Sevmek mi?
Sevilmek mi?
Yaşantımız boyunca hep aynı soruları duyduk. Bu duygularla yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz… Sevmenin tadı, yüreğin adıdır sevgi. Yürek sevdi mi, ömür güzel olur.
Sevmek ne güzel bir duygu! Kısa bir sohbetle başlayan diyalog, ömürlük bir dostluğa, yürekte sevginin en doğal haline dönüşür.
Kendinizi zorla sevdiremezsiniz! Sohbetinizde bir samimiyet, güven, doğruluk, en önemlisi anlaşılmak ve dinlenmek yoksa; sevginin hasını göremezsiniz… Bir defa yürekte isminiz yazıldı mı, orada yeriniz hep kalıcı olur.
Sevdiğin zaman sevilir, sevildiğin zaman seversin… Yüreğe sev diyemezsin! Yürek kendi duygularıyla sevgisini gösterir. Sevgi içten ve samimi olmalı ki ömürlük hikâye yazılsın… Sevgiyi sadece özel günlerde göstermek, sevdiğini sadece özel anlarda dile getirmekle sevgi yaşanmaz…
Sevmek zor değil! Sevilmek daha zor bir duygu. Kendini sevdirmek zordur hayata, yüreğe girmek, birilerinin sevgisini kazanıp seni her gördüğünde hasbihal etmek mutluluk katar sevilene.
Bir yüreğe kaç sevgi sığabilir ki? Bir yürek her daim ilk günkü gibi sevgisini eksiltmeden nasıl da sever? Kendini sevdirmek için içten bir gülüş, samimi bir davranış ve dürüstlük yeter.
Sevilmek için önce sevmeyi bilmek gerekir. Sevmeyi bilmeyen yürek, hayata umutla, güzellikle bakamaz… Sevgi ne dilde dolanan ne de kalemle yazılıp anlatılacak bir duygudur… Kalp, sevginin yuvası, sevmenin son durağıdır… Gözler kalbin aynasıdır. Orada göreceğin tek bir duygu, sevilmektir.
Sevmeden sevilmek! Başıboş gezen, yaşamda hedefi olmayan hayata benzer…
Sevgiyi yaşatan duygu, sevilmeyi öğretir hayata…
















