sığmıyor. Bazen sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başlıyor. Bizimle kahvaltı masasına oturuyor, gün boyu zihnimizde dolaşıyor ve gece gözlerimizi kapattığımızda bile peşimizi bırakmıyor. Hatta öyle anlar oluyor ki rüyalarımızın şeklini bile değiştiriyor.
Bir sınav düşünün… Gireceğiniz bir okul sınavı, ehliyet sınavı ya da bir mülakat. Önemli bir toplantı… Belki karşı cinsle yapılacak bir buluşma ve sonrasında nasıl ilerleyeceğini bilmediğimiz bir sohbet. Maddi kaygılar… Evlilik kaygısı… Manevi kaygılar… Örnekler çoğaltılabilir. Çünkü kaygı, hayatın her köşesinde kendine yer bulabiliyor. Kaygıları sayarken bile kaygılandığımı söyleyebilirim. Sayması bile bu kadar zor ve uzun iken, yaşamak ya da yaşamaya kaygılanmak ne elem bir şeydir…
Dünyanın gidişatı ve insanların kapitalist sistemle uyumlanma çabası da bu kaygılarımızı artırıyor; yaşamın içinde yavaş yavaş yok oluşumuzu hızlandırıyor.
Sorun belli. Peki ya çözüm?
Her duygu gibi kaygı da hayatımızda olması gereken bir duygudur. Fakat sorun, onun ölçüsünde ve zamanlamasındadır. Yarın için bugünden, hatta aylar öncesinden kaygılanıyoruz. Bu durum bir süre sonra duygu olmaktan çıkıp hastalık halini alabiliyor.
Bu noktada kendime ve sizlere bir öneri sunmak istiyorum:
Kaygıyı zamanına ertelemek. Mesela bir hafta sonraki sınav için bugünden kaygılanmak size bir şey kazandırmaz; aksine kaybettirir. O sınav için bugünden yapabileceğiniz tek şey; sistemli, güzel bir çalışma ve yetersiz kaldığınızda destek almaktır. Sonrası zaten olması gerektiği gibi olacaktır. Kendinizi bunaltmak, uykularınızı kaçırmak yerine; doğru hareket ve doğru zamanlama ile istediğiniz sonuca daha kolay ulaşabilirsiniz. Olmaması hâlinde ise tek diyeceğim şey: Nasip. Çünkü elimizden geleni yaptıktan sonra da olmuyorsa, olmaması gerektiği içindir.
Unutma! Yarının derdini bugüne taşımak, bugünü de öldürür. Sen yaşatmak için çabala. 🌿



















