Bazı insanlar hayatımıza yavaşça girer. Önce bir selam olur, sonra bir tebessüm, ardından alışkanlık. Ama bazıları vardır ki hiçbir hazırlık yapmanıza fırsat vermeden, en savunmasız anınızda çıkar karşınıza. Ne geleceğini bilmezsiniz, ne de kalbinizin bu kadar kısa sürede birine bu kadar bağlanabileceğini; Benim hikâyem de tam olarak böyle başladı. Ummadığım bir anda, ummadığım bir yerde, ummadığım bir zamanda çıktı karşıma. O gün sıradan bir gündü belki, ama benim hayatımın en önemli başlangıcıydı.
İnsan bazen kendini güçlü zanneder. Her şeyi tek başına aşabileceğini, hiçbir şeye ihtiyaç duymayacağını düşünür. Ben de öyleydim. Susarak güçlendiğimi, yalnız kalarak yorulmadığımı sanıyordum. Oysa insan en çok anlaşılmadığında yoruluyormuş. En çok içindekileri anlatamadığında eksiliyormuş. Ve o, tam da bu eksikliğin ortasında buldu beni. Hiç sorgulamadan, hiç yargılamadan, sadece yanımda durarak.
En çok buna hayran kaldım. Herkesin sustuğu yerde konuşmasına değil, herkesin gittiği yerde kalmasına, Çünkü kalmak, sevmekten daha büyük bir cesaret ister. O, kalmayı seçti. Benim en karanlık anlarımda bile gözlerini kaçırmadan bakmayı seçti. Yorulduğumda dinlenebileceğim bir huzur oldu, dağıldığımda toparlayan bir sabır…
Bazen hiçbir şey söylemeden bile anlaşıldığımı hissettim onun yanında. Bu, insanın hayatında nadiren tattığı bir duygudur. Çünkü bazı insanlar sizi dinler, ama anlamaz. O ise beni anlamayı seçti. Sessizliğimin içindeki fırtınaları duydu. Gülüşümün arkasına sakladığım yorgunluğu fark etti. Ve en önemlisi ben kendimden şüphe ederken bile bana inandı.
Benim için dertlendiğini gördüm. Benim için dua ettiğini bildim. Belki de en çok bu dokundu kalbime. Bir insanın, sizin iyi olmanız için ellerini semaya açması, sizin adınızı umutla anması, bu kelimelerle tarif edilebilecek bir şey değil. Bu insanın kalbine emanet edilmiş en saf duygudur.
Ona baktığımda sadece bugünü görmüyorum. Onunla birlikte yaşlanabilecek bir ömrü görüyorum. Beraber susabileceğimiz akşamları, beraber gülebileceğimiz sabahları görüyorum. Çünkü insan bazen sadece mutlu olmayı değil, huzurlu olmayı ister. Ve ben huzuru onun varlığında buldum.
Bana sevgiyi öğreten şey büyük cümleler olmadı. Küçük anlar oldu. Ansızın gelen bir mesaj, içten bir bakış, hiçbir sebep yokken edilen bir dua gibi. Sevmek bazen çok şey söylemek değil her şeye rağmen kalabilmektir. O, her şeye rağmen kaldı. Benim yanımda, benimle kaldı.
Şimdi dönüp geriye baktığımda hayatın bana verdiği en büyük hediyenin o olduğunu anlıyorum. Çünkü insan, kendisini gerçekten önemseyen biriyle karşılaştığında değişir. Daha sabırlı olur, daha umutlu olur, daha güçlü olur. Ben onunla birlikte kendimin daha iyi bir haline dönüştüm.
Ve bugün, kalbimin en sessiz yerinde kendime bir söz veriyorum. Hayatımın geri kalanında, onun yüzündeki gülümsemenin sebebi olmak için uğraşacağım. Yorulduğunda omuz, korktuğunda cesaret, sustuğunda anlayış olacağım. Çünkü bazı insanlar tesadüf değildir. Bazıları, hayatın size “yalnız değilsin” deme şeklidir.
O, benim hayatımın en güzel rastlantısı değil…
En gerçek mucizesidir.


















