Aralık ayının son günlerindeyiz. Soğuk havada güzel bir yürüyüş yapmış, eve dönüyorum. Caddenin karşısına geçmek için trafik ışıklarına geldim ve bekliyorum. Bir anda, bana yeşil yanmasını beklerken yine kafamın içinde dolanan binlerce, belki de daha fazla sorularla kendimce hayatı sorguluyorum. Evet ya diyorum kendime, evet!
Nasıl da doğru bir benzetme şu anda aklımdan geçenler. Hayatta aynı bu trafik ışıkları gibi. Kimine hep yeşil yanar (yani hiç beklemeden), kimi ise kırmızıya takılır gider, ömür boyu hep bekler.
Kimileri içinse kırmızı ışığa yakalanmadan hayat yolu akar gider. Hep yeşil, daima yeşil. Sıra hep sende. Haydi geç, bekleme. İşte bunlar hayattaki şanslı insanlardır. Şansı olmayanın hayat yolu daima zordur. Başkalarına kolay gelen, sıradan olan her şey şanssız olanlara dağları aşmak kadar zor gelir.
Hayat vızır vızır işleyen bir otoban gibi. Koşturmaca hiç bitmez. Hayat yolunda, aynı otobandaki araçlar gibiyiz her birimiz. Belirli bir hızla giderken ışıklara yaklaşıyoruz; eğer kırmızı ışığa denk geldiysek yeşil yanana kadar bekleyeceğiz. Şansımız varsa da kırmızı ışığa hiç takılmadan basıp gideceğiz. Hep yeşil, daima yeşil!..
Bence hayat tam da böyle. Eğer kırmızıda geçersek ceza yeriz, en basitinden. Şansımıza inat kafa tutarsak bir şekilde biz yeniliriz.
Tam hazırlanırken sarı ışıkta yeşile doğru bir heyecan ve yürü kim tutar seni misali, yol bize serbesttir artık. Kırmızılarda durmadan yeşille ilerleyen bir hayatta ileri gitmek ne kadar kolaysa, duraklama yapa yapa gitmeye çalışmak da bir o kadar zor elbet. Basıp giden, ulaşacağı yere daha çabuk ulaşıyor; hayatta da böyle, engelsiz ilerliyor. Zavallı kırmızı ışığa takılanları nasıl yakalasın şimdi bunları!..
Hayat yolunda, trafikte mücadele eden biz insanlar…
Yaşam boyu biraz ileri, biraz geri giderek yaşıyoruz. Ne kadar sorguluyor, ne kadar düşünüyoruz yaşadığımız hayatı? Belki de birçoğumuz ne yaşadığımızı bile bilmeden kendimizi kaptırmış gidiyoruz. Özellikle büyük şehirlerde yaşayan bizler. Günlük rutinimizde günü bitirmek ilk amacımız oluyor. Sonrasında ise evimize ulaşıp dinlenmek en tatlı günlük hayalimiz. Sonra yine her şey bildiğimiz gibi; hayat işte!.. Daha ne olsun ki.
















